1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. TATLI MI TATLI, HEM DE KAYMAKLI, BALLI..
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

TATLI MI TATLI, HEM DE KAYMAKLI, BALLI..

A+A-

 Ah  rahmetli  babacığım.. O  söylediği  anlamlı  ve  özlü  sözlerini   hayatımın  çeşitli  safhalarında  o  kadar  çok  anıyorum ki.. Benim  ve  kardeşlerimin  çocukları  için canını  verirdi  adeta.. Hatta  bize  göstermediği  toleransı  ve  hoş  görüyü  onlara  bolca  sunardı.. Karşılığında  bir  söz  söylemeye  kalksak  “ Aaaa  torunlarıma  laf  yok.. Onlar  bir  tane.. Sizler  ana  para  onlarsa  faizi.. Tatlı  onlar  tatlı.. Hem de  kaymaklı,  ballı  tatlı”  derdi.. 
   Nur  içinde  yat  canım  babacığım.. Meğer  ne  doğru  söylermişsin.. Gerçekten  torun  çok  tatlı.. Allah  bağışlarsa  bende de  beş  tane..  Hepsinin  yeri  başka,  aynı  ayarda  olsa da  hepsinin  sevgisi  başka.. Bu  nedenle  çok  zengin  ve  güçlü  hissediyorum  kendimi.. Alican  ilk  göz  ağrısı.. Ardından  gelen  Nazlıcan,  Kaan,  Efe  ve  Besteee.. 
  Alican’ın  doğumunu  dün  gibi  hatırlarım.. Berat  Kandili  gibi  özel  bir  gündü  aynı  zamanda.. Pamuk  gibi  bembeyaz,  okka  gibi  ağızlı  bir  erkek  çocuğu.. Çok  heyecanlanmıştım  onun  dünyaya  teşrif  etmesini  beklerken.. Torun  nasıl  bir  şey,  nasıl  bir  sevgi  doğacak  içime  diye  müthiş  merak  içindeydim.. Doğduktan  sonra  rüzgar  gibi  esip  geçen  yıllar  hem  Alican’ı,  hem de  sevgimizi  dağlar  gibi  büyüttü,  yüceltti.. Alican  okudu,  üniversiteyi  bitirdi  veeee  şimdi  asker.. El  bebek,  gül  bebek  büyümesine  rağmen  güçlü  bir  çocuktu  Alican.. Çok güzel bir eğitim birikimine sahip oldu  ancak  hiç de  boş durmadı. Çalıştı.. Ailesine  destek  olmak  istedi  eğitim  süresince.. Evcimen,  hoş  sohbet  ancak  biraz  inatçı  ve  seçici  bir  yanı da  yok  diyemem yani.. O  nedenle  askerde  ne  yaşar  acaba  diye  düşüncemiz  çok  oldu.. Yemek  yiyebilir mi.? Her  gün  alışkanlığı  olan  banyo  faslıyla  nasıl  baş  edebilecek.?  Nasıl  yatıp,  nasıl  kalkacak.? Biraz  zorlandığında  kızaran  elleri,  su  toplayan  ayakları  ona  neler  yaşatacak.? Anneciğinin  dilinden  düşmedi  bir türlü..   
   Acemi  birliği  Ankara  Mamak  MEBS  Okulu ve  eğitim  merkezi  Komutanlığı.. Orada  hayatın  gerçekleriyle  yüz  yüze  kalan  üç  bin  askerden  biri.. 
    Evet  değerli  okurlarım.. Sevgilerin  en  yücelerinden  birisini  sizlerle  paylaşmak  istedim.. Şu  duygu  dolu  olduğum  günlerde  aynı  hisleri  taşıdığımıza  emin  olduğum  canım  okurlarımla  bütünleşmek  pek  iyi  geldi  inanınız..
  Şimdi  sizlere  bu  yazıyı  yazmaya  karar  vermemin  asıl  sebebini  anlatmak  istiyorum..  Alican’ın  yemin  töreninde  ülkemin  her  bir  yanından  gelen  insanların  ruhlarıyla  bir  bütün  olmak.. Onların  kuzularına  haykırışlarını  dinlemek..  İnsanların  iliklerini  titreten  soğuğa  rağmen  yaşlı,  çocuk,  engelli  tüm  asker  yakınlarının  kilometrelerce  uzunluklara  varan  kuyrukta  saatlerce  yorulmadan  beklemesi..  Hem de  sabahın  beşinde  ve  ayazın  zemherisinde.. Sonra  ah  o  vatan  sevgisi.. Ah  ne  müstesna  bir  şey  o  Ya Rabbim.. Yaşanan  sıkıntıların  hepsi  evlatlarının  sadece  vatanları  adına  şeref  sözü  vermelerine  şahit  olmak  için.. O  gururu  yaşamak  için.. Ya  tabur  tabur  askerlerin  o  soğukta  hiç  kımıldamadan  saatlerce  hazır  kıta  beklemesi.. Görülmeye  değer  doğrusu.. Soğuktan  akan  burunlarını  silemeseler  veya  gözlerinden  akan  göz  yaşlarına  hakim  olamasalar da,  öyle  bir  duruşa  sahiplerdi ki  anlatamam.. Karşılarındaki  binlerce  insan  sadece  bir  Mehmetçiğe  bakarmışçasına  bakıyordu  hepsine.. O  askerlerin  tümü  orada  bulunan  her  ana  babanın  evladıydı  anlayacağınız.. Asker  ocağının  önünde  vatandaşın  yaşadığı  aksilikleri  bile  unuttum  bir  anda.. Aslında  mümkün  olsaydı  sormak  isterdim.. Dokuz  yaşındaki  torunum  Efe de  dahil  heyecanla  katıldığımız  yemin  töreninde   gecenin  ikisinden  sabahın  onuna  kadar  ayakta  bekleyen  insanların  durumuna  daha  bir  iyileştirme  getirilemez mi.?  Askeri  birliğin  içine  girdiğimizde  daha  bir  düzen  çerçevesinde  karşılanamaz mıydı  asker  yakınları,  oturtulamaz mıydı.? Yani  şartlar  azıcık  daha  güzelleştirilemez miydi.?  gibi  soruları  sormak  isterdim  yetkililere.. “Türkiye’nin  her  kesiminden,  belki de  çok  zorluklarla  gelen  ve  evlatlarının  üstlerine  duyduğu  ve  sergilediği  saygı  ve  sevginin  aynını  göstermeyi  görev  addeden   vatandaş,  kapının  dışında  ve  içerisinde   oldukça  zor  saatler  yaşadı “ derdim..  Ama  askerim,  vatanım  ve  milli  duygularım  öyle  bir  baskın  geldi ki,  siliniverdi  ayaklarımın  yok  olduğunu  zannettiğim  o  uzun  saatler.. Askerlerimi,  bayrağımı  alkışlamaktan  ve  her  bir  askere  bakıp  ağlamaktan  hiç  bir  olumsuzluğu  düşünemedim..
Tören  bittiğinde  herkes  askerini  kucaklamak  için  yerinde  duramıyordu.. Nihayet  benim   askerim, sevgili  torunum  Alican  aslan  gibi  bir  Türk  askeri  azametiyle  karşımda  duruyordu.. Kucaklaştık.. Ve  o  anda  fark  ettim.. Artık  bir  ay  önceki  Alican  yoktu  karşımda.. Daha  atletik, daha güçlü  ve  daha  güven  dolu  bir  gence  bakıyordum.. Huzur  buldum,  içim  çok  rahatladı  ve  inandım.. Alican artık daha bir hazırdı  hayatın cilvelerine.
Hem  huzurlu,  hem  gururluyum…   


 

Bu yazı toplam 755 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum