1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Şu ücretsiz göz taramaları
Şu ücretsiz göz taramaları

Şu ücretsiz göz taramaları

Ülkemiz sağlık sektöründeki “Ticarileşme” eğilimi ahlak sınırlarını çok aştı. Artık insanların hayatını tehlikeye atıyor. Sağlık hizmetlerinde vatandaşın cebinden pek para çıkmıyor. Ama bir

A+A-

Ülkemiz sağlık sektöründeki “Ticarileşme” eğilimi ahlak sınırlarını çok aştı. Artık insanların hayatını tehlikeye atıyor.

Sağlık hizmetlerinde vatandaşın cebinden pek para çıkmıyor. Ama bir sağlık kuruluşuna başvuran vatandaşının adına, devlet verilen hizmetin parasını ödüyor. Bu nedenle insanlar gerek olmadığı hâlde ameliyat ediliyorlar. Bu nedenle insanlara gerek olmadığı hâlde ileri ve pahalı tetkikler uygulanıyor. Gereksiz ilaç yazılıyor.

Sağlıkta istismarın en fazla yapıldığı alanların başında ise göz muayenesi geliyor. Bizim kentimizde de bu işe çanak tutanlar var. Bazı mahalle muhtarları bile mahalle halkını topluyor, minibüse doldurup, özel göz hastanelerine ücretsiz muayeneye götürüyor.

Vatandaşın canına minnet. Yolculuk bedava. Muayene bedava. Biniyorlar minibüse, muhtarın rehberliğinde bedava göz taramasına gidiyorlar. Ya da özel göz hastanelerinin ekipleri, “Ücretsiz tarama” için mahallelere, köylere gidiyor. İnsanlar kuyruğa giriyorlar.

Göz, insan vücudundaki en hassas organlardan biri. Yaş ilerledikçe, her insanın gözünde bir miktar bozulma olması kaçınılmaz. Ama bu doğal bozulmalar bile hastalık gibi anlatılıyor. Bedava muayene edilen hastaların önemli kısmına “Hadi gel seni ameliyat edelim. Bundan da para yok” diyorlar. Nasıl olsa, parayı devletten alacaklar.

Bu anlatmaya çalıştığım olaylar zincirinin sonunda Afyon'da çok ciddi bir skandal yaşandı. Bedava diye katarakt ameliyatı olmayı kabul eden, adeta kurbanlık koyunlar gibi özel göz merkezinin ameliyat masasına sırayla gidip yatan hastalardan yedisi kör oldu. Benzer bir olayın Konya'da meydana geldiği, orada da beş kişinin gereksiz ameliyatın ardından gözlerini kaybettiği öğrenildi.

Dikkatli olmak lazım. Bu ücretsiz göz taramalarına, diş taramalarına, hatta check-up kampanyalarına itibar etmemek lazım. Gözünüz bozulmuşsa, takarsınız bir gözlük olur biter. Öyle nasıl olsa beleş diye hemen ameliyat teklifine atlamamak lazım.

2018'de Rusya; 2022'de Katar

Dünya Kupası finalleri, dört yılda bir yapılıyor. Bu yıl yaz aylarında Güney Afrika Dünya Kupasına ev sahipliği yapmıştı. 2014 yılında Brezilya ev sahibi olacak. Geçen hafta içinde sonraki iki Dünya Kupası’nın ev sahibi de belirlendi. Türkiye, FIFA'nın 2018 ve 2022 Dünya Kupası finallerini organize edecek ülkelerin kararlaştırılacağı Zürih'deki toplantılarıyla pek fazla ilgilenmedi. Ben Eurosport kanalında bu toplantıların canlı yayınlarını iki gün boyunca büyük bir keyifle izledim.

Aday ülkeler arasında çok büyük yarış yaşandı. 2018 için İngiltere çok istekliydi. Hollanda asılıyordu. İspanya ve Portekiz ortaklığının da önemli iddiası vardı. Ama en iyi sunumu Rusya yaptı. Putin, Rusya'nın ev sahipliği adına ağırlık koydu. Sonuçta, 2018 Dünya Kupası finalleri organizasyonunu Rusya kazandı.

2022 için de büyük çekişme yaşandı. ABD, Japonya, Güney Kore, Avusturalya gibi dev ülkelerin arasından az nüfuslu, çok küçük yüzölçümüne sahip Katar ipi göğüsledi.

Katar çok istedi, çok çalıştı... Çok da para harcadılar. En son Barcelona-Real Madrid maçında saha kenarındaki tabelalarda 2022 adaylıklarının reklamını yapıyorlardı.

“Haziran ayında 40 derecede futbol oynanır mı?” diyenlere, “Dünya kupası için klimalı statlar yapacağız. Stat içindeki sıcaklık, hem oyuncular, hem izleyiciler için 20-27 derece arasında sabitlenecek” sözünü verdiler.

2018 için İngiltere, 2022 için ABD favori gösteriliyordu. Bu ülkelerin seçilemeyip daha önce bu turnuvayı hiç düzenlememiş coğrafyalardan iki ülkenin seçilmesini ben sevinçle karşıladım. 2002'de Dünya Kupası Japonya-G. Kore ortaklığıyla ilk kez Asya kıtasına gittiğinde çok başarılı ve renkli bir organizasyon yaşanmıştı. Aynı şekilde bu yıl Güney Afrika'da yapılan kupa da çok renkli geçti. Rusya ve Katar'daki organizasyonların da renkli geçeceğini düşünüyorum.

Atilla Oral'dan muhteşem bir eser daha

İzmit'in hayatını bu kentin tarihini araştırmaya adamış önemli bir hemşerisi var: Atilla Oral...

Atilla Oral, aslen Herekeli... Asıl mesleği mimarlık. İstanbul'da yaşıyor. Kocaeli'nin tarihini araştırmaya amatörce başlamış. Özellikle Milli Mücadele dönemi konusunda Türkiye'deki en önemli uzmanlardan biri hâline gelmiş…

Atilla Oral bugüne dek İzmit tarihi ile ilgili çok önemli eserler yayınladı. Kitap bastırmak kolay değil. Parayı cebinden ödedi. İzmit'in, Değirmendere'nin, Karamürsel'in tarihi ile ilgili; Atatürk'ün İzmit ziyaretleri ile ilgili, değerine paha biçilemez kitaplar yarattı.

Son olarak İzmit tarihinde çok önemli bir yeri bulunan; Sultan 2 nci Abdülhamit döneminde 1887-1895 yılları arasında İzmit Mutasarrıfı (Valisi) olarak görev yapan Sırrı Paşa dönemini anlatan kitabı yayınlandı. Atilla Oral, artık Demkar yayınevi adıyla, kendi yayınevini kurdu. Araştırıyor. Pek çoğu yurt dışında bulunan önemli tarihi belgeleri, fotoğrafları telif ödeyerek satın alıyor. Kitaplar yazıyor.

Şehrimiz için büyük bir hizmet yapıyor...

İzmit tarihine meraklı olanların, Atilla Oral'ın Demkar Yayınevinden çıkan son kitabı “Sırrı Paşa”yı alıp okumalarını tavsiye ederim. Demiryolu Caddesi’ndeki çınarların dikiliş öyküsünü okuyacak, 120 yıl öncesi İzmit’in fotoğraflarına ilgiyle bakacaksınız...

Bu haber toplam 894 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.