• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 3 °C

“Suriyeli Dilenci” şebekesini gördüm

İsmet ÇİĞİT

Türkiye, kendi ülkelerindeki savaştan, ölümden kaçan 3 milyondan fazla mülteciyi bağrına bastı. Ülkemin, başta Avrupa olmak üzere bütün dünyaya insanlık dersi veriyor olmasından elbette gurur duyuyorum. Biz, Avrupalılar gibi küstah, acımasız, sadece kendini düşünen insanlardan olamayız.

Suriyeli gariban mültecileri bağrımıza bastık ama, bunların ne kadarı ülkenin güney ve doğu bölgelerindeki kamplarda barınıyor, ne kadarı buralara geldi, bunun hesabında şaşma olduğunu düşünüyorum. Bizim şehrimizde her yerde trafik sorunu var. Şehrin neresinde trafik tıkanmışsa, orada çoluk çocuk, ellerinde “Açız” pankartı taşıyan Suriyeli dilencileri görüyoruz.

İzmit’in dilencisi zaten boldu. Ama bu Suriyeliler geldiğinden beri, yerli dilenciler de ortadan kayboldu. İzmit’te öyle kalabalık, sıkışık ışıklı kavşaklarda, şehrin kalabalık bölgelerinde dilencilik yapmak kolay iş değil. Bir şebeke yapılanması içine girmez, organize olmazsanız, sokakta görünen çocuk-kadın dilencilerin arkasında onları yöneten ve yönlendiren insanlar olmazsa, bu işleri yapamazsınız.

Öteden beri İzmit’te her köşeyi tutan Suriyeli dilenci ekiplerinin bir organize yapı içinde olduğunu düşünüyordum. Geçen gün, bu şebeke yapılanmasını gözlerimle gördüm.

ADANA PLAKALI BEYAZ TOROS

Geçen gün; iftar vaktine birkaç saat kala gazeteden çıktım. Arabamla, Kartepe yönüne gidiyorum. Kandıra sapağından D-100’e çıktım. D-100’ün Ankara’ya gidiş yönünde trafik rahat. Yahya Kaptan ışıkları bile sıkışmamış. Doğal olarak trafik aktığı için, bu tarafta Suriyeli dilenciler ortalıkta yok.

Symbol köprüsü üzerinden geçtim. Rahat yolda devam ediyorum. 100-150 metre kadar önümde, yolun kenarına yanaşmış şekilde yavaş giden bir araç dikkatimi çekti. Bu sırada, yolun öbür tarafı; İstanbul’a gidiş yönü sıkışık. Brisa-Alikahya kavşağı bölgesinden itibaren araçlar yığılmış, yol gitmiyor.

Benim önünde giden Adana Plakalı (01) her tarafı dökülen, çok eski modern Beyaz renkli Toros, birden yolun sağına çekti, durdu. İçinden kara çarşaflı bir kadın, sakallı, hırpani tipli bir adam, çıplak ayaklı sıska, iki tane çocuk çıktı. Ellerinde o meşhur “AÇIZ”, “Suriyeliyiz. Ne olur yardım edin” yazılı pankartlar. Kendilerini D-100’ün üzerine attılar, yolun karşı tarafına, tıkalı bölüme geçiyorlar.

Zor fren yaptım da onlara çarpmaktan kurtuldum. Kafamı çevirip, Suriyeli dilencileri trafiğin sıkıştığı bölgelere servis yapar gibi dağıtan Adana plakalı perişan haldeki beyaz Toros’un sürücüsüne baktım.

Tam bir mafyamatik tipi. Kirli sakallı, gözleri ile insanı adeta tehdit eden, “Ne iş olsa yaparım abi” tipinde bir adam. İnanın, bir an yüzüne baktım, hemen başımı çevirdim. Ama çok açık biçimde gördüm. Trafiğin sıkıştığı her yerde karşımıza çıkan bu Suriyeli dilencileri bir şebeke yönetiyor. Üstelik bu şebeke öyle bir şebeke ki, büyük olasılıkla yerli değil.

Suriyeli dilencileri doğudan, güney doğudan, Kilis’ten, Hatay’dan, Urfa, Adana’dan belli ki birileri almış, üstelik en gariban, en hırpani tipte olanları seçmişler, “Buraların insanları yardımseverdir. Ramazan’da bol bol sadaka dağıtır. Üstelik buralarda trafik çık sıkışık, dilenme ortamı çok geniştir” diyerek buralara salmışlar.

Çok büyük olasılıkla acıyarak o dilencilere verdiğimiz paraları da o garip çocukların, kadınların elinden bu şebeke alıyor. Resmen, servis yapıyorlar. Yolda ring seferi düzenliyor, trafiğin sıkıştığı yere elemanlarını bırakıyorlar. Herhalde o bölgede trafik normale dönünce de aynı arabalarla gelip, tekrar topluyorlardır.

O Suriyeli dilencileri dağıtırken gördüğüm Adana plakalı beyaz Toros çok dikkatimi çekti. Hani tam anlamıyla bir “Canlı bomba” arabası da olabilir. Zevk için arabayı yak, ya da bomba yükle, götür bir yere bırak da uzaktan patlat,  hiç kimse “Arabam gitti” diye üzülmez.

Bunlar içimizde, bizim şehrimizde cirit atıyor. Açıkça, Suriyeli dilenciler şebeke kurmuş. Servis arabaları ile dilenecekleri yerlere, ellerinde pankartlar, üzerlerinde özel kostümlerle dağıtılıyorlar.

Sonra, benim polisim, bu kentte akmayan, gitmeyen trafik içinde,  beni durdurup, “Emniyet kemeri neden takmadın” diye bana 92 TL ceza kesiyor. Sevgili polisimizin, Sayın Emniyet Müdürümüzün biraz bu tür şebekelerin üzerine gitmelerini rica ediyorum. 

Bir ihbarla hayatınız kayabilir

Mustafa Güner. 62 yaşında. Saygın bir muhasebeci. Tanıyan herkesin çok saygılı, çok dürüst, gerçek bir beyefendi olduğuna tanıklık edebileceği düzgün bir adam. İki oğul yetiştirmiş. Biri İngiltere’de mühendis.  Biri İzmir’de üniversite okuyor.

Mustafa Güner 2002-2006 yılları arasında Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Kocaeli Şubesi Başkanlığı yaptı. Siyasi görüş olarak, mevcut iktidara muhalif. Ama hiçbir aşırılık içinde, hiçbir yasa dışı eylem içinde bulunmamış. Pek çok kişi gibi sosyal medya meraklısı. Sosyal medyadaki sitesinin 3 bin civarında takipçisi var.  Mustafa Güner’in evine 31 Mayıs günü polisler geliyor, “Savcı sizi gözaltına almamızı istedi. Bizimle gelmeniz lazım” diyor. Güner, 31 Mayıs günü evden çıkıyor, 15 Haziran akşamı dönebiliyor. İki hafta T Tipi cezaevinde hapiste kalıyor.

Bu ülkede artık kim neden gözaltına alınacak, nasıl tutuklanacak, nereye konacak kestiremezsiniz. Ben bu sütunlarda, tanıdığım insanlar içinde polisin gözaltına aldığı bazı kişilere hep arka çıktım. Mustafa Güner’in tutuklandığını çok geç öğrenip, O’na da sahip çıktım. Güner ve ailesi, bu olaydan çok etkilenmişler. Başka biri olsa ortalığı ayağa kaldırır, “Beni Cumhurbaşkanına hakaretten hapse attılar” diye bas bas bağırır, Sözcü’ye, Cumhuriyet’e manşet olmanın peşinde koşarlardı.

Mustafa Güner ve ailesi ise,  bu olaydan utanç duymuşlar. Tutuklandığını duyurmamaya çalışmışlar. Bu nedenle biz de geç öğrendik.

MİRASTAN KIZGIN BİR AKRABA

Mustafa Güner, aslında kendisi bir hakaret üretip, Cumhurbaşkanı aleyhine yazmamış. Başkalarının yazdığı bazı cümleleri, mesajları kendi sosyal medya sitesine yazmış. Pekiyi nasıl ve  kim tarafından şikayet edildi de hakkında Savcı soruşturma açtı?.

Bu durumu da araştırmış.  Güner’in ailesine ait Giresun’da fındık bahçesi var. Birkaç yıldan beri, miras yoluyla kalan bu fındık bahçesinin paylaşımı konusunda uzak akrabalarla aralarında tartışma yaşanıyormuş. Güner hakkında “Bu adam sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyor” ihbarı, Giresun’dan yapılmış. O miras paylaşımında, arsanın tamamını üzerine geçirmek isteyen öfkeli akraba ihbar etmiş. Hatta o kişi, Giresun’da AK Partili Belediye Meclisi üyesiymiş. Giresun savcılığı takipsizlik kararı vermiş, dosya ilimize gönderilmiş.

Bu ülkede Ana Muhalefet Partisi liderinin üzerine cenaze töreninde, cami bahçesinde mermi atanlar serbest kalıyor. Ama Kocaeli’de savcı, Güner’i “Sosyal medyadan Cumhurbaşkanına hakaret etti” diye tutuklayıp, 2 hafta cezaevine atabiliyor.

Güner, geçen gün bana desteğim için teşekkür ziyaretine geldi. Üzgün, yıkık. Haftada iki gün polise gidip imza veriyor. Hakkındaki dava ne zaman başlayacak, sonunda ne çıkacak bilemiyor. Tutuklandıktan sonra kendisiyle ilgilenen, tutuklamaya itiraz dilekçelerini veren Av.Bahar Gültekin ile, Av.Fahri Örengül’e teşekkür ediyor. Güner’in durumu ibretlik bir durumdur. Bu ülkede kimin başına ne geleceğini kestiremezsiniz. Ben rahatım. Sosyal medya ile hiç işim yok. Sosyal medyayı ne takip ederim, ne tek satır yazı yazarım. Ama bu işe meraklı, üstelik laf olsun diye sözde muhaliflik yapan pek çok insan var, biliyorum. Dikkat edin. Kontrollü olun. Hiç tahmin etmeyeceğiniz bir düşmanınız ihbar eder, polisler gelip sizi evden alır, kendinizi T Tipi Cezaevinde, 30-40 kişinin birlikte yatıp kalktığı 20 kişilik bir koğuşta bulabilirsiniz. 

Dar Bölgeli Başkanlık sistemi

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun inadı bırakması gerekiyor.

Birincisi, Türkiye mevcut anayasa ile yoluna devam edemez. Anayasa zaten delik deşik olmuş. Alenen ihlal ediliyor. Bu tablo ortadayken, “Anayasa değişmesin” demenin bir anlamı yok.

İkincisi;  Türkiye’deki mevcut parlamenter sistemin savunulacak tarafı kalmamış.

Üçüncüsü, CHP olayın içine girse de, girmese de, AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa’yı değiştirecek, Başkanlık Sistemini bir şekilde kabul ettirecekler.

Bu nedenle, en başından beri, CHP’nin topa girmesi, bu işin içinde yer alması gerektiğini savunuyorum.

………..

Kılıçdaroğlu önce “Amerikan tipi olursa konuşuruz” dedi. Başbakan Yıldırım, “Tamam biz Türk tipi istiyoruz, ama Amerikan tipini konuşalım” deyince, Kılıçdaroğlu kıvırttı.

Aslında, AK Parti de kendisini muhalefete mahkum görüyor. Yeni Anayasa’yı ve Başkanlık sistemini  Meclis’ten referandum aralığında geçirip,  sonra referandumda halka onaylatma güçleri bulunmasına rağmen, bu işi garantiye almak,  yeni düzenlemede muhalefetin de katkısını almak istiyorlar.

CHP masaya oturmalıdır. Amerikan Sistemi Başkanlık, mutlaka eyalet modelini gerektirmiyor. Eyalet sistemine geçmeden, ama seçim sistemini değiştirerek Başkanlık Sistemi kurulabilir. Amerikan sisteminde güçler ayrılığı var. Tam bağımsız yargı var. Başkan’ı denetleyen kongrenin çok demokratik seçimlerle belirlenme koşulları var.

Bakın, Kocaeli’den bir örnekle yola çıkalım. Son nüfus rakamlarına göre, ilimizin milletvekili sayısı 12’ye yükseldi. Dar Bölgeli bir seçim sistemi gelirse, yaklaşık 150 bin nüfus için 1 milletvekili seçilecek. Yani, örneğin İzmit şehir merkezinin (Karabaş, Ömerağa, Tepecik gibi) bir milletvekili olacak. Bekirdere-M.Alipaşa- Yenişehir bölgesinin bir, Yahya Kaptan, Akarca, belki Alikahya bölgesinin bir başka milletvekili olacak.

Gebze bölgesinden 2 tane ayrı milletvekili, diğer ilçelerden birer milletvekili Dar Bölge sistemiyle seçilecek. Her bölgedeki adaylar, kesinlikle o bölgedeki kayıtlı partililerin katılacağı ön seçimlerle belirlenecek. Her milletvekili kendi seçmenini bilecek. Her seçmen, kendi milletvekili bilecek.

Çok demokratik bir Meclis oluşacak. Liderlere göbekten bağlı milletvekilleri yerine, seçmenlere gönülden bağılı milletvekilleri olacak. Bunlar, Başkan’ı denetleyecek.

Böyle bir sisteme “Ama Recep Tayyip Erdoğan Başkan olmasın” teziyle karşı çıkamazsınız.

Masaya oturursanız, yerel seçimlerin iki turunu olmasını tartışabilirsiniz. Üniversitelerin bağımsızlığını tartışabilirsiniz. Hakim-savcı atamaları,  yüksek yargının yapılanması konularında pazarlık yapabilirsiniz.

CHP bunların hiç birini yapmaz, masaya oturmazsa, AK Parti kendi hazırlayacağı “Türk tipi Başkanlık” modelini bir şekilde getirecektir. ÇHP bu konuda ne kadar dik durursa olsun, MHP’den, hatta bir miktar HDP’den destek alarak tasarısını  Meclis’ten  referandum aralığından geçirir. Zaten halka gidildiğinde, Tayyip Erdoğan’a millet istediğini verir. Yani,  Türkiye’de halkın önemli bir bölümünün istemediği, karşı çıktığı “Türk Tipi Başkanlık” modeli Anayasa düzenlemesi haline gelirse, bunun sorumlusu CHP olur.

Oturun masaya. Siyasi diyaloğu geliştirin. Dar Bölgeli,  Amerikan tipi Başkanlık Sistemi üzerinde kafa yorun. Siyaset çözüme katkı sağlamak, siyaset uzlaşmak demektir.

Mardin’le ilk dostluk 1998’de kurulmuştu

AK Parti Genel Merkezi, Ramazan ayı öncesinde güzel bir karar aldı. Türkiye’nin batısındaki Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu kalkınmış illerdeki parti teşkilatlarının her birini, son dönemlerde terör nedeniyle mağdur olan Güneydoğu’daki bir kentle, “Ramazan Kardeşi” yapıldı.

AK Parti Kocaeli Teşkilatı, Mardin ile eşleşti. Şemsettin Ceyhan Başkanlığındaki Kocaeli Teşkilatı, Mardin’deki ihtiyaç sahiplerine yardım için adeta seferberlik başlattı. Ramazan Bayramına kadar 15 Tır dolusu gıda, giyecek maddesi, kırtasiye malzemeleri, bisikletler Mardin’e gönderilecek. 25 Haziran Cumartesi günü, 100 kişilik AK Parti Kocaeli heyeti, Mardin’e gidilecek. Kardeş şehrin ihtiyaç sahiplerine, yardımları dağıtacak. Onlarla iftar yapacaklar.

Aslında Kocaeli Mardin kardeşliği, 18 yıl önce, 1998’de Sefa Sirmen döneminde kurulmuştu.  Kocaelispor, Türkiye’nin en popüler futbol takımlarından biriydi. Mardinspor ise, ya 3 ncü ligde, ya amatör kümede bir takım. Türkiye kupasında kuralar çekildi. Mardin ile Kocaelispor eşleşti. Mardin şehrine, ilk kez bir Süper Lig takımı geliyor. Üstelik Kocaelispor geliyor.

O yıllarda yavaş yavaş Sefa Sirmen’in kafasına daha üst perdeden siyaset yapma fikri girmeye başlamış. Dönemin Türkiye’deki en çok tanınan Belediye Başkanlarından biri. CHP’de lider sorunu var. Baykal’ın durumu tartışılıyor. Sefa Sirmen, hafiften CHP Genel Başkanlığına oynuyor ve sadece Kocaeli’ de değil, Türkiye’de siyaset yapmaya hazırlanıyor.

Kocaelispor Mardin’e kupa maçı için gitmeden önce, İzmit’ten hediyeler gitti. Kamyonlar dolusu havai fişekler. Medeniyetler şehri, hoşgörü şehri Mardin,  ihya olmuştu. Sonra Kocaelispor’u bir karşılayışları vardı. Hiç unutmam. Kocaelispor geldi diye Mardin iki gece uyumamıştı. Kocaeli ile Mardin yıllarca kardeş kaldı. Mardin’de pek çok kıraathanede, otelde Sefa Sirmen’in, Kocaelispor’un fotoğrafları vardı. Şimdilerde yeniden Mardin’le kardeş oluyoruz. Hediyeler götürüyoruz. Mardin bir kadim şehirdir ki, kardeşliği unutmaz. Görürsünüz, yıllar sonra bizlerden birinin yolu Mardin’e düşse, oradaki insanlar “Kardeşim” diye boynumuza sarılır. 

Bu yazı toplam 4458 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37