1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. Tedbir kulun, karar milletin, takdir yüce Allah’ındır.
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

Tedbir kulun, karar milletin, takdir yüce Allah’ındır.

A+A-
07- Haziran- 2015 seçimlerinde, milletvekili adayı olmak ve seçilmek için,  siyasi partilere aday adayı müracaatları yapılmıştır. Bu aday adayları içinde kimlerin aday olacağına, taşra teşkilatlarında yapılan çalışmaların değerlendirilmesi neticesinde, partilerin genel merkez yetkileri karar vereceklerdir.
İnsanlar; aldıkları kararlarında, hata, kusur, eksik olabilir, asıl olan iyi niyetli olmaktır.  Hatalar, kasıtlı veya nefsi hesaplarla entrika ve kulislerle yapılırsa, neticenin hayırlı olması mümkün değildir. Zahiri olarak, aday olacakların tespitinde etkili rolün, her ne kadar genel merkezin, seçilmeleri de milletin teveccühünde görülse de,  kesin netice Yüce Allah'ın takdirindedir.
Bu özet girişten sonra, konumuza tedbir, tevekkül ve takdir hususunda bizleri aydınlatan, Yusuf suresinin 67. Ayeti kerimesiyle başlamak istiyorum. " Babaları; Ey yavrularım, aynı kapıdan girmeyin; ayrı - ayrı kapılardan girin. Bununla  beraber ne yaparsam yapayım, Allah'tan gelecek bir takdiri sizden uzaklaştıramam.! Hüküm ancak Allah'ındır; ben ona tevekkül ettim ve bütün tevekkül edenler de O'na tevekkül etsinler" dedi.
Bu ayeti kerimeden ve diğer birçok ayet ve hadislere göre mü'min herhangi bir iş hususunda meşru olan tedbirleri almakla mükelleftir. Mü'min kul takdirden değil tedbirden sorumludur. Mizan günün de hesabını verirken, aldığı meşru ve gayri meşru tedbirlere göre cezalandırılacaktır.
Tedbirsiz tevekkülün faydası olmaz. Hz. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor. "Önce devenin ayağını bağla sonra Allah'a tevekkül et" Tedbirin başı sabırdır.  Sabır; başarının ilk ve son şartıdır. " Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir." ( Enfal 46)
Mü'min kul, hayatın her anında, yaptığı her işte, tedbiri elden bırakmamalıdır. Tedbir çalışmak demektir. "Allah'ın sana verdiği nimetlerle ahret yurdunu ara. Dünyadan nasibini unutma, Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sende (insanlara yardım ederek) ihsanda bulun. Yeryüzünde fesat arama. Çünkü Allah fesatçıları sevmez."(Kasas 77)
Tedbirin içinde kibir, intikam, haset gibi ve benzeri şeyleri bulaştırmaktan şiddetle kaçınmalıyız. Ehliyet ve liyakatimizin olmadığı görevlere talip olmamalıyız. Ehliyetli olduğumuz halde, talip olduğumuz görev bizlere verilmiyorsa üzülmemeliyiz. Haksızlık yapanları kendi günahlarıyla baş başa bırakmalıyız.
Yüce Allah (CC) bakara suresinin 216. Ayetinde şöyle buyuruyor. "Savaş, size hoş gelmese de üzerinize yazıldı. Fakat olur ki bir şeyden hoşlanmazsanız, oysa o sizin için bir hayırdır. Olur ki bir şeyi seversiniz, oysa hakkınızda bir kötülüktür. Allah bilir siz bilemezsiniz"
Yüce Allah'ın takdirine hasetle engel olmaya çalışmak, takdire itiraz etme manasına gelir ki, bu hususta Yüce Allah (CC) insanları şöyle uyarıyor. " Yoksa Allah'ın insanlara lütfundan verdiği nimetleri çekemeyip, kıskançlık ve haset mi ediyorlar." (Nisa 54)
Mü'min kulun görevi, gücü nispetinde meşru olan bütün sebeplere sarılarak, Yüce Allah'a tevekkül etmeli ve takdir olunan neticeye büyük bir teslimiyetle razı olmalıdır.  " Rabbi ona teslim ol emrini verince, âlemlerin Rabbine teslim oldum' dedi" bu teslimiyet üzerine yüce Allah(CC) şöyle emretti. " Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol"(Enbiya 69)
Değerli dostlar; dünya fani ahret bakidir. Dünya ahretin tarlasıdır. Bu tarlada ne ekersek ahirette onu biçeceğiz. Ebedi hayata mutlu ve bahtiyar olmak istiyorsak, imtihan salonu olarak yaratılan dünya hayatını emrolunduğumuz şekilde yaşamalıyız.
Yüce Allah'ın emrini anlayan Müslümanlar olarak, dünyevilik zevk, sefaya kavuşmak uğrunda, nefsimizin ve şeytanın silahı olan, kin, kötü hırstan, kıskançlık ve hasetsen uzak durmalıyız.  "Baskın basanındır. Parası olan düdüğü çalar" anlayışı siyaset alanında yeri olmamalıdır. Siyaset; insanları sevk ve idare, ülkeyi imar etme olduğuna göre, yönetime ehliyetli ve liyakatli insanları seçmeliyiz.
Nefsi fetvalara boyun eğerek, yanlış yapılan her harekete kılıf aramaya çalışan bir zihniyetle bir arpa boyu yol alamayız. Erdemli İnsan hatadan dönmenin fazilet olduğunu bilmelidir. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz İslam dinin temelinde, Yüce Allah'a kayıtsız şartsız bir teslimiyetle pazarlıksız bir iman, itirazsız bir şekilde yerine getirmekle görevli olduğumuz kulluk ve güzel ahlak vardır. Pazarlıksız imanı kalbimize, kulluk vazifemizi, topluma örnek olacak şekilde bedenimize, güzel ahlakı ruhumuza yerleştirebilirsek, dünya ve ahret hayatımızdan endişeli olmayız.
 İnsanların birçok hasletleri içinde, potansiyeli yüksek olan iki hasleti vardır ki, bunlardan birisi gelecek endişesi, diğeri kendini beğendirme endişesidir. Bu endişeler dünyevilik olursa insan fani dünyasını karartmış olur. Eğer bu endişeler, yarın Allah'ın huzuruna çıktığımda ne diyeceğim, dünyada yaptığım kulluk görevlerimi Yüce Allah beğenecek mi endişesi taşırsa, hem dünyasını, hem de ahretimizi kazanmış olur.
Makalemizi Hadid suresinin 23. Ayetiyle bitirelim. "şunun için ki; kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve size verdiğine de güvenmeyesiniz. Allah, kendini beğenip övüneni sevmez" (Hadid 23) olay bu olduğuna göre,  kazanmaya sevinmek, kaybetmeye üzülmek değmiyor dostlar!
Bu yazı toplam 495 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.