• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 16 °C

TARİHE KARA HARFLERLE YAZILAN 28 ŞUBAT

Alaattin KÖKSAL
 İsterseniz meseleye şöyle başlayalım. Bu sürecin yaşanmasına vesile olanların eline ne geçti. Ülkenin ve milletin milli menfaatlerine aykırı ne gibi işler oldu. Ne olup bittiğini yeniden yazarak moralinizi bozmak istemiyorum.28 Şubat sürecinin arka planını bilmeden, sadece ön planıyla eleştiri getirenler, milli bir hizmet yaptıysalar da gerektiği şekilde esasa dokunamadıklarından, 28 Şubat sürecinin arka planındaki şer güçlerin kimler olduğunu tam olarak teşhir edemediler.
Süreci eleştirmeyerek, takdir etmeye çalışanlar, sürecin arkasına ve önüne bakmadan, dünyevilik menfaatlerini düşündüklerinden, şer güçlerden yana taraf olmayı marifet bilmişledir.  Irkçı Siyonizm’in, ülkemiz ve İslam dünyası üzerindeki hain planlarını, en ince teferruatına kadar anlatmaya çalışan Erbakan hocayı dinlememek için kulaklarını tıkayanların, zalimlerin yaptıklarını görmemek için gözlerini kapayanların, Merhum Erbakan Hocaya yaptıkları fütursuz eleştiriler, milletimizin çoğunluğu tarafından kabul görmemiştir. Bu çirkinlikler hatırlandıkça halkın kalpleri daralıyor, başları dönüyor, mideleri bulanıyor.      
         Merhum Erbakan hoca, 28 Şubat 2010 tarihinde, süreçle alakalı yaptığı tarihi açıklamada özetle şunları söylüyordu. “Siyonistler; kabala inançlarını yerine getirmek ve büyük İsrail devletini kurmak için, önlerinde en büyük güç ve engel gördükleri Türkiye ile uğraşmaktadırlar. 28 Şubat dış güçlerin tertibidir. Bu sürecin baş mimarı ABD başkanının savunma danışmanı MAKOVSKİ olduğunu gördük.  Bu plan elimize geçti. Bir de baktık ki, bu planda yazılanlarla, Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, Genelkurmayın hükümetimize yaptıkları tavsiyeler aynı…”
28 Şubat süreci, bu aziz milletin yüreğinde kanayan bir yara olarak, gönül tarihimize acı bir iz bırakmıştır. Ayrıca siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki ve kültürel tarihimize de kara harflerle yazılmış oldu. Güçten yana sözde özgürlükçü çifte standartlı siyasetçi, yazarların ve diğer bazı kesimlerin yazdıklarını ve konuştuklarını gelecek nesillerimiz ibretle okuyacaklardır.  
28 Şubat sürecinde, öncesinde ve sonrasında yaşanan faili meçhul cinayetleri,   idamları, siyasi yasakları, fişlemeleri, haksız uygulamaları ve benzeri olumsuz icraatları halkımız onaylamadığı gibi unutmuyor ve unutmayacaktır. Yalan,  yanlış ve yanlı haberlerle, milletin huzurunu bozanlar, milletin gönül fermanında hiçbir itibarları yoktur ve olmayacaktır. 
Müslüman olduğunu söylediği halde, İslam diniyle barışık olmadığından 28 Şubat surecinin 1000 yıl devam etmesini hararetle alkışlayan bir yazarın, bu surecin çok uzun süremeyeceğini görünce, bir yerlere şikâyet edercesine  “Müslümanlar iktidarda” başlığı ile bir makale yazarak, İslam’a ve müslümanlara olan tahammülsüzlüğünü ve öfkesini kusmuştur.  28 Şubat sureci özentisiyle yazan, bu gibi ve benzeri yazarların yazdıklarını milletimizin ekseriyeti nefretle reddetmektedir.
 28 Şubat surecinde bazı kesimlerin Merhum Erbakan hocaya onun şahsında milyonlarca Refah partililere ve müslüman olan milletimize, inanç değerlerimize fiili olarak yaptıklarını, yazdıklarını ve konuştuklarını yazmaktan utanıyorum.  İnandığı gibi yaşamaya çalışan insanlar için “PKK’dan daha tehlikelidirler, gerekirse silah kullanırız” cümleleri milletin ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü sarsacak korkunç ifadeler olarak tarihe geçmiştir..
28 Şubat sürecini yaşayan ve bedelini ödeyen bir il başkanı olarak, yazmaya çalıştığım bu makaleyi dünyevilik kin, intikam ve ihtiraslarla dolu bir kalple yazmıyorum.  Müslüman olduklarını ifade ettikleri halde, 28 Şubat surecine bilmeden alet olan kesimleri asla lanetlemiyorum.   İman pınarımdan akan merhametimle onlara dua ediyor ve uyarmak için yazmaya çalışıyorum. Şuurlu müslümanla, şuursuz müslümanın farkı buradadır. Şuursuz müslüman güçten yana tavır alarak suç işlemeye devam eder. Şuurlu müslüman bir delikten iki sefer ısırılmaz, istismar edilmesini affetmez. Y. Allah’tan (CC) başka hiçbir güce boyun eğmez.  
Yüce Allah (CC) Bakara suresinin 216 ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor. “…siz bir şeyden hoşlanmazsınız, oysa o hakkınızda bir hayırdır. Olur ki bir şeyi seversiniz, oysa o hakkınızda bir kötülüktür. Allah bilir siz bilemezsiniz.”  28 Şubat surecine bu pencereden baktığımızda,  gecenin en zifiri karanlığında bedel ödeyenler, aydınlığa açılan kapının ilk yolcuları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu suretçe en büyük bedeli merhum Erbakan hoca ve onun izini planlı bir şekilde takip eden talebeleri ödeyerek,  tarihin altın sayfalarında yerlerini almışlardır. Gelecek nesiller bu insanları unutmayacaktır.
28 Şubat sureci, Müslümanların daha sıkı bir şekilde kenetlenmesine milli ve yerli düşünmelerine vesile olmuştur. Bu kenetlenmeyi hiçbir iktidar istismar ederek sulandırmamalıdır. 28Şubat surecinin hortlamasını istemiyorsak, İktidar ve muhalefet mensupları vefayı unutmamalıdırlar.  Şeytanın silahı olan, kin, intikam, nefret duygularıyla hareket etmemelidirler, dünyeviliklere âşık olmamalıdırlar. Ehli olan insanları bulup göreve getirmelidirler. Siyasi ihtiras uğuruna farklı siyasi partilerde hizmet yapan insanları eleştirirken,  kötü zandan, gıybet ve iftira etmekten şiddetle kaçınmalıdırlar.  
İslam dinine terör dini, Müslüman’a terörist ve irticacı diyerek, içimize fitne sokmaya çalışan dış şer güçlere asla itibar etmemeliyiz. Yanlış yapan varsa ki vardır, o kişileri ahlak ve hukuk ölçüleri için de uyarma görevini yapmalıyız.  Her yönden bizleri zayıflatmak isteyen düşmana karşı, tüm siyasilerimiz ve kurumlarımız milleti rahatlatacak milli ve yerli bir duruşla hareket etmelidirler. 
         Cumhurbaşkanına, Başbakana ve iktidara “  yol gösterici eleştirilerde bulunmak muhalefetin görevi olduğu kadar, aydın ve yazarlarımızın da görevidir. Bilelim ki, doğruları yalanla çarpıtarak, yanlış yazarak, eleştiri yerine hakaretlerde bulunmak suretiyle toplumu germeye çalışanlar, iktidar partisinden çok ülkeyle ve milletti zarar verdiklerinden, milletimiz bu tip insanlara itibar etmiyor etmeyecektir.
         Bugünlerde maksatlı bir şekilde özgürlükler kısıtlanıyor diyerek,28Şubat surecini yeniden hortlatmak isteyen kesimlere, müsaadeleri olursa birkaç sual sorarak makalemizi tamamlamaya çalışacağız.
         *  Bugünlerde, özgürlük, özgürlük diye bir taraflarını yırtarak mangalda kül bırakmayanlar, 28 Şubat-1997 sürecinde(BÇG) tarafından lahmacuncuya kadar insanlar fişlenirken, özgür değil miydiniz? 28-Şubat surecinde, yapılan haksızlıklara alkış tutarken, siyasi yasaklamalara, tutuklanmalara, sürgünlere sevinirken özgürlüğünüz yok muydu?  O günlerde güçlülerden yana köle ruhuyla mı hareket ediyordunuz? 
*28 Şubat 1000 yıl sürecektir diyenlere alkış tutarken, özgürlük anlayışınızı hangi mahzene hapsettiniz. Hakkı değil de zulmü üstün tutanlardan yana tavır almak, suretiyle özgür olmak istemediğinizin ispatı değil midir?  Bugün var olan genel bir özgürlüğü değil de, sadece efendilerinizin özgürlüğünü istemeniz manidar değil mi? 
* 28 Şubat surecinde temel insan hak ve özgürlükler engellenirken, üniversitelerde ikna odaları kurulurken,   memur, asker, sivil insanlar fişlenirken, meslek okulu öğrencilerine katsayı uygulaması yapılırken, başörtülü öğrenciler mağdur edilirken, neden o günler de özgürlük diye bir derdiniz yoktu? 
*28 Şubat surecinde milletin iradesini hiçe saymak,  Erbakan hocayı iktidardan düşürmek için, kendi ifadeleriyle beşli çete olarak harekete geçenleri, sözde özgürlük adına kendileri gibi düşünmeyen insanları meydanlara çıkarak yapılan çirkin eylemleri, askeri yetkililerden alınan brifingleri,  atılan kirli manşetleri, yalan haberleri, algı operasyonlarını hangi özgürlük kavramıyla izah edebilir misiniz?
Ak partisinin iktidarından rahatsız olan şer güçler, ülkemizde 28-Şubat gibi bir surecin yaşanmasını arzuluyorlar. Bu uğurda ellerinden gelen her şeyi yapmaktan da geri durmuyorlar. üzülerek ifade edelim ki, 28 Şubat surecinin yaşanmasını isteyen zalimlerin kurdukları birçok tuzağa, bazı siyasiler ve sivil toplum örgütler, bilerek veya bilmeyerek alet olduklarını milletimiz ibretle seyretmektedir..  
Parlamento içi ve dışı muhalefetin ve bazı medya mensuplarının Sayın T. Erdoğan’ın şahsı üzerinden yaptıkları konuşmalar, hakaretler, ülkenin ve milletin yararına değildir. Bu gibi konuşmalar, ülkemiz üzerinde hain emelleri olan şer güçlerin işine yaramaktadır.  Muhalefet partileri iktidar olmak istiyorlarsa ki, istiyorlar,  yapacakları iş, dış şer güçlerin işine yarayacak söz ve davranışlardan uzak durmalıdırlar. 
AK partisinde daha fazla ülkenin ve milletin yararına olacak milli projelerle milletin karşısına çıkmalıdırlar. Millettin dini ve mukaddes değerleriyle barışarak, yaşamaya çalışmalıdırlar. Dinsizliğe yol açacak her türlü söz ve eylemlerden uzak durmalıdırlar. Sivil bir anayasanın yapılması için AK partisinin önün geçerek bu uğurda öz veriyle çalışmalıdırlar. Terörün her türlüsüne söz ve fiilleriyle karşı durarak, devletle birlikte hareket etmelidirler.  
Ülkenin ve milletin aleyhine suç işleyen kim olursa olsun,  o insanlara arka çıkmamalıdırlar.  28 Şubat surecinden medet bekleyenler şu atasözünü unutmasınlar. “Himmete muhtaç dede gayrı kime himmet ede”  Şuracıkta bir parantez açarak, başkanlık sistemine karşı gelenlere bir uyarıda bulunmak istiyorum. Başkanlık sistemi Sayın T. Erdoğan’ın aleyhinde ülkemizin lehinedir. Mevcut anayasa, Cumhurbaşkanına verdiği güçlü yetkilerle Sayın Erdoğan’ın lehindedir. Muhalefet partileri, Sayın Erdoğan’ı hayatı boyunca yetkili ve güçlü Cumhurbaşkanı olarak görmek istediklerinden, başkanlık sistemini istemiyorlar demektir. Bu konunu teferruatına girmiyorum anlayan anlasın kendi düşen ağlamaz.
Özgürlüğün temel kurallını Yüce Allah Bakara suresinin 256. Ayetinde şöyle bindirmiştir. “DİN DE ZORLAMA YOKTUR” âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamberimiz de ,“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” buyurmuştur. Din zorla dayatılarak kabul ettirilemez. Kişi hür iradesiyle dini kabul ettikten sonra, dini kuraları sulandırmaya, müslim, gayri Müslimlere kötü örnek olmaya hakkı yoktur.  Sözde özgürlükçüler ve 28- Şubat hayranları yukarıda nakletmeye çalıştığım ayeti kerimeyi ve hadisi şerifi akıl selimle düşünürlerse, nerde nasıl hata yaptıklarını kolayca anlayabilirler.
Akıllarını ve kalemlerini hayat boyu kiraya vererek, güçlülerin ve saltanatçıların haksız taleplerini savunmaları özgürlüğe vurulan en büyük darbe olduğunu unutmamalıdırlar. Kendimiz için alabildiğine özgürlük, başkaları için özgürsüzlük istemek, medeni insanların özgürlük kitabında yeri olmadığı bilinciyle hareket edenler milletin gönlünde taht kurarlar.
         Sonuç olarak, 1960, 1980, darbesi,   28 Şubat post modern darbe,  27 Nisan 2007 E- Muhtıra, 7-Şubat-2012 MİT operasyonu 17-25 Aralık 2013 paralel operasyonları, dış destekli iç müdahalelerdir.  PKK terörüyle,  sağ- sol çatışmalarıyla, yok olan beyinlerin, trilyonlarca ekonomik kayıpların hepsi 28 Şubat surecinin farklı kumpaslardır. Bu durumları bildikleri halde, iktidarı fütursuzca eleştirenler, 28-Şubat âşıklarıdır. Bilmeden yazanlar ve konuşanlar 28-Şubat değirmenine su taşıyanlardır. Özetleyerek anlatmaya çalıştığım dıştan destekli bu kirli savaşı ülkemiz yaşamasaydı. Türkiye bölgesinin değil dünyanın süper gücü olurdu.  Bu gerçeği aklı başında olan hiçbir insan inkâr edemez, etmemelidir. Selam ve dua ile
 
                                                                       
 
 
Bu yazı toplam 577 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37