1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Suskun üniversitelerimizin, susturulamayan çocukları !..
Suskun üniversitelerimizin, susturulamayan çocukları !..

Suskun üniversitelerimizin, susturulamayan çocukları !..

Suskun üniversitelerimizin susturulamayan çocukları, geçen haftanın gündemiydi. Egemen Bağış, ölçülere sığmayan düzeyde bir zekaya ancak yakıştırılabilecek yorumuyla, hem demokrasi tarihimiz

A+A-

Suskun üniversitelerimizin susturulamayan çocukları, geçen haftanın gündemiydi.

Egemen Bağış, ölçülere sığmayan düzeyde bir zekaya ancak yakıştırılabilecek yorumuyla, hem demokrasi tarihimizde seçkin yerini aldı hem de konuyu veciz biçimde özetledi.

“Eylemci öğrencilerin polise karşı kullandığı aşırı şiddet.”

Referandum öncesi ülkede kıyametin kopması boşuna değildi elbette.

Referandumdan bu yana yaşananlar “evet”in ne anlama geldiğini gün gün kanıtlıyor.

Neymiş?

“Öğrenciler polise aşırı şiddet kullanmış!...”

Nasıl karşı propaganda, ama?

Nasıl bir özgüven?

Nasıl bir rahatlık?

Nazi Partisi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels sağ olsaydı, herhalde hırsından kendi kafasına sıkardı.

Evet, referandumda bir kısım yurttaşlarımız hükümetten yana, bir kısmı da karşı yönde oy kullandılar.

Hükümetten yana taraf olanların tutumları, -biraz zorlamayla da olsa- “demokratik” gerekçelere dayandırılabilmişti.

Ama bu kez farklı bir sınavla karşı karşıyayız.

Geçen hafta gerçekleşen öğrenci eylemleri, öğrencilere uygulanan şiddet, bu şiddet ayini sırasında darp edilip bebeğini düşüren hamile öğrenci, kamuoyu tepkileri açısından son derecede öğretici sonuçlar veriyor.

Garip ama anlaşılır bir biçimde, referandumda siyasi iktidarın yanında yer alanların kahir ekseriyeti, bu olayda da siyasi iktidarın öğrencilere reva gördüğü şiddetten yana taraf oluyorlar.

Bu sınavın sonuçları, referandum gibi değil ama.

Burada bu tercihi “demokratik” bir gerekçeye dayandırma olanakları yok.

Ak koyun kara koyun adamakıllı seçiliyor.

Yaygın basınımızın çok sayıda “kadrolu” kalemşörü, köşelerinden öğrencilere reva görülen şiddeti olağan sayan  yazılar yazıyor.

Bir başka bakan ise, çıkıyor, öğrencilerin montlarından bahisle, “kadrolu” olduklarını iddia ediyor.

Bu yaranmacı şiddet korosunun, “Deniz’ler”i asan 12 Mart dönemi korosundan fazla bir farkı yok.

O koro, ABD maşası bir cuntaya yaranma derdindeydi, şimdiki koro ise, ABD maşası bir cemaat baronuna yaranmaya çalışıyor.

Elbette, bu nevi zevatın açıklamalarının, yazılarının, kıvırtmalarının hiçbir anlamı yok.

Boş konuşuyorlar.

Boşuna konuşuyorlar.

Çocuklar haklıdır.

Hayat şahittir ki, bu çocuklar haklıdır.

Bu çocuklar, ABD’nin Irak işgali günlerinde, Kocaeli Üniversitesi’ne konferans vermeye gelen  bir ABD’li albayı yaka paça konferans salonundan attıklarında da haklıydılar.

Bugün de haklılar.

Onlar haklılar.

Onlar haklılar, çünkü kendi geleceklerini talep ediyorlar.

Kendilerine, bugün, gelecek diye teklif edilen karanlığı reddediyorlar.

Ülkenin toplumsal ve siyasi ikliminde giderek ağırlaşan açık faşizme teslim olmak istemiyorlar.

Direniyorlar.

Basının, bilim insanlarının, hukukun, sanatın önce büke büke susturulduğunu, ardından açık açık taraftar olmaya zorlandığını görüyorlar.

Teslim olmuyorlar.

Hepimizi de teslim olmamaya çağırıyorlar.

Onlar, suskun üniversitelerimizin, susturulamayan çocukları.

Kulak verelim.

Bir geleceğimiz varsa ya da olacaksa, ipuçları orada, onlarda, onların kararlılığında.

İyi dinleyelim.

Anlamaya çalışalım.

Doğru anlamaya çalışalım.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin bir anfisinde,  TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzunun  kafasına doğru uçan yumurtalar, onu durduramayabilir.

“Kolektif yumurta şenliği” de güzel ülkemizin hal-i pür melalini bir anda değiştiremeyebilir.

Ama şu yaşadığımız günlerde, her çoban ateşinin tarihi bir anlamı, tarihi bir değeri var.

Faşizm başımızdaki.

Şaka değil…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.