1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Takke Düştü, Kel Göründü
Takke Düştü, Kel Göründü

Takke Düştü, Kel Göründü

Nasıl cezaevlerini basıp mahkumları öldürdüklerinde buna “hayata dönüş operasyonu” dedilerse, dayak yiyen protestocu gençleri suçlu çıkarmak için bunlar “ileri demokrasiyi hazmedemeyenler”

A+A-

Nasıl cezaevlerini basıp mahkumları öldürdüklerinde buna “hayata dönüş operasyonu” dedilerse, dayak yiyen protestocu gençleri suçlu çıkarmak için bunlar “ileri demokrasiyi hazmedemeyenler” diyorlar.

Hızını alamayıp “bunların arkasında Ergenekon var” diyenler bile var. Burhan Kuzu’nun yaptığı niyet okuması ise evlere şenlik… Neymiş, öğrenciler aslında çaktırmadan orduyu göreve çağırıyormuş. Tam da ordunun kışlasına döndüğü sırada yapılan bu provakasyon düşündürücüymüş…

Vurulan cop, sıkılan gaz, atılan dayak unutuldu; burnu kırılan öğrenci, bebeğini düşüren öğrenci unutuldu, yumurtanın alemeti farikası tartışılır oldu. Yumurta üzerine yapılan düzeysiz espriler gırla gidiyor.

İçine doğdukları itaat ve biat kültürü, savundukları demokrasiyle bir türlü örtüşmüyor. Böyle olduğu için en ufak bir itirazı, eleştiriyi “isyan” olarak yorumlama derdindeler.

Başbakan, Fatih Altaylı’nın programında, “ananı da al git” lafına açıklık getirmişti. “Yahu bırakın şu çiftçi lafını. O adam çiftçi falan değildi.”

Şimdi de, “bunlar öğrenci falan değil” diyerek feveran ediyorlar. Sanki söz konusu olan buymuş gibi.

Samanyolu Haber’in internet sitesi tetikçiliğe başladı bile. “Her eylemde aynı öğrenciler var” diyerek eyleme katılan öğrencileri suçluymuş gibi afişe ederek, hükümetinin haber kanalı olduğunu bir kere daha ispatladı. Allah kabul etsin.

Böyle dönemlerde duymaya alıştığımız sözler de nihayet ağızlardan dökülmeye başladı: “Eyvah seksen öncesine geri mi dönüyoruz?”

Bu sözün arkasında hem gizli bir tehdit, bir gözdağı yatıyor hem de Türkiye toplumunun politik olma ihtimali karşısında duyulan kaygı kendisini hissettiriyor.

Avrupa öğrenci eylemleriyle sarsılıyor. Bu eylemler olması gerektiği gibi haber yapılıyor. Bizde bırakın iktidarın bu eylemleri “isyan” olarak algılamasını, tahammül gösterememesini, medyanın öğrenci eylemlerini haber yapış şekli bile zihinlerdeki otoriterizmi kabak gibi ortaya çıkartıyor.

Demokrasi isteniyor ama mümkünse bunun “politikasız” olması arzu ediliyor. Başbakan’ın tarif ettiği ileri demokrasi; politikasız, muhalefetsiz steril bir demokrasiden başka bir şey değil.

Birlik ve beraberlik lafını ağızlarından düşürmeyenler toplumsal barışa en çok kendilerinin zarar verdiğini görmek istemiyor.

Otoriteye tapanlar, devlete kutsiyet atfedenler, bu uğurda vatan hainlerine gerekli dersi vermek için hiçbir fırsatı kaçırmayanlar zenginliklerinin kaynağının kamu olduğunu gizlemek lütfunda bile bulunmuyor.

Her şey karşıtına dönüyor. Herkes kendini karşıtında tanımlıyor. Karanlıkta duranlar -ki bu karanlığın aydınlanma karşıtlığı ile ilgisi yok- boğazlarına kadar battıkları pisliğe aldırmadan akça pakça görünmek için çaba sarf ediyor.

Her yerde, her alanda vıcık vıcık bir samimiyetsizlik hüküm sürüyor. Ne olur ne olmaz, benim de başıma bir iş gelir, aman bunlara bulaşmaya gelmez diyerek haşlanmış kurbağa sendromu altında dedikodu muhalefetiyle gönül ferahlatılıyor.

Bu işte bir tuhaflık var. Herkes de farkında bunun. Ama bilmezlikten geliniyor. Aklına getirenler, bir sineği kovar gibi küçük bir el hareketiyle kovuyor kötü fikirleri kafasından…

Bu haber toplam 835 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.