• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 15 °C

Tanrım beni yavaşlat

İlksen ÇAĞLAYAN
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir… Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele… Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret…
Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi…
Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ver…
 
Yukarıdaki yazı milattan 2000 yıl kadar önce Hititler tarafından yazılmış bir duvar yazısıdır. Ne kadar anlamlı öyle değil mi? Yavaşlat diyor  ve öyle ki, aklım  konuşmasın, kalbim sussun, dinlensin. Zamanı önemsemeyeyim, telaşımın yerini biraz sakinlik alsın, yavaşlık ya da hatta sessizlik belki de.Uykudan tat almayı hatırlayayım, baktığım çiçekleri, hayvanları gerçek anlamda da görebilmeyi , duyabilmeyi öğret bana diyor..
Koşturuyoruz, bir oraya bir buraya.. Sabah bir çıkıyoruz evden, taa akşam saatlerine kadar bir sürü dosyanın, toplantının, evrakın veya yapılacak çeşitli bir çok işin arasında boğuluyoruz, nefes alamıyoruz. Sıkışıp kalıyoruz koskoca betonların arasında, havasız, oksijensiz, hayatsız. Bir yandan istiyoruz ki bu geçen zaman hızlı bir şekilde aksın, bitsin şu dosyalar, toplantılar ama öte yandan da diyoruz ki hayat geçiyor, öyle ya da böyle zaman içerisinde biz de yaşlanıyoruz diyor ve bu durumdan hayıflanıyoruz, tutamadığımız, dolu dolu yaşayamadığımız her an, her saniye için üzülüyoruz. Her iki türlü de mutsuz ediyoruz kendimizi aslında.. Kabullenmiyoruz şu anda yaşadığımız hayatı, yaşamı, sahip çıkmıyoruz ona aslında tam anlamıyla.
Bir hayal dünyası içinde yaşıyoruz bazen.  Şu an şurada olsaydım en mutlu ben olurdum diyoruz veya  yarın şuraya gitseydim ne kadar güzel vakit geçirebilirdim diyoruz. Olmayan bir şeyi kendimiz için oldurmaya çalışıyoruz ama sadece hayıflanarak, üzülerek, bir şekilde gerçekliğin dışında düşünerek. Sözlerim yanlış anlaşılmasın elbette   hayal kurmak güzeldir, hatta öyle eğlencelidir ki bu tartışılmaz bile  ama biz bunu günlük yaşamda yapıyoruz, başka bir şeyle uğraşırken yapıyoruz. Böylece de  günlük yaşam içerisinde asıl yaşamamız gereken gerçeği yaşayamıyoruz.  Dolayısıyla bazen bir çiçeği dahi göremiyor , gözlerimiz net bir biçimde bakmamıza rağmen.. Rengini, dokusunu, kokusunu ve o muhteşem güzelliğini hissedemiyoruz.  Nasıl görsün ki  gözlerimiz o an önünde başka bir hayalle kaplanmışken gerçekleri, hayatı .. kısacası her şeyi..?
Acele ediyoruz çoğunlukla, yemek yerken, birisiyle konuşurken, alışveriş  yaparken.. Tat almak yerine, o anın tadını, keyfini doya doya çıkarmak yerine, acele ediyoruz..  Tüketmek istiyoruz, çılgın bir şekilde bazen, sevgiyi, arkadaşlığı, dostluğu ya da kısacası hayatı..Sabretmeden, beklemeden, herhangi bir şey  için bir ödün vermeden, uğraşmadan.. Yeter ki olsun, yeter ki o anda geçici bir çözüm olsun diye.  Halbuki Hititler’in de yazmış olduğu  gibi fark edebilseydik zamanın aslında sadece şu andan ibaret ve her şeyiyle  koskocaman bir bütün olduğunu .. Nasıl da mutlu, huzurlu ve sakin olabilirdik..  Ya da keşke daha kolay fark edebilseydik daha kalıcı şeyler yaşamak, bırakmak ya da oluşturmak adına daha farklı davranabilmeyi, bunun için uğraşabilmeyi..
Bir de elbette yukarıda da yazıldığı gibi.. Cesaret, Sabır ve Akıl..  Nasıl da önemli.. Her zaman, her koşulda, her aşamada..
Demek istediğim o ki.. Biraz yavaşlayalım.. Ruhen,kalben.. Yormadan, tükenmeden, tüketmeden, koşmadan yaşayalım.. Doya doya, tada tada, göre göre.. Ancak bu şekilde farkına varmaz mı insan hayatının güzelliğinin, anlamının ? Daha sindire sindire yaşayalım , sadece o an için, o ana özel olarak..  Koşmamız, hızlanmamız, atağa geçmemiz gereken zamanlar elbette olacak fakat bunu her dakika yapmayalım ki ruhumuz bizi kolayca takip etsin..  Sürekli koşarak, başka şeyler düşünerek, anda kalmayarak, kuruntu yaparak  n’olur şu beynimize, ruhumuza, kalbimize, benliğimize, özümüze zarar vermeyelim.. N’olur …  :)
(23.06.2013)
 
 
Balonlar
 
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna ismini yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu. 5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Kısa bir süre içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: "Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur... mutluluğun peşinden gitmek."
 
“Yapmamız gereken, her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.”
Kızılderili Atasözü
    
Bu yazı toplam 733 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37