İlksen ÇAĞLAYAN

İlksen ÇAĞLAYAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Söz mü?

A+A-

Sözlerden çok davranışların değerli olduğunu düşünürüm hep. Yani ne kadar söz söylense bile içi davranışla doldurulamadığı ya da davranışla taçlanmadığı zaman bunun bir anlam ifade etmediğini düşünürüm. Bu , bir sporcunun ben çok çalışıyorum çok iyiyim, herkesten daha yetenekliyim, çok başarılıyım deyip aslında hiçbir seviye atlamaması gibidir. Ya da kişinin kendisini ben çok güzel yemekler yaparım diye methedip aslında bir yumurta bile kıramaması veya onu yaparken bile sürekli hayıflanması gibidir..

Her şey sözlerden ibaret elbet ve hatta insanın karşı tarafa verdiği bir” söz”ün ise en kıymetli şey olduğunu çok da yazıya gerek olmadığını düşünürüm. Ama anlatmak istediğim bu tarz bir “ söz “ değil.. Az evvel de dediğim üzere içi boş sözler inandırıcı değildir, olamaz. Bunu illa ki davranışa dökmek gerekir. Eğer öyle olsaydı masaldaki  prenses kurbağayı yanına alıp bir prense dönüştürmez  , sadece onunla konuşur ve o kurbağa da sonsuza dek aynı şekilde yaşayıp giderdi.

Bir de genelde aslında kişi eğer ki kendini övüyor veya sürekli bir şeyden bahsedip duruyorsa onda da gerçeklik payı bulunduğunu sanmam. “Ben adalete çok değer veririm” diyebilir, fakat aslında en yakın iki kişi arasında bile ayrımcılık yapıyor , birisini daha az değerli hissettiriyor olabilir.  “Ben seni çok seviyorum” diyebilir , fakat aslında davranış ve tutumlarıyla bunu hiç desteklemez , aksini yaşatabilir.  Yine aynı şekilde kişi “Hayatımda bazı şeylerden çok ders aldım, o nedenle hata yapmamaya dikkat ederim, hatta yapmam” diyebilir. Fakat hata üstüne hata yapar. Belki düşünmediğinden, belki de gerçekten ne yapacağını tam olarak bilmediğinden, kestiremediğinden .. Kim bilir..  Diyeceğim o ki çok da çok konuşup , hiç mi hiç bir şey yapmaktansa daha az böbürlenmek, daha az söz sarfetmek ve daha çok gerçek bir şeyler yapıyor olmak daha doğru.. Sadece yaşayarak yani.. Ve elbette bir de yaparak..Yani hani Ziya Paşa demiş ya.. “ Ayinesi iştir kişinin.”  İşte tam da öyle..

Güzel Bir Hikaye Dürüstlük Çiçeği

Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu. Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı. Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi, çünkü sevdiği adamı bir kere bile görmek onu mutlu edecekti.

Beklenen gece geldi. Genç ve güzel kızlar en güzel giysilerini giymişler, süslenmişler, kendilerini beğendirmek için her çareye başvurmuşlardı. Prens kızlara birer tohum verdi. Bunu saksılarına dikmelerini, altı ay sonra gelmelerini söyledi. En güzel çiçeği yetiştiren kızı kendine eş olarak seçecekti. Herkes tohumu alıp heyecanla evlerine geri döndü.

Genç kız da kendisine verilen tohumu alıp saksıya ekti. O kadar bakmasına, özenmesine karşılık toprakta tek bir filiz bile görünmedi. Her şeyi denedi, uzmanlara danıştı ama bir fayda göremedi. Altı ay dolmuştu ama saksı hâlâ bomboştu. Prens sunacağı bir çiçek olmadığı halde gene de belirtilen gün ve saatte boş saksıyla saraya gitti. Oysa diğer kızlar güzel çiçekli saksılarla gelmişlerdi.

Sonunda beklenen an geldi. Prens salona girdi, kızların arasında dolaştı, saksıları birer birer inceledi. Hizmetçinin kızını kendine eş olarak seçtiğini duyurdu. Herkes şaşırmıştı. Diğer kızlar bu karara tepki gösterdiler, itiraz ettiler. Boş saksıyla gelen kız nasıl eş olarak seçilirdi? Prens durumu şöyle açıkladı:

"Bu genç hanım en değerli çiçeği yetiştirip bana sundu. O çiçeğin adı dürüstlük çiçeğidir. Çünkü sizlere dağıttığım tohumların hepsi sahteydi ve çiçek açmaları olanaksızdı."

“İyi görüneceğine, iyi ol.”  Sallust

Bu yazı toplam 1955 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.