1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Şu üsluba bakın!
Şu üsluba bakın!

Şu üsluba bakın!

Conrad Rheinhald’ın şöyle bir tesbiti var: “Doğu’da politik kabarenin toplumu değiştireceği varsayılır ama onun hiçbir şey hakkında konuşmasına izin verilmez. Batı’da ise, herşey söylenebilir ama herha

A+A-

Conrad Rheinhald’ın şöyle bir tesbiti var:

“Doğu’da politik kabarenin toplumu değiştireceği varsayılır ama onun hiçbir şey hakkında konuşmasına izin verilmez. Batı’da ise, herşey söylenebilir ama herhangi bir şeyi değiştirmesine izin yoktur.”

Toplumlarda gelecekten umudunu kesme hali ve olayların seyrini değiştirmede yetersizlik duygusuna kapılma durumu, bazı siyasileri geçmişe veya içimize kapatıp, meşru zeminlerin de dışına çıkmaya itebilir. Dini, Milli ve sınıfsal kaygılarla içe kapanma ve kapalı toplum özlemi demokrasi ile bağdaşmaz.

Bu bağlamda, son günlerde üsluplarını sertleştiren iktidar ve muhalefet partilerinin yöneticilerinin “makulü normalde arama” noktasına gelmelerini temenni etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine yönelik “hastaneye gitsin” şeklindeki sözlerine tepki gösterirken, Hizbullah’la partilerini ilişkilendiren açıklamalarına da “Ak Parti’nin geçmişi bellidir. Tertemizdir” pırıl pırıldır, aktır” karşılığını veriyor. Ardından da kendisine “Hastaneye gitsin” diyen Kılıçdaroğlu’na “Hastaneye gitmesi gereken biri varsa, kendisidir. Kısa zamanda tedaviye ihtiyacı var” yanıtını veriyor.

Her iki lider açısından, bu üslup talihsizliktir.

Olanın bitenin pasif izleyicisi durumundaki halkımız, bu söylemleri hoş karşılamamaktadır.

Çünkü, mevcutla yetinmeyen, kendisini aşan ve değiştiren bir siyaset tarzı ancak gelecek vaat edebilir.

Günümüzde toplumsal sorunların çözümü, kimseye zimmetli değildir.

Geleneksel siyaset, vekaletname sistemine dayanır.

Çağdaş siyasetin demokratikleşmesi ise, siyasetin toplumsallaşmasını gerektirir.

Kimsenin, hiçbir yöneticisinin veya kurumun siyasette ayrıcalıklı yeri olamaz.

Toplumun sorunlarından beslenmeyen bir siyaset, çürümeye ve yozlaşmaya mahkumdur.

Siyaseti izleme konusu olmaktan çıkarıp bir katılım projesine dönüştürmeyi, bu söylemin sahibi liderlerden beklemenin anlamsızlığı gün gibi aşikar.

İnsanlar, merhamet nesneleri değil, esas olarak kendi kurtuluşlarının özneleri olduklarını anladıkları zaman toplumsal siyaset bir anlam kazanacaktır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.