• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli -1 °C

Sokağın dili değişiyor

İsmet ÇİĞİT
Çok sıradan, çok ortalıkta yaşayan, bu kentteki her sosyal sınıfın arasında dolaşıp, herkesle sohbet eden ve işimi yaparken de bu yaşam biçiminden beslenen biriyim. Öğle yemeklerini esnaf lokantalarında yerim. İnsanların küçücük salonunda kuyrukta beklediği ucuz berberlerde tıraş olurum. Zaman zaman orta ölçekli esnaf arkadaşlarımın dükkanlarını ziyaret eder, bir çay içimlik sohbetlere katılırım. 
Çok net biçimde fark ettiğim bir durum var; sokağın dili değişiyor. Nasıl mı, anlatmaya çalışayım…
……….
2002 yılı sonundaki seçimlere girilirken, AKP’nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın nezdinde çok büyük itibar gördüğü, dahası o günlerin çok kötü yönetilen Türkiye’sinde Erdoğan’ın ve partisinin büyük bir umut haline geldiği ve iktidara yürüdüğü çok açık görünüyordu. İlk 5 yıl çok başarılı geçti. Sokak’ta iktidarın yaptığı iyi işler, Erdoğan’ın liderliği konuşuluyordu. 2004 yerel seçimlerinde AKP’nin adayları, “Erdoğan’ın adamları” rakiplerini ezip geçti. Rüzgar, 2007 genel seçimlerinde, 2009 yerel seçimlerinde şiddetini arttırarak devam etti. İşsizlik artmış, dünyadaki ekonomik kriz Türkiye’yi de etkilemeye başlamıştı. Buna rağmen 2011 genel seçimlerine girilirken, esnaf lokantasında, küçük ucuz berberin salonunda, sokakta ortak bir dil vardı. 
“Allah bunlardan razı olsun” diyordu pek çok vatandaş. “Hastalandığım zaman, özel hastaneye, en iyi doktora gidiyorum, para vermeden tedavi oluyorum. İlacımı kuyrukta beklemeden bedava alıyorum. Devletin hastaneleri tertemiz. Üç-beş gün hastanede yattım. Çok iyi bakım gördüm. Para vermedim” diyordu. Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki “One minute” sözü slogan olmuş, ağızdan ağza dolaşıyordu. 
“-Bunlar namuslu, düzgün, gerçekten Müslüman adamlar” diyordu vatandaş.. Bak, Hızlı Tren geliyor, İstanbul’un altına metro yaptılar. Yazın Antalya’ya, Bodrum’a gittim. Bayramda memlekete gittim. Her yerde duble yol var. Diye iktidarı övüyordu. 
Başörtüsü yasağının-zulmünün- kalkmasından,  İmam Hatip’lerin yaygınlaşmasından, İmam Hatip mezunlarının üniversiteye girişte diğer okulların mezunları ile eşit haklar kazanmasından memnun olan, bütün bunları takdir eden çok fazla insan vardı, konuşuyordu. 
30 Mart yerel seçimleri öncesi, 17 ve 25 Aralık olayları kafaları karıştırsa da 30 Mart Yerel seçimleri de bu rüzgarın etkisinde geçti. 
10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelinirken, kafası karışmış bir hayli insan vardı. Ama halkın yarısından fazlasının “Recep Tayyip Erdoğan’a”  o güne kadar yaptıkları için  şükran borcu vardı, vefa borcu vardı. Vatandaş sandığa gitti, bu borcu da ödedi.
……….
Şimdi yeni ve çok önemli bir genel seçime gidilirken, sokakta farklı dili, farklı söylemleri duyuyorum. 
Bir emekli, “Allah Erbakan Hoca’yı gani gani rahmet eylesin. Adam oymuş. Emeklinin yüzü bir tek Erbakan döneminde güldü. Bunlar kendilerini zengin etti. Emekliye ne verdi” diye söyleniyordu. Pek çok küçük esnafın kafasına “1150 küsur odalı” Ak Saray takılmış. “Bu kadar lükse ne gerek var” diyorlar. 17 ve 25 Aralık 2013 tarihli operasyonlarda sıcağı sıcağına pek anlaşılamayan yolsuzluk iddialarının Meclis Soruşturmasındaki süreci, Ebru Gündeş’in kocasının yaptıkları, bütün bu haberlerin yazılmasına sansür uygulanması, sokaktaki sıradan vatandaşın daha çok dikkatini çekiyor. 
Son günlerde sıradan, orta halli vatandaşı en çok yaralayan konu da  “Devlet kurumlarına sınavsız, torpilli yakınların alındığı” iddiaları oldu. Başbakan’ın bu iddiaları yanıtlarken, “Kemal Kılıçdaroğlu da SSK Genel Müdürlüğü zamanında 60’dan fazla akrabasını sınavsız işe aldı” demesi de vatandaş tarafından “Tencere dibin kara, seninki benden kara” şeklinde algılandı. 
İşçi, memur, esnaf, emekli, hatta sanayici iktidara, AKP’ye bakışını değiştiriyor. Pek çok işsiz, umutlarını kaybediyor. Her gün televizyonlarda, ulusal gazetelerde hükümeti, Cumhurbaşkanını, Başbakan’ı, Bakanları dinliyor. Türkiye’nin ne kadar büyüdüğünü,  nasıl zenginleştiğini duyuyor, sonra kendi durumlarına bakıyorlar. Pek çok vatandaşın, “Hele devletin iki yakası bir araya gelsin. Devletim zenginleşsin, elbet benim de payıma daha fazla gelir düşecektir” beklentisinde törpülenme başladı. 
Türkiye’nin halinin, dış politikanın pek iyi olmadığını düşünmeye başladı insanlar. Bazı şeyler de kör parmağım gözüne misali ters gidiyor. Düşünün, “Dünyanın en güçlü ülkelerinden biri” olarak gösterilmek istenen ülkemizde, Olimpiyat düzenlemeye talip olmuş İstanbul Olimpiyat stadında Beşiktaş İngiliz takımı ile Avrupa Kupası maçı oynarken, iki kere elektrik kesiliyor. 
………..
Sokağın dilini dinleyip, tercüme ettiğim zaman, “Tamam, 2015 genel seçimlerinde bu iktidar gidiyor” demenin çok iddialı bir söylem ve öngörü olduğunu elbette biliyorum. Ama önümüzdeki 6-6.5 aylık süreçte yaşanacak gelişmelere de bağlı olarak, 2002’den bu yana  AKP oylarında görülen sürekli yükselişin  sonunun geldiğini  iktidarın özellikle “Anayasayı tek başına değiştirecek” çoğunluğa ulaşma hedefinin bu şartlar altında pek mümkün olamayacağını hissediyorum. 
Kuşkusuz, siyaset sahnesindeki tek kurum AKP değil. Diğer siyasi partilerin vatandaş nezdinde, “Bunlara lanet olsun. Yine kötünün iyisi AKP’dir” dedirtmemesi lazım. Bu koşullar altında, sokaktaki dil böylesine değişmişken bile önümüzdeki seçimlerde AKP yine rakiplerine uzak ara fark yapar, ülke genelinde oyların yarısına yakınını alırsa, mevcut muhalefet partilerinin bütün yöneticilerinin ölene kadar siyasetten yasaklanması,  Türkiye siyasetinin tepeden tırnağa yeniden yapılanması kaçınılmaz olacaktır.
Bu yazı toplam 1108 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37