1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Sorunları çözmesi gerekenler sorunun parçası oldular
Sorunları çözmesi gerekenler sorunun parçası oldular

Sorunları çözmesi gerekenler sorunun parçası oldular

12 Haziran 2011 yılında bir seçim yapıldı. Seçmenin yarısı tercihini AK Parti’den yana kullanarak güçlü bir hükümetten yana olduğunu belirtti. Ayrıca milletimiz, iktidara getirdiği AK Parti

A+A-

12 Haziran 2011 yılında bir seçim yapıldı. Seçmenin yarısı tercihini AK Parti’den yana kullanarak güçlü bir hükümetten yana olduğunu belirtti. Ayrıca milletimiz, iktidara getirdiği AK Parti’ye tek başına Anayasa’yı değiştirme yetkisi vermeyerek, Anayasa yapılmasında diğer partiler ile uzlaşma mesajı verdi.

Seçimden hemen sonra cezaevinde bulunan ve milletvekili seçilen Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarında yargılanan sekiz kişinin durumunun ne olacağı tartışmaları sürerken, Yüksek Seçim Kurulu’nun Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle hakkında verdiği karar siyasi ortamı gerginleştirdi.

Terör örgütü propagandası yapmak suçundan bir yıldan fazla ceza aldığı için milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle’nin, Yargıtay tarafından seçimlerden üç ay önce onanan bu cezasının seçimlere üç gün kala Yüksek Seçim Kurulu’na bildirilmesi, cezayı onaylayan heyette bulunan hâkimin aynı zamanda YSK’nın üyesi olması, bütün bunlara rağmen YSK’nın haberdar olmaması anlaşılır gibi değildir.

Anlaşılmayan diğer husus ise, 1997 yılında “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik’ ten mahkûm olan ve seçilme hakkını kaybeden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesi için değiştirilen Anayasa ve yasalar neden Hatip Dicle için uygulanmadığıdır.

Hatip Dicle olayı daha sıcaklığını korurken bu defada Ergenekon davasından yargılanan ve CHP listelerinden milletvekili seçilen Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay ve MHP listesinden seçilen Engin Alan hakkında ilgili mahkemelerin tutukluluk hallerine devam kararı vermesi şoku yaşanmaya başlandı.

Bu şok daha atlatılmadan KCK davasından tutuklu olarak yargılanan ve 12 Haziran seçimlerinde bağımsız milletvekili seçilen 5 milletvekili hakkında da tutukluluğun devamı kararı verilmesi, daha meclis toplanmadan kriz yaratmıştır.

Siyasallaşan yargının bu kararlarına tepki olarak Bağımsız Türkiye Partisi desteği ile seçilen 30 milletvekilinin meclise girmeyerek yemin törenine katılmamaları, CHP milletvekillerinin ise meclise gelerek yemin etmemeleri krizi daha da tırmandırmıştır.

Halkın sorunlarını çözmek için dört yılda bir seçilen milletvekilleri ne yazık ki, bu defa kendileri sorun olmuştur. Sorunu çözmek ile sorumlu olan parti yöneticileri bu kararları ile sorunu yaratmak isteyenlerin değirmenine su taşımışlardır.

Her kriz çıktığında suçu Anayasaya yükleyenler bu defa da aynı tepkiyi göstermişler bu krizinde mevcut Anayasa’nın 83 ve 14 cü maddelerinden kaynaklandığını öne sürerek sorunun çözümü için yeni Anayasa’nın yapılmasını önermişlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar üç kere Anayasa yeniden yazılmış, bu yazımların tamamı da kurucu meclisler tarafından yapılmıştır. Cumhuriyeti kuranlar tarafından hazırlanan ve105 maddeden oluşan 1924 Anayasa’sı ülkeyi 1960 yılına kadar taşımış, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi sonucu kurulan Kurucu Meclis özgürlükleri genişleten, işçiye grev hakkı tanıyan, sivil toplum örgütlerini etkinleştiren 157 maddeden oluşan yeni bir Anayasa yapmıştır.

Bu Anayasa’nın ömrü pek uzun olmamış, öğrenci olaylarından ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinden memnun olmayanlar 12 Mart 1971 muhtırasını veren cuntacıların gücünü de arkalarına alarak, 1961 Anayasa’sı ile verilen özgürlükler yapılan değişiklikler ile geri alınmıştır.

Bununla yetinmeyenler 24 Ocak 1980 kararları ile getirilen ekonomik yaptırımları rahat bir şekilde uygulayabilmek için 12 Eylül 1980 tarihinde yapılan askeri müdahaleyi teşvik etmişler, bunun sonucunda da toplumun yönetenlere karşı örgütlenme mekanizmaları olan sendikalara, üniversitelere ve sivil toplum örgütlerine siyaset yasağı getiren, halkın özgürlüklerini kısıtlayan, düşünceyi dahi suç sayan 174 maddeden oluşan 1982 Anayasa yürürlüğe sokulmuştur.

Bu Anayasa ile bugüne kadar ülkeyi yöneten seçilmişler, her seçimde demokrasi ve özgürlüklerden bahsetmelerine rağmen yönetime geldiklerinde söylediklerini unutup cuntacıların yaptığı Anayasa’nın özgürlükleri kısıtlayan maddelerini değiştirmemişler, Avrupa Birliği baskısı ile değiştirdikleri maddeleri de yaşama geçirmemişlerdir.

Son yapılan halk oylaması ile yargıyı tamamen ele geçiren AK Parti hükümeti seçim meydanlarında yapamadığını yargı yolu ile yaparak bir kişinin seçilmesine rağmen milletvekilliğini düşürmüş, cezaevinde tutuklu bulunan sekiz milletvekilinin de meclise gelerek yemin etmelerinin ve yasama çalışmalarına katılmalarının önünü kapatmaya çalışmaktadır. Toplumun sosyal yaşamının gerisinde kalan mevcut Anayasa’nın değiştirilmesi sonucunda belki, bugün yaşananlar bir daha yaşanmayacaktır. Ancak yeni Anayasa’dan önce özellikle iktidar partisi yargı bağımsızdır savının arkasına sığınmadan, ağzından düşürmediği Milli İrade’nin meclise yansıması için gerekli tedbirleri almalıdır.

Aksi takdirde bugün hükmettiği yargıya, yarın kendisi muhatap olduğunda yanında kimseyi bulamayabilir.

Bu haber toplam 931 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.