1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tarihi oturumda gerginlik!
Tarihi oturumda gerginlik!

Tarihi oturumda gerginlik!

TBMM bugün 15.00'te gündemdeki terör konularını görüşmek için olağanüstü toplandı. Yapılan oylama sonucu terör olaylarıyla ilgili komisyon kurulması önerisi reddedildi. CHP'nin olağanüstü toplantı çağrısı üzerine CHP'li Meclis Başkanvekili

A+A-
ŞAFAK PAVEY : BU VATAN HIRSLARIMIZDAN ÇOK DAHA DEĞERLİ
Türkiye'deki saldırıları üzerine TBMM CHP'nin çağrısıyla CHP'li Meclis Başkanvekili Şafak Pavey'in başkanlığında toplandı. Şafak Pavey, "Gündeme geçmeden önce izninizle duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizin içinde bulunduğu olağanüstü acı koşullar içinde olağanüstü toplanmış bulunuyoruz. Öncelikle, insanlık dışı terör tuzaklarıyla kaybettiğimiz gençlerimizi, askerlerimizi, polislerimizi, canlarımızı saygıyla, yasla ve rahmetle anmak istiyorum, yakınlarına sabır diliyorum. Ben, her terörün ardından görünmez yaralıları da merak ederim; kaçını daha kaybettiğimizi, kaçının ömür boyu engelli kaldığını, onları bekleyen zahmetli geleceği düşünürüm. Burada yaratacağımız her asabiyet, her tansiyon yükselişi sokağa katmerli şiddet teşviki olarak dönebiliyor. Oysa insanlarımız öfkelerimizden, nefretlerimizden çok daha kıymetliler çünkü bu vatan hırslarımızdan çok daha değerli. Bizler, varlıklarımıza bir şey katmak için değil, varlıklarımızla bir şey katmak için yüce Meclisteyiz. Oldukça hassas günlerdeyiz. Siyasi şiddet, toplumsal huzursuzluk bizi her zamankinden çok daha acil sağduyu ve mantığa çağırıyor. Felaketin neye benzediğini unutanlara, su satmak için yangın çıkarmak fikri cazip gelebilir fakat yangın bir felakettir ve felaketten kâr umanları da kül eder. Alternatif hafızalar ülkesi olmaktan vazgeçip sadece ortak hafızamızı takip etsek düzlüğe çıkabileceğimizi düşünüyor, inanıyor ve güveniyorum. Toplumumuza borçlu olduğumuz davranışlarımızı ahlaki sorumluluklara göre düzenleyeceğimizden kuşkum yok ve bunu kendi adıma da taahhüt ediyorum" dedi.
BÜLENT ARINÇ : ŞÜPHESİZ KOMİSYON KURULUP KURULMAMASI GENEL KURULUN TAKDİRİNDEDİR
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun olağanüstü toplantı ve Meclis araştırması komisyonu kurulmasıyla ilgili teklifini görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz; görüşmelerimizin verimli olmasını diliyorum. Öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna verdikleri olağanüstü toplanma ve Meclis araştırması komisyonu kurulmasıyla ilgili tekliflerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Özellikle son günlerde yaşanan, kalplerimizi kanatan, vicdanlarımızı sızlatan acı olayların henüz içerisinde bulunduğumuz adli ve idari soruşturmalarının devam ettiği bir zamanda ve Hükûmetimizin terörle, teröristle topyekûn mücadele kapsamında yaptığı çalışmalar içerisinde konunun görüşülmesinde zaruret hasıl olmuştu. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi Grubu yerine getirdi. Onun için teşekkür ediyorum. Şüphesiz komisyon kurulup kurulmaması Genel Kurulun takdirindedir, vereceğiniz karara Hükûmet olarak saygı duyacağız; komisyon kurulabilir, kurulmayabilir, bunlar sizin değerli oylarınızla sonuçlanacak hususlardır. Sözlerimin başında, Sayın Başkan, sizlere başkan vekilliği görevinizde başarılar diliyorum. Meclisimizi yönetme konusunda verimli, hayırlı çalışmalar yapmanızı temenni ediyorum. 25'inci Dönemde halkımızın oylarıyla seçilmiş birbirinden kıymetli, değerli milletvekili arkadaşlarımı da kutluyorum. Sizlere de bu dönemde başarılı çalışmalar diliyorum Değerli arkadaşlarım, yirmi dakikalık konuşma sürem var, gruplar izin verirse belki uzatılabilir. Bu kısa süre içerisinde konuyu toparlamaya çalışacağım müsaadenizle" dedi.
"MECLİSİMİZ OLARAK BU KONUYU GÖRÜŞMEK HEPİMİZE DÜŞEN BİR GÖREVDİ" 
Bülent Arınç, "Öncelikle son günlerde yaşanan olayları hepimiz acıyla karşıladık ve tepkimizi verdik. Hem Suruç'ta meydana gelen ve 32 canımızın gitmesine yol açan kanlı olay, arkasından yaşadığımız Viranşehir ve diğer ilçelerimizde, en son 1 binbaşımız ile 1 uzman çavuşumuzun da şehadetine yol açan sebepler; bunun yanında farklı illerde, farklı şekilde tezahür etmiş belki ayrıntılarını biraz sonra vereceğim şiddet olayları kapsamında ülkemizde bir üzüntünün hâkim olduğunu söyleyebilirim. Bu doğrudur, normaldir; memleketini, milletini seven herkes kaybettiğimiz canlardan dolayı üzüntülüdür, yaşanan terör olaylarından dolayı da tepkilidir. Dolayısıyla Meclisimiz olarak bu konuyu görüşmek hepimize düşen bir görevdi. Biz de Hükûmet olarak sizlere bilgi arz etmek durumundaydık. Değerli arkadaşlarım, konuya girmeden önce… Çünkü Cumhuriyet Halk Partisinin hem teklifinde hem de Sayın Meclis Başkanımızın çağrısında, özetle söylemem gerekirse bugünkü konumuz, ülkemizde giderek tırmanan terör olaylarının nedenlerinin araştırılması ve gerekli tedbirlerin bir an önce ele alınması için bir Meclis araştırması komisyonu kurulması isteniyor" diye konuştu.
"İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONUMUZU TEBRİK ETMEMİZ GEREKİR" 
Bülent Arınç, "Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz dönemde yani 24'üncü Dönemde bu konuyu özellikle inceleyen iki tane komisyon raporu var. Bir tanesi: Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'dur. Şubat 2013 tarihlidir. Basılı hâliyle üzerinde yazılı olan metin "Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerini İnceleme Raporu'dur." Kapsamlı bir rapordur, özenle hazırlanmıştır. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonumuzu tebrik etmemiz gerekir. Özellikle 8'inci bölümünde de "Çözüm ve Öneriler" kapsamında akılcı birtakım öneriler dile getirilmiştir. Bu, Şubat 2013 tarihlidir. Yine aynı dönemde Kasım 2013 tarihli bir Meclis Araştırması Komisyonu raporumuz var. Onun da sıra sayısı 571'dir. Onun da özgün ismi: Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'dur. Kasım 2013 tarihini taşımaktadır. Şüphesiz milletvekili arkadaşlarımızın her iki komisyon raporlarını da elde etmek suretiyle incelemelerinde ve bu konu üzerindeki çalışmalarına dayanak yapmalarında şahsen fayda görüyorum. Değerli arkadaşlarım, bunun yanında da geçtiğimiz dönemde 10 Temmuz 2014 tarihli ve 6551 sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun çıkarılmıştı, bildiğiniz gibi. Bu 10 Temmuz 2014 tarihli Resmî Gazete'de yayınlandı. Kanun'un asıl gerekçesi de biraz evvel arkadaşlarımızın görüşülmesini arzu ettikleri konuyla doğrudan ilgilidir. Kanun'un "Amaç ve kapsam" ibareli 1'inci maddesinde: "Bu Kanunun amacı, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." diye başlıyor. 2'nci maddesi "Uygulama, izleme ve koordinasyon" 3'üncü maddesi "Yetki ve sekretarya" 4'üncü maddesi "Kararlar ve yeri getirilmesi" 5'inci ve 6'ncı maddeleri de "Yürürlük ve yürütme" maddeleridir. Dolayısıyla "Terörün sona erdirilmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımlar belirlenmiştir. Gerekli görülmesi hâlinde de yurt içi ve yurt dışındaki kişi ve kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verilir, bunlarla ilgili kurum ve kuruluşlar görevlendirilir." diyerek çok geniş kapsamlı, terörün sona erdirilmesinin içerisine alabilecek psikolojik, sosyal ve siyasi birtakım önlemleri ve birtakım çareleri de içinde taşıyan bildiğiniz gibi bir kanunumuz çıkmıştı. Bu kanunun öngördüğü şekilde terörün sona erdirilmesiyle ilgili bu kanun kapsamında yürütülecek çalışmalara ilişkin esaslar da yine Resmî Gazete'nin 1 Ekim tarihli sayısında Bakanlar Kurulu kararı olarak yayınlandı. Bakanlar Kurulu kararı olarak yayınlanan bu çalışmalara ilişkin esasların amaç ve kapsamıyla bu esasların uygulanmasında ilgili kurum, komisyon, kurul, müsteşarlık, çalışma alanları, siyasi alan, siyasi kurum ve aktörlere yönelik çalışmalar, hukuki düzenlemeler, insan hakları, sosyal programlar, kültürel programlar, sorunun parçası olan aktörlerle temas, diyalog ve benzeri çalışmalar, psikolojik destek ve rehabilitasyon çalışmaları çözüm sürecini ve diğer unsurları da içerisine alan kapsamlı bir esaslar programı yine 1 Ekim 2014'te, neredeyse on ay kadar önce, Resmî Gazete'de yayınlandı ve buna ilişkin de çalışmalar yapılmaya devam edildi" diye konuştu.

"KARDEŞLİĞİN YENİDEN TESİS EDİLMESİNE YÖNELİK PEK ÇOK ANAYASA MADDESİ DEĞİŞTİRİLDİ" 
Bülent Arınç, "Değerli arkadaşlarım, bu kapsamda söyleyebileceğim, şüphesiz, çözüm süreci belki bugün de tartışılacaktır. Özellikle, son günlerde "Devam edip etmediği, edecekse nasıl edeceği, sona erip ermediği" konularında bir tartışma var ama 2009'dan başlayarak kademe kademe devam eden ve en son 2012 Aralık ayından itibaren de ete kemiğe bürünen bir "çözüm süreci" dediğimiz -ismini ne koyarsanız koyunuz- önce "demokratik açılım" diye başlayan, daha sonra "Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi" diye isimlendirilen, sonra da herkesin kabullendiği bir isim olarak "çözüm süreci" olarak devam eden bu konunun ne hâle geldiği, nasıl suistimal edildiği, bundan sonraki devam edip etmemesiyle ilgili tartışmaları da konuşmam içerisinde değerlendirmek istiyorum. Ancak, bildiğiniz gibi, şüphesiz, geçtiğimiz dönemlerden bu yana, on iki yıldan beri iktidarını sürdüren AK PARTİ hükûmetleri döneminde hem Avrupa Birliği uyum paketleriyle hem de daha sonra demokratikleşme paketleriyle bu konuda çok önemli adımlar atıldı. Kendini hangi kimlikle ifade ederse etsin insanlarımızın haklarının alabildiğince verilmesi, Türkiye'de geçmişten bu yana var olan birlik ve kardeşliğin yeniden tesis edilmesine yönelik pek çok Anayasa maddesi değiştirildi, pek çok kanunlar değiştirildi ve yenileri çıkarıldı. Bunları da zaman içerisinde sizlere ayrıca takdim etmek istiyorum" dedi.
"1302 KİŞİYE GÖZALTI İŞLEMİ UYGULANDI"
Bülent Arınç, "Değerli arkadaşlarım, son günlerde yaşanan olaylar şüphesiz sizler tarafından takip ediliyor, bunları tekrar tekrar rakamlar ve veriler olarak belki veremeyeceğim herkesin malumu olduğu için. Bildiğiniz gibi, 20 Temmuzda Suruç'ta yaşanan "katliam" diyebileceğimiz 32 masum insana yönelmiş bir terör olayı sonrasında, Başbakanlıkta, Sayın Davutoğlu Başbakanlığındaki Hükûmetimizin ilk günlerinden itibaren varlığını her zaman güçlendirdiğimiz, "kriz merkezi" diyebileceğimiz ama daha çok "Başbakanlık Koordinasyon Merkezi" olarak bilinen kurumdan anbean takip ettik. Hem olaylar ve sonrası yapılan soruşturmalar hem de güvenlik toplantımızdan sonra verilen bir karar gereğince 3 terör örgütüne karşı, belki bunu sayı olarak ifade etmek doğru değil ancak PKK ve bağlantılı terör örgütlerine karşı, DAİŞ terör örgütüne karşı ve Türkiye'de bazı eylemeleri sebebiyle "DHKP-C" diye bilinen örgütlere karşı elbette güvenlik güçlerimiz operasyonlar yaptı, bu operasyonların sonuçları da koordinasyon merkezimiz tarafından bugüne kadar açıklandı. 24 Temmuzda başlayan bu açıklamalarda Ceylânpınar ilçesinde 2 polisin, Diyarbakır'da 1 polisin şehit edilmesi, yaralanması; daha sonra Kilis'te DAEŞ tarafından askerimize karşı yöneltilen bir tecavüz ve daha sonraları da binbaşımızla uzman çavuşumuzun şahadetlerine yol açan terör örgütleri faaliyetleri ve bunun yanında araçların yakılması; yine askere, sivillere yönelik terör olaylarının giderek artması, bazı şehirlerde yoğunlaşması üzerine operasyonlar yapıldı. DAEŞ'e karşı yapılan, PKK kamplarına karşı yapılan bütün bu operasyonların millî imkân ve kabiliyetlerimizle ve özel güvenlik toplantısında alınan kararlar çerçevesinde, DAEŞ terör örgütüne karşı yapılanların da Türkiye sınırları içerisinden bizzat ifa edilmek suretiyle gerçekleştirildiğini söylemem gerekiyor. Bütün bu koordinasyon merkezi faaliyetlerimizde, en sonunda bugün, 29 Temmuzda, 39 ilde operasyon yapıldığı, terör örgütleriyle ilişkili görülen toplam 1.302 kişiye gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi. "Binbaşı Aslan Kulaksız" adı verilen son harekatta da PKK terör örgütünün yurt içi ve yurt dışında Zap, Metina, Gara, Avaşin, Basyan, Hakurk ve Kandil'de önceden kullanılan, bilinen yerler sığınak, barınak, depo, lojistik nokta ve barınma alanları ile mağaraların vurulduğu kaydedilen açıklamayı hepimiz biliyoruz" diye konuştu.

"MECLİS İSTERSE SAVAŞ 48 SAATTE DURUR"

Ardından HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir söz aldı. Baydemir, "Meclis isterse bu savaş 48 saat içerisinde durur" dedi.
Baydemir'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
TBMM'nin 8 Haziran sabahından itibaren yepyeni bir döneme uyandı. Ama maalesef Türkiye halklarının bir bütün olarak parlamenterlere siyaset mekanizmasına emrettiği "barışın", "ortak paydalarda buluşun" mesajı ya alınmadı ya da bu mesajın yerine getirilmemesi çabasında ısrar ediliyor.
Suruç'ta insanlık ailesine karşı suç işleyen IŞİD'in Kobani'de açtığı yaraların sarılmasını isteyen gençler adeta katliama uğradı. Toplumda var olan barış arzusu siyasi partilerimizin ortak bir tezahürü olmamıştır. Bu tarihi buluşmada tarihi bir beraberliğe gelin hep beraber katkı sunalım.
Yaşamış olduğumuz acıların son acılar olmasının temennisinde bulunuyoruz. HDP olarak bu toplantıya dahlimiz bir daha bu ülkede tek bir insanımızın çatışma ortamı içerisinde yitirmemesinin pratiği olacaktır. Bir kez daha hepinizin vicdanına çağrıda bulunmak istiyorum. Eğer bu Meclis; AKP'si, CHP'si, MHP'si ve HDP'siyle tek bir kardeşimizin yaşamını yitirmesini istemiyorsak adres burasıdır. Milletin iradesi burada tecelli etmiştir. 
İnsani sorumluluğumuzun gereği olarak bu çatışmalara dur diyelim. Çatışmasızlık ortamının kıymetinin ne kadar değerli olduğunu bugün daha iyi idrak edebiliyoruz. Bugünü tarihi bir güne dönüştürmenin arifesindeyken bu şiddet sarmalı neden başladı bunu masaya yatıralım. 
AKP iktidarı barışı etkin bir şekilde yönetebilmiş olsaydı bugüne kadar 1 kez değil onlarca kez şiddetin bütün argümanları devre dışı kalacaktı. Ama maalesef AKP hükümeti iktidarın kirletilmesinden dolayı büyük bir kan kaybetti. Hükümet 1993'lerin ve Cumhuriyet tarihindeki diğer hükümetlerin refleksine geri döndü. 
Milliyetçi dalga yaratarak HDP'nin baraj altında kalmasını sağlayacak bir politika yapılıyor. İktidar olma uğruna bugün Türkiye'nin dört bir yanına cenazelerin gitme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bugün yapılması gereken barış zeminine dönüş konusundan başka yapılacak bir şey yok.


"BARIŞTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOK"
Yaşanılan saldırılar, partimize yöneltilen saldırılar... Bunlar etkin bir şekilde soruşturulsa ve üzerine gidilmiş olsaydı emin olun ki Suruç'taki katliamı toplum yaşamamış olacaktı. Grubumun ve şahsımın amacı savaş isteyenlerin restine restle karşılık vermek değildir. Barıştan başka çaremiz yok. Suruç'ta katledilen kardeşlerimiz nasıl yaşam hakkına sahipse Ceylanpınar'da uykusunda öldürülen polisler de o kadar yaşam hakkına sahiptir. Her bir cinayet mutlak suretle bir arka plana sahiptir. 
Ya Rab tek başına iktidar olma uğruna canlar toprağa gömülüyor, defnediliyor. Bütün dünya iktidarları bir sivilin yaşam hakkına binlerce kez kurban olsun. Bizim yapmamız gereken kin ve öfkeyle yanıt vermekle hiçbir sorunu çözemeyeceğiz. Gelin elele vererek bu toplumun bir tek ferdinin bile hayatını kaybetmeyeceği bir geleceği birlikte inşa edelim. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın yapmış olduğu konuşma, barışa suikast girişimidir.
"SAVAŞA KARŞI BARIŞ CEPHESİNDE BULUŞALIM"
Gelin HDP olarak şiddet kimden gelirse gelsin, hep birlikte sizin savaş yapmanıza izin vermeyeceğiz diyelim. Savaşa karşı bir barış cephesinde buluşalım. Toprağa düşen canlardan sorumluyuz, gelin el ele verelim. Bu coğrafya bin yıldır ittifaklarla ayaktaydı. Bu Meclis evet derse, AKP grubu olmak üzere, vallahi billahi bu savaş 48 saat içerisinde durur. 
Meclis derhal çözüm endeksli bir tabloyu önüne koymalıdır. Gelin Ağrı, Manisa, Adana, Mersin, Diyarbakır, Suruç ve Ceylanpınar dahil olmak üzere çatışma zemininin tekrar başlamasına neden olan sürecin araştırılması için bir Meclis araştırma komisyonu kuralım. Bizler HDP olarak Türkiye toplumu bilsin ki bizler 78 milyonun barış içerisinde bir arada yaşaması için zalimin zulmüne teslim olmayacağız. Onlarca siyasi parti kapatıldı, bu gelenekten geliyoruz. Rabbim şahit olsun ki Savaşa da kaosa da teslim olmayacağız."

"IŞİD'E KARŞI ÖNLEM ALINMADI"

Daha sonra ise CHP adına İstanbul Milletvekili Murat Özçelik, milletvekillerine seslendi.
Sözlerine "Terör eylemlerini yapanları lanetle kınıyoruz. Şehitlerimize, vatandaşlarımıza başsağlığı diliyoruz" diyerek başlayan Özçelik, özetle şu ifadeleri kullandı:

 

"Yaşanan olayları alt alta koyup baktığımızda; Suriye içerisinde IŞİD denilen örgüte karşı Türkiye'nin aldığı önlemlere baktığımızda hiçbir şey yok.  IŞİD'e karşı Türkiye başında tedbir ve tavır almadı. Suriye'den gelenlere baktığımızda, çok ciddi sosyal, ekonomik sorunlar ortaya çıktı. Bu insanlara insanlık adına Türk milleti bağrını açmaya devam etti. IŞİD'e dünyanın çeşitli yerlerinden Türkiye'yi transit ülke olarak kullanarak binlerce adam gitmeye başladı. Orada yapılan çatışmalar neticesinde Türkiye'deki hastaneler kullanıldı, iyileşenler geri çatışma bölgesine gitti. 
Türkiye'de de önemli bir faaliyet başladı. IŞİD bu zaman zarfında kendisine hiçbir tedbir konulmaksızın adam devşirme faaliyetine girişti. Lojistik hücrelerini kurdu. Türk vatandaşları, yaklaşk 10 bin kişi, IŞİD'in saflarında savaştı. Suriye'deki iç savaşın Türkiye içerisine taşındığı bir durumla karşı karşıyayız. Terör faaliyetleriyle iş çığrından çıktı. IŞİD böyle palazlanırken, Türkiye'nin almaktan imtina ettiği tedbirler nedeniyle PKK, Batı'nın gözünde bir aktör haline geldi. Türkiye iki lanetin eylemleri ile karşı karşıya kaldı. Şimdiki geçici hükümetle birlikte bugüne kadar yapmayacağız dediği şeylerde U dönüşü yaptığını gördük. Daha önce söylediklerinin aksine Türkiye, Batılı ülkelere destek kararını vermiş bulunuyor.Her ne kadar Türkiye hükümetin aldığı kararlarla politikada bir değişiklik yapıyor gibi görünse de bu şekilde ulusal güvenlik sorununun çözülmesi mümkün değil. Yüce Meclis'in ülkemizin içerisinde bulunduğu sorunlara el atmadığına yönelik bir algı var. Bu suretle bizim yapmamız gereken bütün milletvekilleri olarak bu sorunları elele vererek sorunları çözmektir. Kime karşı savaşacağımızı bilmek zorundayız." 

"AKP'Yİ UYARMIŞTIK"

MHP adına ise Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ konuştu. Özdağ konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi:
"Ortadoğu 1. Dünya Savaşı sonrası çizilen sınırların yeniden tasarlandığı bir döneme girdi. Bu Balkanlaşma sürecinin Türkiye üzerinde etkileri de olması kaçınılmazdır. Ortadoğu'daki savaşın dalgaları Türkiye'ye vuruyor. Türkiye'de bugün yaşanan terör kökleri Ortadoğu'da olan ve Türkiye'ye taşma eğilimi olan bir durumdur. Uygulanan politikalar Ortadoğu'daki savaşı Türkiye'ye davet etmektedir. Geçmiş yıllarda MHP AKP'yi bir çok defa yanlış politikalar konusunda uyarmıştı.
Bugün gelinen noktada PKK ve IŞİD'e karşı yapılan operasyonları anlatırken iş çığrından çıktı demişti. Bu MHP'nin tespitlerinin ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. İşleri çığırından çıkartan yanlış Ortadoğu politikaları ve PKK ile müzakere olmuştur. PKK açılımı sürecinde hükümet, Öcalan'ın meşrulaşmasını sağlamıştır. 
Müzakere süreci adı altında güvenlik güçleri alan boşaltmaya zorlandı. Bu sayede terör örgütü güç kazandı. Terör örgütü hükümetin sağladığı dokunulmazlıkla istihbarat ve adam sağlama konusunda çalıştı.. PKK'yı rahatsız eden valiler tasfiye edildi. Yerlerine operasyonlara izin vermeyen valiler atandı. Erdoğan, Güneydoğu'dan tabut gelmiyor dedi ama kahraman öldürülen köy korucularının tabutları Güneydoğu'da kaldı.
Elinde değil arkasında silah olan HDP halk üzerinde ciddi bir baskı kurdu. Çıkar yol Güneydoğu Anadolu'yu PKK'nın elinden geri almaktır. Bunun yolu tekrar terörle mücadele stratejisinin uygulanmasıdır.

"KÜRTLER VE ZAZALAR BİZİM KARDEŞİMİZDİR"

Suriye'de Esad rejimini tutuku haline getiren hükümet PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde baskın güç olmasının önünü açmıştır. Esad  rejimini yerine kimin geçeceği belli olmadan devirmeye çalıştınız. Rejimin yıkılması durumunda devlet de yıkılıyor. Bunu Afganistan ve Irak'ta gördük. Müslüman Kardeşler, El Nusra ve IŞİD Esad'ı devirme porjesinde kullanıldı. Bu politika Suriye'yi Afganistanlaştırdı, Türkiye'yi ise Pakistanlaştırdı. MHP'nin terör örgütü uzantısı siyasi partiye karşı aldığı tutum, seçmenin tercihini yok saydığı ve Kürt düşmanı olduğu suçlaması yapılmıştı. Oysa Kürtler ve Zazalar bizim kardeşimizdir. MHP'nin HDP'ye tavrı şehitlerimizden dolayıdır. PKK'nın yaptığı toplu katliamları unutmayacağız. HDP'ye karşı olan tavrımız demokrasiye olan bağlılığımızın sonucudur. MHP bölücülük karşısında tek başına kalsa da milli vicdanın temsilcisi olmaya devam edectir. HDP'nin sahte barış çağrılarına inanmıyoruz. Keşke samimi olsalardı. Samimi olsalar şehit cenazesine gidip başsağlığı dilerlerdi."

 

"SİLAH HAK ARAMA ARACI OLMAKTAN ÇIKMALI"
AK Parti Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın partisi adına söz aldığı konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:
"Burada Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümete, AK Parti grubuna söylediklerinizin kaçta kaçını terör örgütüne söyleyebiliyorsunuz, o yüsek ister samimiyet ister. Biz iktidar olmak için demokrasiyi zorlamadı. Siz barajı geçmek için paralelle, çetelerle, terör örgütleriyle bir araya geldiniz. Kimin nerede durduğunu bu millet çok iyi biliyor. Kürt meselesi söylenmedik sözün kalmadığı meselelerden bir tanesidir. Çözüm süreci silahın hak arama aracı olmaktan çıkarılmasıdır. Devletin demokratik dönüşümünün sağlanması için silah aradan çıkmalıdır. 7 Haziran'dan bu yana 657 terör eylemi gerçekleştirilmiş.
Son günlerde PKK ve HDP söz birliği etmişçesine operasyonlarla erken seçim arasında bağlantı kurmaya çalışıyorlar. Seçim ile operasyonlar arasında bağ kurmaya çalışmak seçmene saygısızlıktır. barajı geçmek adına demokrasiyi zorlayanlar ortadadır. Sorundan beslenenler çözümü istemezler. Kobani üzerinden de bir algı operasyonu yönetildi. 
Operasyonları zorunlu kılan PKK hakında HDP yöneticilerinin bir şey söylediğini duydunuz mu? Biz bütün terör örgütlerini kınıyoruz. Örgütün ateşkesin bittiğini ilan eden açıklamaları gündeme getirmeden hükümetin çözüm sürecini bitirdiğini söylemek doğru olmaz. Doğrudan terör örgütüne yönelik bir şey söylemediler. DAEŞ ile hükümetimiz arasında ilişki kuran yalancıdır. Türkiye örgütle bağlantısı olduğu saptanan 1600 kişiyi sınırdışı etmiştir. Erdoğan karşıtlığı vicdanlarını da kör etmiştir. Biz bölgemizde ve ülkemizde terör istemiyoruz. AK Parti döneminde yapılanları HDP'nin eş başkanları dahi hayal edemezdi. Devlet durduk yere operasyon yapmıyor. Devlet terör örgütünün başlattığı saldırıları durdurmak için operasyon yapıyor. PKK'nın sözcülüğüne soyunanlar operasyonlar hakkında bize tek bir laf söyleyemez. Safınızı net bir şekilde belli edeceksiniz, ya demokrasi diyeceksiniz ya silah. HDP bir yol ayrımındadır. Hem silah hem fikir bir arada yürümez."

"TERÖRİSTLER KIS KIS GÜLÜYOR"

Kürsüye gelen son isim ise Meclis'in olağanüstü toplanmasına yönelik önergeyi veren CHP Grup Başkanvekili Levent Gök geldi. Levent Gök konuşmasına terör saldırılarını kınayarak başladı. 
Gök konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Terör karşısında 4 parti birlik olmayacak da ne zaman beraber olacağız. Bu uslüp nedir. Konuşmalarımıza dikkat edelim. Teröristle bizi kıs kıs gülerek izliyor, birbirlerine düştüler diye. Bu Meclis yeni bir siyasi iradenin toplandığı Meclis. Ortaya yeni bir irade çıkmıştır. Bugün konuştuğumuz terör meselesinin can alıcı noktası 13 yıllık AKP politikasının dış politikada yarattığı tahribattır. Siyasi iktidar, 4 yıl önce yanlış Ortadoğu politikasından dolayı silahların Türkiye'ye döneceğini yıllardır söylüyoruz. IŞİD tehlikesine karşı siyasi iktidarı uyarmışız. Hava operasyonları ve gözaltılardan bahsediliyor. Bu gözaltıları neden daha önce yapmadınız da saldırıları önlemediniz. 
IŞİD tehlikesi sadece sınırdışında değil, Türkiye'nin içerisinde. IŞİD'ı işitmediniz değerli milletvekilleri. 4 yıldır söylediğimiz ama haklı çıkmak istemediğimiz noktalardan bir tanesi. tehlike büyük ve vahim. Bu konuyu araştırmak için komisyon kurmayacağız da ne yapacağız. Bu süreci başlattığınızda sizlere söyledik. CHP Kürt sorununun çözümünden yanadır. Bunu çözmenin adresi TBMM'dir. Size verdiğimiz krediyi elinizin tersiyle ittiniz. CHP olarak terörün her türlüsüne karşıyız. IŞİD'in terörüne de PKK'nın terörüne de... Terör moral değerlerimizi çökertmeye çalışıyor. Teröristler şimdi bizi izliyor, acaba birbirlerini mi yiyecekler yoksa teröre karşı ortak bir duruş mu sergileyecekler. Kuracağımız komisyon 7 Haziran'dan sonra belirlenmiş siyasi iradenin meseleye el koymsıdır. Terörün panzehiri birlik olmaktır. Bİz CHP olarak büyük bir sorumlulukla izliyoruz. Masum insanların ölümüne engel olmak için toplanmayacağız da ne zaman toplanacağız."
"KADIN OLARAK SUS" SÖZLERİ TARTIŞMA YARATTI
Osman Baydemir'in konuşmasında sataşma olduğu gerekçesiyle Bülent Arınç hükümet adına bir kez daha söz aldı.Arınç konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Baydemir'i geçmişten tanıyorum. Kendinin akan kanın durması konusundaki iyi ve samimi dileklerine katılırım. Ancak bugünkü konuşması tam bir talihsizliktir. Aslında konuşmayı her iki eş başkanın yapması gerekirdi. Eğer kadın milletvekili ve eş başkan konuşsaydı sırtımızı PKK'ya, PYD'ye yasladık diyebilecekti. Erkek eş başkan konuşsaydı, kendi öz savunmalarınızı kurun bu hükümetle hesabınızı görün diyecekti. İki tane polsimiz gece yarısı evinde ensesinde vurularak öldürüldü. Dün de binbaşımız saldırıya uğradı. Binbaşının öldürülmesi karşısında PKK'nın yayın organı Özgür Gündem'in bugünkü sayısında binbaşının öldürülmesinin 'HPG komuta konseyi üyesi Şervan Varto'nun hava saldırısında katledilmesinin misillemesi' olduğu belirtildi."
Arınç'ın, konuşması sırasında HDP sıralarından yükselen seslere "Hanfendi sus, bir kadın olarak sus" diyerek yanıt verdi.
Bu sözler üzerine HDP'li kadın milletvekilleri Bülent Arınç'a tepki gösterdi.

ÇAĞRIYI CHP YAPMIŞTI

CHP, Meclis’in olağanüstü toplanması için çağrı yapmış, HDP de bu çağrıya destek vermişti. Başbakan Ahmet Davutoğlu da talebi olumlu karşıladıklarını söylemişti.
Davutoğlu, toplantıda son terör olayları ve operasyonlarla ilgili Meclis’i bilgilendireceklerini de belirtmişti.

Yapılan oylama sonucu terör olaylarıyla ilgili komisyon kurulması önerisi reddedildi.

Bu haber toplam 405 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.