1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. SOKAĞI DİNLEMEYEN SOKAKTAN DESTEK ALAMAZ
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

SOKAĞI DİNLEMEYEN SOKAKTAN DESTEK ALAMAZ

A+A-

Sokaktan kasıt halktır. Zenginiyle fakiriyle, okumuşuyla okumamışıyla, esnafıyla tüccarıyla, amiriyle memuruyla, seçilmişiyle seçilmemişiyle, yöneteniyle yönetileniyle, hülasa yediden yetmişe herkesi eşit bir şekilde kucaklayan bir kelime olarak kullanıldığını ve kullandığımızı ifade ederek, makalemize başlamak istiyorum.  Millet olarak inandığımız gibi yaşamazsak da, genel manada ahlak ve maneviyatta önem vermeyen, öyle veya böyle bir şekilde milletin önünde duran ve milleti yönlendirmeye çalışan siyasilere, sanatçılara aydın ve yazarlara itibar etmeyiz.

Ahlaki katsayıları düşük insanların eline güç geçince, zenginliklerini makam ve mevkilerini, insan onur ve haysiyetine yakışmayan bir kibirle, geçmişlerini unuturcasına insanları tepeden bakarak haksızlık yaptıklarını ve yapacaklarını milletimiz yaşayarak öğrenmiştir.  Köyde, şehirde yaşayan, mektep medrese gören, görmeyen insanlarla bütünleşemeyen onları dinlemeyen, siyasi partiler ve adaylar başarılı olamazlar. Sokağı dinleyen onlarla yaşayan bir insan olarak,  sokağın sesini tüm siyasi partilerin adaylarına duyurmak istiyorum.

Batı medeniyetini İslam medeniyetinden üstün gören ve batıyı taklit eden, gerinin gerisi olan mermer kafalı zevatı dinlemekten çok sokağı dinlemeye gayret ediniz. Şahsi ikbal ve menfaatleri için sizlere yaklaşan insanları, sıradan insanlara tercih etmeyiniz. Halka tepeden bakan tuzu kuru insanları dinler ve sadece onlara kıymet verirseniz, Anadolu kokan insanları küstürmüş olursunuz. Zengin fakır, imtiyazlı imtiyazsız gibi bir ayırım yaparsanız, sokaktan beklediğiniz desteği alamayabilirsiniz.  Sokağın sessizliğine kulak vermez, pazarcı esnafının ve diğer insanların dertlerini dinlemez, algı operasyonlarıyla bozulan halkın morallerini düzeltme yönünde adım atmazsanız, sokak sizlerle beraber yürümeyeceğini düşünerek, sokağa karşı olan duruşunuzu tavır ve davranışınızı gözden geçirmelisiniz.

Milletin önüne çıkan adaylar, öncelikle Yüce Allah’a sonra kendilerine daha sonra millete güvenerek yola çıkmalıdırlar. Sadece partisinin ve liderinin gücüne güvenerek yola çıkanlar yarı yolda kalacaklarını düşünerek hareket etmelidirler. Siyasi partilerin adayları, sadece kendilerinin seçilmesi için değil, mensup olduğu partisini, geçmiş seçimlerden çok daha güçlü bir sayısal orana ulaştırma gayretiyle çalışmalı ve liderinin elini güçlendirmelidir.

Yeni nesil gençlerimize, yakın siyasi tarihimizi bilinçli olarak anlatarak geleceklerini inşa etmeye çalışmalısınız. Millet olarak ne türlü çilelerden geçtiğimizi, 1960, 1980 darbesiyle ve 28 Şubat 1997 surecinde yaşadığımız siyasi sosyal, kültürel ve ekonomik kayıplarımızı anlatınız. Üniversite kapılarında, ikna odalarında, emniyet nezarethanelerinde başörtülü öğrencilere neler yapıldığını, kamu alanı diyerek hastanelere sokulmayan, askeri nizamiyelerden içeri alınmayan başörtülü annelerin, sakallı babaların nasıl hakaretlere uğratıldıklarını anlatmaya gayret ediniz. 

28-Şubat surecinde, temel insan hak özgürlüklerine aykırı davranan, yaptıklarına pişman olmayan, aynı işleri yapmak için fırsat kollayan vesayetçi kafaları unutmadan halka şikâyet ediniz. Rahmetli Menderes’in idamını, Turgut Özal’ın ölümünü, Orgeneral Eşref Bitlisin ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun şaibeli ölümlerini, Erbakan hocanın hayatı boyunca neden siyasi yasaklı konuma getirildiğini, yeni nesil gençlerimize teferruatlı bir şekilde anlatınız. 

Her şart altında hakkı ve haklıyı üstün tutunuz. Haksız kim olursa olsun onun haksızlığına geçit vermeyiniz. Sokak, mahalle ve köyde yaşayan insanlarla ayrı, elitlerle ayrı konuşarak çelişkili duruma düşerek inandırıcılığınızı kaybetmeyiniz.  Zorbaların, menfaatperestlerin ve dalkavukların tesirinde kalarak, nefsi hesaplar yapmayınız. Meşru olan her türlü tedbirleri alarak Yüce Allah’a (CC)tevekkül ederek, takdir edilen neticeye razı olunuz. 

Geçmişinizi inkâr etmeyiniz, domates ekmek ve peyniri bir arada bulamadığınız günleri, ayakkabınızın altı delik olduğunu, ikinci bir gömleğinizin olmadığını, rutubetli odalarda kaldığınızı, anneleriniz babalarınız sizleri hangi şartlarda okutmaya çalıştıklarını asla unutmayınız. Yaşadığınız tüm zorlukları yeni nesil gençlere anlatmaya gayret ederek sokakta, mahallede ve köyde yaşayan insanlarla bütünleşmeye gayret ediniz.

Sokakla samimi bir diyalog halinde olunuz ve onlardan biri olduğunuzu söyleyerek kendinizi onlara sevdiriniz. Sokakta karşılığınız yoksa sokaktaki insandan karşılık alamazsınız. Sivil örgüt temsilcileriyle,  hemşeri derneklerinin başkan ve yöneticileriyle, üst seviyeli bürokratlarla lüks ötelerde veya diğer yerlerde yemekli özel toplantılar yapmak siyasi getirisi az olan faaliyetler olduğunu bilerek hareket etmelisiniz. 

Halka açık olmayan bu gibi ve benzeri toplantılar, sokaktaki insanı küstüreceğinden, seçmen bazında bazı sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Belediye başkan adaylar olarak, sokak, mahalle köy, şehir halkıyla eşit bir şekilde güçlü bir bağ kuramazsanız,  sokak halkından beklediğiniz desteği ve oyu alamazsınız.

 “Sokak ne anlar” cümlesinin verdiği negatif bir enerji ile toplumun karşısına çıkmamalısınız. Negatif yüklü hiçbir aday sokaktan beklediği desteği alamaz. Sokağın desteğini almak isteyen adaylar, riyakârlık yapmadan samimi bir şekilde  “Sokak her şeyi bilir” cümlesinin verdiği pozitif enerjiyle halkın karşısına çıkarsanız, sokağın güçlü desteğini alacağınızdan emin olabilirsiniz.

İstisnalar olsa da, genel anlamda halkımız, makamın, rütbenin, paranın, şanın, şöhretin tutsağı olan, kendini beğenmişlere, bilgiçlik taslayanlara, halkı bilmez anlamaz yerine koyanlara, geldikleri yeri ve geçmişlerini unutanlara itibar etmediğini biliniz ve ona göre hareket ediniz.   Geçmişlerini unutanlara veya unutacaklara 46 sene önce Trabzon Ticaret Lisesinde talebe iken, rahmetli Kemal Abanoz hocamız kulağımıza küpe olsun diye yaşadığı şu olayı anlatmıştı.

[“ Lise yıllarımızda güzel giyimli, çalışkan bir arkadaşımız vardı. Kendisinin zengin bir aile çocuğu olduğunu düşünürdük. Lise bitince üniversiteye gittik, biz öğretmen, kendisi de bir bakanlıkta genel müdür oldu. Günlerden bir gün Genel müdür Trabzon’a bir açılışa gelir. Yağ, peynir satmak için, köyden pazara gelen annesi, oğlunu görmek için, insanların arsından geçerek oğluna yanaşır.

Genel müdür olan oğul, sırtında sepetçiği ile gelen annesini görünce, korumalarına şu kadını buradan uzaklaştırınız deyince, anne aslanlar gibi kükreyerek, oğlum ben seni yetim büyüttüm, vatana millette faydalı bir insan olman için okuttum. Arkadaşlarının içinde ezilmeyesin diye yemedim yetirdim, giymedim giydirdim, ama gördüm ki sen anasından utanan bir evlat oldun, anasından ve geçmişinden utanan bir evlattan bu ülkeye hayır gelmez. Seni Yüce Rabbime havale ediyorum diyerek ayrıldı.” “ Ne acı ki, Genel müdür Ankara’ya dönerken trafik kazası geçiriyor ve ölüyor. Unutmayınız ki, Ana yüreği, vatan yüreği ve millet yüreği her şeyi sindirir, lakin ihaneti ve nankörlüğü asla sindiremez. Bu sözümü de unutmayınız”]                                 

Bu yazı toplam 806 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.