1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. Tarihe kara harflerle kazınan, 28 Şubat 1998 sureci
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihe kara harflerle kazınan, 28 Şubat 1998 sureci

A+A-
İsterseniz meseleye şöyle başlayalım. 28 Şubat süreci kimin planıydı? Bu sürecin yaşamasına vesile olanların eline ne geçti. Ülkenin ve milletin milli menfaatlerine aykırı ne gibi işler oldu. Ne olup bittiğini yeniden yazarak moralinizi bozmak istemiyorum.
         28 Şubat sürecini eleştirenler, eleştirmeyerek takdir edenler,  yeni gerilimlere ve inatlaşmalara meydan vermemek için susanların ne yapmak istediklerini anlamak için geçmişi birazcık hatırlamak yeterli olacaktır.
         28 Şubat sürecinin arka planın bilmeden, sadece ön planıyla eleştiri getirenler, milli bir hizmet yaptıysalar da gerektiği şekilde esasa dokunamadıkları için, 28 Şubat sürecinin arka planındaki şer güçlerin kimler olduğunu tam olarak teşhir edemediler.
Süreci eleştirmeyerek takdir etmeye çalışanlar, sürecin arkasına ve önüne bakmadan, dünyevilik menfaatlerini düşündüklerinden, güçlülerden yana taraf olarak şuursuzca çalakalem yazı yazmayı marifet bilmişledir.  
Siyonizm'in, ülkemiz ve İslam dünyası üzerindeki sinsi ve açık planlarını, en ince teferruatına kadar anlatmaya çalışan Erbakan hocayı, kulaklarını tıkayarak dinleyenlerle, buzlu camdan görmeye çalışanların, fütursuz eleştirilerini okurken ve dinlerken, inanın ülkem ve milletim adına midem bulanıyor.   
         Merhum Erbakan hocanın, 28 Şubat 2010 tarihinde, süreçle alakalı yaptığı şu tarihi açıklamalara bir bakalım "Siyonistler; kabala inançlarını yerine getirmek ve büyük İsrail devletini kurmak için, önlerinde en büyük güç ve engel gördükleri Türkiye ile uğraşmaktadırlar. 28 Şubat dış güçlerin tertibidir. Bu sürecin baş mimarı ABD başkanının savunma danışmanı MAKOVSKİ dır. Bu plan elimize geçti. Birde baktık ki bu planda yazılanlarla, Milli güvenlik kurulu toplantısında Genel Kurmayın hükümetimize yaptıkları tavsiyeler aynı."
 Çok önemli bir belge ile kısa ve öz cümlelerle sürecin arka planın anlatarak ülkenin ekonomik ve siyasi kayıplarının nelere mal olduğunu anlatmaya çalışan Erbakan hocayı anlamadan fütursuz ve tutarsız bir şekilde eleştirmeye çalışanlar hem milletin hem de kendi vicdanlarında ebediyen mahkûm olacaklardır.           
Makovaski'nin planını bilenler her ne kadar bu tavsiyeler doğrultusunda hareket ettiyseler de "28 Şubat süreci 1000 yıl yaşayacaktır" cümlesini kullanmadılar. Lakin kendilerinden sonra gelen kurmayların böyle bir cümleyi kurmaları manidardır.      
28 Şubat süreci, bu aziz milletin yüreğinde kanamaya açık bir yara olarak, gönül tarihimize acı bir iz bırakmıştır. Ayrıca siyasi sosyal ekonomik, hukuki ve kültürel tarihimizde olumsuz yönde iz bırakan çifte standartlı sözde özgürlükçü siyasetçileri ve yazarları, gelecek nesillerimiz ibretle okuyacaklardır.  28 Şubat sürecinde, öncesinde ve sonrasında yaşanan faili meçhul cinayetleri,   idamları, siyasi yasakları, fişlemeleri, haksız uygulamaları ve benzeri olumsuz icraatları halkımız onaylamadığı gibi unutmuyor da.
 Yalan,  yanlış ve yanlı haberlerle, milletin huzurunu bozanlar, milletin gönül fermanında hiçbir itibarları yoktur.  "Müslümanlar iktidarda" başlığı ile makale yazan sözde aydın olan bu kişinin yaptığı bölücülüğü anlayamayacak kadar basiretsiz olduğunu söylemeye gerek yoktur. Siyasi iktidar hırsı uğruna, bu kadar acı ve iğrenç cümleyi kuran şahsiyete ses çıkarmayan siyasileri, aydın ve bürokratları, milletlimiz ibretle takip ederek sandıkta gerekli dersi veriyor.
Kendileri gibi düşünmeyen insanların iktidarından, rahatsız olan beylerin, yazdıklarını ve konuştuklarını yazarak midenizi bozmak istemiyorum. Milletin inanç değerleriyle gizli ve açık bir şekilde nasıl kavga yaptıklarını yazmaktan utanıyorum.  Müslüman olduğunu söylediği halde, inancını yaşamak için mücadele eden insanları irticacı görüp, " İrtica PKK'dan daha tehlikelidir, gerekirse silah kullanırız" cümleleri milletin ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü sarsacak korkunç ifadelerdir.
28 Şubat sürecini yaşayan ve bedelini ödeyen bir il başkanı olarak, yazmaya çalıştığım bu makaleyi dünyevilik kin, intikam ve ihtiraslarla dolu bir kalple yazmıyorum.  Çile çektiğim zamanların karşılığında, bugün oh demiyorum.  "Onlar bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı"  diyerek, Yüce Allah'a yalvaran Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav)in merhamet pınarından yudumladığım imanı bir merhametle yazmaya çalışıyorum.
Yüce Allah (CC) Bakara suresinin 216 ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor. "...siz bir şeyden hoşlanmazsınız, oysa o hakkınızda bir hayırdır. Olur ki bir şeyi seversiniz, oysa o hakkınızda bir kötülüktür. Allah bilir siz bilemezsiniz."  28 Şubat surecine bu pencereden baktığımızda,  gecenin en zifiri karanlığında bedel ödeyenler, aydınlığa açılan kapının ilk yolcuları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu suretçe en büyük bedeli ödeyenlerin başında gelen merhum Erbakan hoca ve onun izini planlı bir şekilde takip eden talebeleri tarihin altın sayfalarında yerlerini alacaklar ve unutulmayacaklardır
Müslümanlar asla şeytanın silahı olan, kin, intikam, nefret duygularıyla hareket etmemelidir. Müslümanlar birbirlerinin düşmanı olamazlar,  ayni delikten iki sefer ısırılmazlar. Bilmeden kardeşi hakkında kötü zanda bulunamaz, iftira edemez,  kötülüğünü isteyemez.  İslam dinine terör dini, Müslüman'a terörist ve irticacı diyerek, içimize fitne sokmaya çalışan dış şer güçlere asla itibar etmez, edemez.  Her yönden bizleri zayıflatmak isteyen düşmana karşı, tüm siyasilerimiz, Genel kurmay başkanlığımız, bağımsız mahkemelerimiz ve medyamız, mesele vatansa gerisi teferruattır diyerek, milleti rahatlatacak milli bir duruş sergilemelidirler.
         Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve iktidarı "  yol gösterici eleştirilere bulunmak muhalefetin görevi olduğu kadar, aydın ve yazarlarımızın da görevidir. Bilelim ki, doğruları yalanla çarpıtarak, yanlış yazarak, eleştiri yerine hakaretlerde bulunmak suretiyle toplumu germeye çalışanlar, iktidar partisinden çok ülkeyle ve milletti zarar verdiklerinden, milletimiz bu tip insanlara itibar etmiyor etmeyecektir.
Bugünlerde maksatlı bir şekilde özgürlükler kısıtlanıyor diyerek, ayağa kalkan beylere, müsaadeleri olursa birkaç sual sorarak makalemizi tamamlamaya çalışacağız.
         *28 Şubat sürecinde(BÇG) tarafından lahmacuncuya kadar insanlar fişlenirken, özgürlüğünüz başka bir iklimde miydi?
*28 Şubat surecinde yapılan haksızlıklara alkış tutarken, siyasi yasaklamalara, tutuklanmalara, sürgünlere oh dediğinizde, özgürlüğünüz yerin altında başka bir şey mi arıyordu
*28 Şubat 1000 yıl sürecektir diyenlere alkış tutarken özgürlük anlayışınızı hangi mahzene hapsettiniz. Kuvvetten güçten yana tavır almak, özgürlüğünüzü unutmak, korkaklığınızın ispatı değimlidir. Bugün var olan bir özgürlüğün ötesinde nasıl bir özgürlük arıyorsunuz?
* 28 Şubat surecinde temel insan hak ve özgürlükler engellenirken, üniversitelerde ikna odaları kurulurken,   memur, asker, sivil insanlar fişlenirken, meslek okulu öğrencilerine, katsayı uygulaması yapılırken, başörtülü öğrenciler mağdur edilirken, neden o günler de özgürlük diye bir derdiniz yoktu?
*28 Şubat surecinde kendi tabirinizle "beşli çete" olarak Erbakan hocayı iktidardan düşürmek için meydanlara çıkarak yaptığınız çirkin eylemlerinizi tankların yürümesini, askeri yetkililerden brifingler almanızı,  gazete manşetlerinde yalan haberlerle algı operasyonları yaparak milletin iradesini hiçe saymak özgürlük kavramıyla izah edebilir misiniz? 
Özgürlüğün temel kurallı:"Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisi şerefidir. Güçlülerin ve saltanatçıların haksız taleplerini savunmak özgürlüğe vurulan en büyük darbedir. Kendimiz için alabildiğine özgürlük başkaları için özgürsüzlük istemek, medeni insanların özgürlük kitabında yeri olmadığı bilinciyle hareket edenler milletin gönlünde taht kurarlar.
         Sonuç olarak, 1960, 1980, darbeleriyle,   28 Şubat post modern darbenin,  27 Nisan 2007 E- Muhtırasıyla, 17-25 Aralık 2013 paralel operasyonlarıyla, PKK terörüyle,  sağ- sol çatışmalarıyla,   ekonomik olarak kaybettiğimiz trilyon doların ve beyin güçlerinin nelere mal olduğunun muhasebesini yapmadan, fütursuzca konuşan ve yazanların hiçbir sözüne milletimiz itibar etmiyor. Özetleyerek anlatmaya çalıştığım dıştan destekli bu kirli savaşı ülkemiz yaşamasaydı. Türkiye bölgesinin değil dünyanın süper gücü olurdu.  Bu gerçeği aklı başında olan hiçbir insan inkâr edemez, etmemelidir. Bilmem anlatabildim mi?
Bu yazı toplam 262 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.