1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. Taklitçilik hastalığından kurtulmadıkça ayağa kalkamayız
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

Taklitçilik hastalığından kurtulmadıkça ayağa kalkamayız

A+A-

Taklitçilik sosyal bir kanser gibi toplumu kuşatınca, fertler ve cemiyetler biz yapayız edemeyiz hastalığına yakalanmış olurlar.  Taklitçilik hastalığına tutulanlar,  batı medeniyetini üstün gördüklerinden, ister istemez şer güçlerin modern köleleri haline gelirler. 

İslam ümmetinin beyinlerine planlı bir şekilde sokulan taklitçilik hastalığı ülkemizin ve İslam dünyasının, siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, hukuki, kültürel,  alanlarında ciddi tahribatlar yaptığından müslümanlar öz güvenlerini kaybederek şer güçlerden yardım bekler durumuna düştüler. 

Taklitçiliği içselleştirenler,  şer güçlerin hastalıklı fikir ve düşüncelerin tesirinde kalarak, kendi öz değerlerinden dini inançlarından ve milli kültürlerinden uzaklaşarak geçmişlerinden utanır hale geldiler.   Üzülerek ifade edelim ki, ülkenin ve milletin selameti için, önce ahlak ve maneviyatla işe başlayan milli ve yerli kalkınmaya önem veren, bu uğurda her türlü bedel ödemeyi göze alan ilim ve siyaset erbabı insanlara,  şer güçler açıkça,  taklitçi yazarlar ve siyasetçiler bilerek/bilmeyerek engel olmaya çalıştılar. 

Yakın siyasi tarihimizden örnek verecek olursak, Rahmetli menderes,  Zorlu ve Polatkan’ın niçin idam edildiğini. Rahmetli Özal ve Erbakan hoca neden engellendiğini, Rahmetli eşref Bitlis paşa ve Muhsin Yazıcıoğlu neden suikastla öldürüldüğünü, Terörist başı Öcalan’ın neden Türkiye iade edildiğini, FETÖ’ nün niçin iade edilmediğini,  faili meçhul cinayetleri kimler tarafından işlendiğini,  Bugün Sayın Erdoğan’a kimlerin niçin muhalefet ettiğini anlamak için birinci şart taklitçilik hastalığından kurtulmaktır.

Taklitçilik hastalığına tutulan aydın yazar, siyasetçi ve bürokratlar, doğru/ yanlış şer güçlerin yaptıkları ve söyledikleri üzerinden konuşarak fikir üretmeye çalışırlar.  Mesela, Sayın Erdoğan zalim, katil, darbeci Esat,  Sisi ve Haftere destek verseydi, içteki iş birlikçiler ve dıştaki şer güçler, koro halinde, halkın seçtiği insanların yanında yer almayan darbecilerle iş birliği yapan bir insan olarak eleştireceklerdi. Sayın Erdoğan,  halkın seçtiği dünyanın meşru kabul ettiği liderlere açıktan destek verdiğinde,  “Suriye de ve Libya da ne işin var, o ülkelerde kim iktidar gelirse gelsin sen ülkenin menfaatlerini düşünerek katillerle de zalimlerle ve muhaliflerle de görüşmelisin” telkininde bulunuyorlar.  Bu irkicilikli tutum taklitçiliğin dışa vurmasıdır.

Materyalistler tarih boyunca müslümanlarla giriştikleri savaşlardan istedikleri neticeyi alamayınca, İslam coğrafyasının ortasına İsrail devletinin kurmak suretiyle, çok kapsamlı bir planlı, fiiliyata adı konmayan üçüncü dünya savaşını başlattılar. Bu savaşın mahiyeti, İslam ülkelerini parçalamak, halklarını birbirine düşürmek için cemaat, tarikat, sendika, dernek, ırk, dil, renk ve bölge ayırımlarıyla, mezhep kavgalarıyla, siyasi ve ekonomik krizlerle vesayet savaşlarıyla ümmet bilincini yıkmak ve zayıf dürmektir.  Milleti sağcı, solcu, komünist milliyetçi, muhafazakâr,  milli görüşçü, liberal, ateist, deist, feminist, laik, dinci, gerici, ilerici, yobaz, çağdaş, çağdışı gibi ve benzeri düşüncelere müslümanların İslam kardeşliğini bozmaya yönelik planlı bir savatır.  

Siyonizm’in emriyle hareket eden zalim şer güçler; üçüncü dünya savaşını bitirmek için, muharref Tevrat’a göre arz-ı mevut dedikleri Nil den Fırat’a kadar olan topraklar üzerinde büyük İsrail devletini kurup üçüncü dünya savaşını noktalayıp, dünya hâkimiyeti için Siyonistlerin beklediği dördüncü dünya savaşına zeminini hazırlamaktadırlar.

İslam ümmeti olarak, Yüce Allah’ın (CC) emrettiği şekilde bir imanla hareket edersek kaybettiğimiz ümmet bilincini yeniden kavuşmuş oluruz.  Kendi şuursuzluğumuzdan dolayı, zalimlerin uydurduğu sistemlerin, fikir ve düşüncelerin tutsağı olursak, İslam ümmetinin bölünerek zayıflatılmasına, sömürülmesine, tefrikaya düşmesine vesile oluruz.  Bu şekilde bir dağınıklık ve şuursuzlukla hareket eden müslümanlar, İslam ümmetini kendi elleriyle zalimlerin ağızlarında yutulmaya hazır yumuşak lokma haline getirmiş olurlar.

 İslam ümmetini tefrika fitnesine düşüren izmleri, batıl fikir ve düşünceleri zenginlik olarak kabul etmek taklitçilik hastalığının bir ürünüdür. İslam medeniyetinin üstünde bir medeniyet olmadığını kabul edenler, batıl olan fikir ve düşünceleri zenginlik kabul etmezler. Batıl fikirlere sahip olan insanlara fitne üretmemek şartıyla emniyet içinde yaşamalarına müsaade etmek, İslam medeniyetinin adaletidir.

Şer güçler ne yaparlarsa yapsınlar, İslam ümmetinin birlik ve beraberliğini bozamayacaklardır.  Müslümanların arasına sokulan kin, nefret, husumet ve ahlaksızlıklar ne kadar yayılırsa yayılsın müslümanlar asla ümitsizliğe düşmemeli ve şer güçleri taklit etmemelidirler. İslam dünyasının yaşadığı fetret dönemi bitmek üzeredir. Bunun işaretlerini görmek isteyenler görebilir.

Görülün işaretleri, inadına görmek istemeyenlere veya gördüklerini anlayamayanlara Yüce Allah ( CC) şöyle uyarıyor. [“ Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, şunu bilsin: Allah onun yerine öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever onlarda Allah’ı severler.” (Maide 54)“Ey insanlar isterse sizi gönderir de başkalarını getirir. Allah ona da kadirdir.”(Nisa 133) “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise nurunu tamamlayacaktır. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar.”(Saff 8]

5-Şubat-2020 tarihinde yapılan, AK partisi grup toplantısına,   Muhterem Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın yaptığı konuşmalarında, ülkemizin iç ve dış siyasi meselelerini, herkesin anlayacağı bir şekilde izah etmiştir.  Bu önemli konuşmayı yerli/ yersiz bir şekilde alkışlamak yerine, derin bir tefekkürle dinlenilmeliydi. Alkışlamak tasdik etme anlamına gelirse de, aşırısı taklitçilik ve dalkavukluktur. Taklitçilikten kurtulmanın tek yolu, Kur’an ve sünnete sımsıkı sarılarak, Yüce Allah’a (CC) teslim olmaktır.

Alaettin KÖKSAL

Bu yazı toplam 1519 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum