1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tarihteki büyük İzmit depremleri
Tarihteki büyük İzmit depremleri

Tarihteki büyük İzmit depremleri

17 Ağustos 1999 deprem felaketinin üzerinden 16 yıl geçti. Yaşadığımız topraklarda bu ilk büyük deprem değildir, son büyük deprem de olmayacaktır. Zira İzmit kenti tarih boyunca depremlerle yıkılıp yeniden kurulan bir kent görünümü vermektedir.

A+A-
Tarihi kaynaklardan derlenen İzmit ve civarında olup kenti etkileyen bir çok deprem konunun en kapsamlı yayınlarından olan Guidoboni’nin çalışmasında ele alınmıştır ve bu depremlerin en iyi bilinenlerinden ilki M.S. 24 Kasım 29 yılına tarihlenmektedir.
Arkeoloji bilimine yardımcı en önemli bilim dallarından biri olan Epigrafi bilimi çalışmalarını incelediğimiz zaman, depremler ve depremlerde ölümle ilgili çok fazla veriye sahip olmadıklarını görüyoruz.
Deprem esnasında ölümden bahseden çok az yazıt var. Karadeniz kıyısında (Gazacene’de) bulunan bir kitabe, Amasya’da 238 yılına tarihlenen bir depremde 7 yaşında ölen bir çocuğa ait olduğunu gösteren örnek bir yazıttır.
1918’lerde ülkemiz dışına taşınmış olsa da Nikomedia’dan ele geçmiş ve şu anda Paris-Louvre müzesinde bulunan bir mezar steli arkeolojik açıdan tarihi İzmit depremlerine en önemli kanıttır. Bizim için önemli olan bu stelin üzerinde iki erkek çocuğu kucaklayan bir yetişkin erkek betimlemesinden çok, stelin üzerinde ki yazıtta yer alan eski Yunanca ‘sismos’ kelimesidir. Çünkü Yunanca ‘sismos’ kelimesi bilindiği gibi bizim bildiğimiz ‘depremi’ tanımlamakta ve ‘sismoloji’-deprem bilimi de adını bu kelimeden almaktadır.
Bu mezar stelinin üzerindeki yazıt şu ifadeleri taşımaktadır. ‘Diogenes’in oğlu Thrason bu mezar taşını (steli) iki oğlu, 5 yaşında ki Dexiphanes ve 4 yaşında ki Thrason ve onları yetiştiren 25 yaşındaki Hermes için diktirdi. Depremin neden olduğu yıkıntılar arasında onları burada olduğu gibi kucaklıyordu’.
Bu stelin yazıtında yer alan harflerin karakteristik özellikleri, Hadrian dönemine işaret etmektedir. Zaten antik kaynaklar doğrultusunda modern kaynaklar da İzmit ve çevresinde M.S. 120/128 yıllarında bir deprem olduğunu doğrulamaktadır. Dolayısıyla elimizdeki tek arkeolojik kanıt olan bu mezar steli de, M.S. 120/128 depreminin, yani Hadrian döneminin İzmit’teki en travmatik olayının bir belgesidir. Stelden elde edilen veriler ışığında antik Nikomedia veya günümüzün İzmit kentine dair en eski deprem kayıtlarından birisiyle karşılaşmaktayız. M.S. 2. yüzyıl başlarında meydana gelmiş olan söz konusu doğal afetin mezar steline yansıyan izleri; kent ve insan yaşamında depremin yarattığı derin etkilerin en güzel betimlemelerinden birisini oluşturmaktadır.
İzmit’in deprem tarihinde ilerledikçe oldukça çarpıcı manzaralarla karşılaşmaktayız. M.S. 69, 120/128 depremlerinin haricinde, M.S. 269’daki İzmit ve Gebze’ye zarar veren depremin etkileri, M.S. 272’de ordusuyla kentten geçen İmparator Aurelian tarafından da gözlemlenmiştir.
24 Ağustos 358’deki depremin ardından, 2 Aralık 362’deki deprem kenti yerle bir eder. Körfez merkezli deprem 26 Ocak 446’da kenti vurur, 25 Eylül 478’teki deprem Helenopolis (Karamürsel) ve Nikomedia (İzmit)’de büyük can kaybı ve tümden yıkımlara yol açar.
Altıncı yüzyılda İmparator Justinyan zamanında bölgede sivil ve askeri mimaride iyileştirmeler görülse de, 16 Ağustos 554’te İzmit’i yıkan bir deprem daha olur. Hatta daha sonra Konstantinople-İstanbul Gebze (Dacibyza) hattında sürdürülen haberleşme rotası Marmara denizi üstünden Karamürsel-İznik şeklinde gerçekleştirilmeye başlanır.
Ortaçağın başlarında depremler kentin yakasını bırakmaz. 26 Ekim 740’da Nikomedia (İzmit), Praenetos (Karamürsel) ve Nikea (İznik)’i kapsayan büyük bir deprem 25 Ekim 989’de Marmara denizinin doğusundaki deprem Nikomedia (İzmit)’te büyük zarara yol açar. 23 Eylül 1064’te İstanbul ve İzmit’teki deprem de büyük yıkım ve zarar verir. 1 Ekim 1567’de Sapanca merkezli bir deprem İstanbul ve İzmit arasındaki bir alanı etkilerken 25 Mayıs 1672’deki deprem İzmit’te zarara neden olur. 25 Mayıs 1719’da Marmara denizinin doğusunu kapsayan büyük bir deprem olur ve Yalova, Pazarköy, Karamürsel, Kazıklı, İzmit ve Sapanca’yı yıkar. 2 Eylül 1754 tarihli deprem İzmit Körfez merkezlidir ve tüm köyler yok olur, 2000 ölü vardır. 19 Nisan 1878’deki deprem İzmit’e zarar verirken, 10 Temmuz 1894’teki İzmit Körfezi merkezli depremde, İstanbul-Adapazarı arasında büyük yıkım olur. En çok etkilenen yerler Heybeliada, Yalova ve Sapanca bölgelerinde kayıp çok büyük olur.
Özellikle bu depremlerden 4. ve 6. yüzyıllar arasında, M.S. 358 ve 362’de olan depremlerde Nikomedia kentininin yıkımı dönemin tarihçi, düşünür ve yazarları tarafından tasvir edilmiştir. 4.yüzyılda kente yerleşen tarihçi Ammianus Marcellinus M.S. 358’deki depremi şöyle aktarır: “Anadolu, Makedonya ve Karadeniz’de bir çok kentleri ve dağları, aynı anda artçı şoklarla gelen korkunç bir deprem şiddetle sarstı. Bu bir çok benzer örneği bilinen ve beklenen Bithynia’nın metropolisi Nikomedia’nın yıkılması felaketiydi. Bu yıkım şansızlığının doğru ve öz bir tasvirini yapacağım. 24 Ağustos günü şafak sökerken korkunç bir deprem, sözcüğün tam anlamıyla kenti ve banliyölerini yerle bir etti. Evler yamaca kurulu olduğundan, tepeden aşağı birbiri üstüne dinmek bilmeyen yankılanan gürültülerle yıkıldılar. Aynı zamanda yamaçlar eşlerini, çocuklarını ve akrabalarını arayanların her çeşit çığlık ve ağlamalarıyla yankılanıyordu. Nihayet, iki saat sonra, belki de üç saat, karanlık dağıldı ve hava aydınlanarak felaketin çıplaklığını gözler önüne serdi. Kütlesel hacimlerdeki yıkımın altında kalanlar yitip gittiler. Bazıları boyunlarına kadar yığıntının içine gömülü kalmışlardı, eğer ki birileri yardım edebilseydi sağ kalabileceklerdi, maalesef yardım beklerken öldüler.”

ALİ GÜNDOĞDU

Bu haber toplam 5079 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.