1. YAZARLAR

  2. Didem KÖSEOĞLU

  3. Suçu gelin ettiler, bir Eryarsoy üstüne aldı
Didem KÖSEOĞLU

Didem KÖSEOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Suçu gelin ettiler, bir Eryarsoy üstüne aldı

A+A-

Eğri oturup, doğruyu konuşalım.

Aslına bakarsanız AK Parti Teşkilatlarında fokurdama 24 Haziran genel seçimleri döneminde kaynamaya başladı.

Şimdi de işler, buralara kadar geldi.

Yaşananları il başkanlığı düzeyinde analiz etmek için; en başa dönmek gerekir.

***

Malumunuz Şemsettin Ceyhan milletvekili adaylığı için il başkanlığından istifa etmişti.

Ondan boşalan koltuğa ise Abdullah Eryarsoy, vekaleten geçti.

O süreçte Abdullah Eryarsoy’un asaleten ataması beklenenden de geç bir sürede yapıldı.

Atama gecikince Eryarsoy, teşkilatı kontrol noktasında çok zor durumda kaldı.

Asaleten il başkanı olmayacak diyenler kendince kulisler, entrikalar çevirmeye başladı.

O oldu, bu oldu derken; Eryarsoy resmen il başkanı oldu.

Oldu olmasına ama parti içerisinde bir ekip Eryarsoy’un il başkanlığını bir türlü kabul edemedi.

Eryarsoy, bu seferde CHP’den Derince Belediye Başkanlığı’na aday gösterilen ortağı Sertif Gökçe’yle gündeme getirildi.

Eryarsoy ve Gökçe baktılar 31 Mart Seçimlerine gidiliyor, dedikoduları önlemek için bu sefer de ortaklıklarını bitirdiklerini açıkladı.

Sonra parti içindeki o bir grup, baktılar vuracak bir taraf kalmadı Eryarsoy’u bu seferde siyasi manada pasif olmakla itham etti.

Yani dediler de dediler…

En nihayetinde istedikleri oldu.

Eryarsoy, parti genel merkezinin isteği doğrultusunda istifa etti.

***

Bazı vedalar insanları daha da güçlendirir. Tıpkı Eryarsoy’un şimdi daha güçlü olduğu gibi…

İşin içinde hizmet varsa siyasetçinin en büyük isteği gerisinde hoş bir sada bırakmaktır. Eryarsoy’un bıraktığı gibi…

Bu nedenle öncelikle bu istifanın; Eryarsoy için bir kayıp değil, kazanım olduğunu belirtmek isterim.

Eşinin yayınladığı duygu yüklü mesajdan da oldukça etkilendim.

Ne diyordu Özlem Eryarsoy: “Takdir bekliyorduk, kısmet böyle oldu.”

Doğru söze ne denir ki…

Mevkiler makamlar nasip işi demek ki kısmet böyleymiş.

***

Böyleymiş de koskoca İzmit’in kaybedilmesinin tek günah keçisi neden Eryarsoy ve yönetimiymiş onu bir türlü anlayamadım.

İzmit’in bir çalışma ekibi yok muydu?

Bu ilin başka kademeleri yok muydu?

Partinin başı diye yenilginin tüm yükünü sadece Eryarsoy’un omuzları mı taşımalıydı?

İl Başkanlığı; kadınıyla, gençliğiyle aynı gemide değiller miydi?

Onunla birlikte diğer kademeler neden istifa etmedi?

***

Hayır etmediler bir de görevden alınmadıklarını ispatlamak için verdikleri çabayı görseniz, inanamazsınız.

Haber merkezlerine çalışmalar yaptıklarına dair, herhangi bir değişim olmadığını göstermek için başladılar haberler atmaya, telefonlarla aramaya...

Ne acı ki parti içerisinde artık samimiyet kalmadı.

Vatandaş da bu samimiyetsizliğin farkında.

Artık partide işler eskisi gibi olur mu, bilemiyorum.

Parti önceden olduğu gibi birbirine kenetlenmiş bir bütün olur mu, bilemiyorum.

Artık ilerleyen günlerde neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

 

Yeni bir şey daha öğrendim

Bundan 2 hafta önce kentimizde et konusunda oldukça iddialı bir mekan açıldı.

İsmi de oldukça manidar: Karakuzu.

Mekanın ismini duyar duymaz çok sevdim.

Çünkü bana babamı hatırlatıyor.

Canım babam beni kara kuzum diye sever hep.

yüzden benim için her zaman diğer mekanlardan artı bir önde olacaklar.

Neyse sonradan öğrendik ki mekanın ortaklarından Atakan Bey’in soyadı Karakuzu imiş.

Mekanın adı oradan geliyormuş, olsun yine de benim için güzel ve manalı.

***

Bu cümleler tabii detay, benim asıl anlatmak istediğim konu bambaşka.

Atakan Karakuzu; hayatının 25 yaşını ağır kekeme, 25 yaşından sonrasını da hafif kekeme olarak geçirmiş.

Toplum içine çıkmaktan, insanlarla iletişim kurmaktan hep mahrum kalmış.

Yüzlerce kişinin önüne geçip konuşmayı bırakın, insanlarla oturup sohbet dahi etmemiş.

Böyle bir geçmişi olduğunu bilen diğer ortaklar Tamer Akay ile Yalçın Karataş da jest olsun diye açılış konuşmasını Atakan Karakuzu’ya yaptırmaya karar vermiş.

Atakan Karakuzu da uzun uzun konuşma metni hazırlamaktansa spontane bir konuşma yapma kararı almış.

***

İtiraf etmeliyim ki konuşmasını dinlerken, diğer dinleyicilerle birlikte gözlerim doldu.

Yaşadığı sıkıntıları uzun uzun anlatan Atakan Karakuzu, böyle bir konuşmayı gerçekleştirmenin onun için hayal olduğunu anlattı.

Ve en güzeli de kendisi gibi konuşma zorluğu yaşayan kekeme bireyleri mekanına davet etti.

“Gelsinler, bu zorlukları birlikte aşalım” dedi.

“Sadece yemek yemek için değil. Konuşmak için, sohbet etmek için gelsinler” dedi.

Daha da ne desin zaten.

Yalnız gelin görün ki bu konuşmalar maalesef açılış haberlerine yansımadı.

Atakan Karakuzu’nun bu manalı sözleri ve hikayesi siyasilerin konuşmalarının gölgesinde kaldı.

Güzel şeylerin güneşi görmesini istediğimden, bende konuyu köşeme taşımak istedim.

***

Çünkü; Atakan Karakuzu konuşana kadar ben kekemelerin toplumda bu kadar zor yer alabildiklerini hiç düşünmemiştim.

insanın duygularını dile getirmesinin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu bir anda öğreniverdim.

Hayatta böylesi önemli bir şeyi bugüne kadar yok saydığım için gerçekten üzgünüm.

Beni bu gerçekle tanıştırdığı içinde Atakan Karakuzu’ya ayrıyeten teşekkür ederim.

Bunlara ek olarak; kekemelik yaşayan herkesin Atakan Bey’in davetine kulak vermesini istiyorum.

Kendinizi evinize ya da içinize kapatmayın.

İnsan içine çıkmaktan korkmayın.

Mesela Karakuzu’ya gidin.

Hatta keyifli sohbetlerinize beni de davet edin.

 

Haftanın Mottosu

Ağaçta duran kuş, dalın kırılmasında hiç korkmaz. Onun güveni ağaca değil, kendi kanatlarınadır.

(Charles Bukowski)

Bu yazı toplam 1534 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.