1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Tek sorun “tramvaymış” gibi davranmak
Tek sorun “tramvaymış” gibi davranmak

Tek sorun “tramvaymış” gibi davranmak

Özellikle son aylarda ilimizde insanların yaşadıkları sıkıntılar, Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyetleri tartışılırken ve konuşulurken, gerek siyasi çevrelerde, gerekse kentin bütün dinamiklerinde tuhaf bir algı oluştu.

A+A-

Sanki İzmit’teki tek sıkıntı, yegane sorun tramvay yolu inşaatından kaynaklanan sorunlarmış gibi düşünür ve konuşur olduk.

Evet, tramvay yolu inşaatı İzmit için hiç kimsenin öngörmediği kadar büyük bir sorun ve sıkıntı kaynağı olmuştur. Artık AK Partililer de açıkça kabul ediyorlar. Bu büyük proje için büyükşehir doğru müteahhidi bulamadı ya da işi verdiği müteahhidi doğru programla çalıştıramadı, yeterince iyi takip etmedi, edemedi. Müteahhit kafasına göre çalıştı. İş çok aksadı. Hala Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet sitesine girdiğinizde tramvay yolu inşaatının bitimi için sanki 50 gün civarında bir süre kalmış gibi görünüyor. Ama bu işin bitmesinin daha çok zaman alacağını, yaz başına sarkacağını artık herkes kabul ediyor.

Kentte yaratılan hava şu: "Tramvay yolu inşaatı er geç bitecek. Bu iş bitince, şehrin bütün dertleri de bitecek.” Halbuki öyle değil. Bu tramvay yolu işi bittiğinde, Otogar-Sekapark arasında çalışacak tramvay şehre ne fayda getirecek bu bile belli değil. Tramvay yolu ile yaya yollarının, araç yollarının kesiştiği yerlerde nasıl sıkıntılar olacak bu da belli değil. Dahası bu iş, şehrin belli bölgelerinde büyük sıkıntı yaratmıştır. Bu şehirdeki bütün sorunların, bütün sıkıntıların kaynağı da Tramvay Yolu inşaatı değildir.

HER YERDE TRAFİK SORUN

Sormak isterim size değerli hemşerilerim; Ömer Türkçakal Bulvarı’nda tramvay yolu inşaatı mı var. Orası da sıkıntılı. Carrefour Köprüsü (ya da Adalet Köprüsü) üzerinde her gün insanlar çile çekiyorlar. İzmit Sanayi Sitesi’ne giriş çıkışta sorun var.

D-100’de tramvay yolu inşaatı mı var. İnönü Caddesi’nden tramvay mı geçiyor?.. Bizim şehrimizin, İzmit’in bütün giriş çıkışlarında sorun var, sıkıntı var. Biz sadece tramvay yolunu konuşuyoruz.

Bir akşam vakti.. Üstelik Arap saatine göre bile henüz hava kararmadan önceki erken akşam saatlerinde girin bakalım İzmit şehir merkezine.. Giremezsiniz. Girdiniz diyelim, çıkamazsınız. İzmit’ten D-100’e tek çıkış İnönü Caddesi’nden, Kozluk 2’nci yoldan.. Hadi Çocuk Parkı’ndan kız meslek önüne kadar arabanızla gitmeye kalkın bakalım, ne kadar zamanda gideceksiniz.

Ya da yeni valilik binası önünden, Real önünden İzmit’e girmeye çalışın ya da Leyla Atakan Caddesi’nden şehir merkezine girmeye çalışın. Giremiyorsunuz, girseniz çıkamıyorsunuz. Şehir içi trafiğinde bu kadar ağır sorunlar yaşanırken, artık araç sürücüleri de hiçbir kuralı takmaz oldu. İzmit içinde tam anlamıyla bir trafik terörü var. Ortada trafiği denetleyen, düzen kurmaya çalışan bir tane görevli de yok. Herkes kafasına göre araba kullanıyor. Kimse birbirine saygı göstermiyor, sorun bu nedenle olması gerekenden daha büyük boyutlara ulaşıyor.

TOPLU TAŞIMA BÜYÜK SORUN

Sıkıntı sadece şehir içi trafik ulaşımında değil. Bu şehirde toplu taşıma sistemini bir türlü düzene koyamadık. Ne toplu taşıma araçlarını kullanan insanlar memnun, ne toplu taşıma hizmeti verenler memnun. Pek çok minibüsün arkasında, “Hattıyla birlikte satılıktır” yazısını görebilirsiniz. Vatandaş iyi hizmet alamıyor. Minibüsçü para kazanamıyor.

Böylesi bir ucubeyi hiçbir yerde göremezsiniz. Bazı hatlarda özellikle sabah ve akşam saatlerinde insanlar perişan oluyorlar. Minibüsler tıklım tıkış, kadınlar artık minibüslere binemiyorlar. Saygı, sevgi de kalmadı şehirde. Tıklım tıkış minibüslerde, lise öğrencisi gençler, nineleri, dedeleri yaşındaki yaşlılara yer vermiyorlar. Köylere, ilçelere giden minibüslerin düzeninde de sorunlar var. Plansızlık var. Akşam vakti, İzmit’ten Alikahya’ya bir minibüsle gidin bakalım. Ne çileler çekeceksiniz.

Türkiye’de toplu taşıma sisteminde gidilen mesafeye göre ücretlendirme yapılmayan belki de tek il biz kaldık. Denizin kenarında, deniz ulaşımını kullanamayan dünyada belki de tek şehir bizim şehrimizdir. Türkiye’de ve dünyada hava alanı olup da hava yolundan yararlanamayan tek şehir bizim şehrimizdir. İzmit Perşembe Pazarı alanından Umuttepe’ye teleferik yapıldı da bizim mi haberimiz yok.

Bütün bu sorunlar giderek büyüyor ve biz bu şehirde yaşadığımız her türlü sıkıntıdan sanki tramvay yolu inşaatı sorumluymuş da, şu Akçaray hele bir çalışsın bütün dertler bitecekmiş gibi davranıyoruz.

AK Parti’nin Türkiye’de iktidara geldiği 2002’den, yerel yönetimleri ele geçirdiği 2004’den buyana 12-14 yıl içinde Türkiye değişti. Kalkındı. Bütün büyükşehirlerde yaşam kalitesi yükseldi. Sadece bizim şehrimizde yaşam kalitesi geriye gitti, daha sıkıntılı hale geldi. Evet alt yapıda iyi işler yapıldı. Evet, ağaçlandırmaya, çiçeklendirmeye, kentin temizliğine önem verildi, iyi işler yapıldı.

Ama bir tane kültür merkezi, kongre sarayı mı yaptık. Bu şehre pehlivan güreşleri dışında spor,  kadınların ayrı, erkeklerin ayrı katıldığı dini içerikli toplantılar dışında kültür faaliyetleri mi getirdik?. Nerede bizim fuarımız. Nerede İzmit’in eski hayatı. Bu şehrin yaşam biçimi içinde insanlar hoyratlaşmaya, birbirine karşı saygısız, sevgisiz olmaya başladılar.

Oturup bütün bunları tartışmalıyız. Bu şehir nereye gidiyor, bunu tartışmalıyız. Dün yazdım. Artık Cumhurbaşkanı Erdoğan bile Kocaeli’nin adını anmıyor. Biz hala laylaylom yapıyoruz:

“-Raylar döşenecek, tramvay çalışacak, bütün dertler bitecek.”

Öyle değil sevgili dostlar öyle değil.  Öyle bir gidişat içindeyiz ki, Gebze’den Eşme’ye, Kandıra’dan Karamürsel’e metro yapsak, biz eski İzmit’i, eski Kocaeli’yi bulamayacağız. Bu şehrin ahlakı, kültürü, bu şehrin hamuru değişti. Yazık ki, ne kenti yönetenler, ne bu kentteki yerel muhalefet bu acı gerçeğin farkında değil.

Toplu sözleşme pazarlıkları çok  çetin geçecek, işçi kaybedecek

Yeni yıl ile birlikte pek çok sektörde işçi sendikaları ile işverenler toplu sözleşme pazarlıklarına başlayacaklar.

Türkiye’de özellikle ihracata yönelik üretim yapılan iş yerlerinde işçilik maliyetleri hep Dolar üzerinden hesaplanır. Geçtiğimiz yıllarda TL değerliydi. İş verenler, “Türkiye’de dolar bazında işçilik maliyeti, Doğu Avrupa’dan, Asya’dan, Afrika’dan çok yüksek. Dünya ile rekabet edemiyoruz” diye ağlıyorlardı.

Şimdi oturun hesaplayın. Geçmiş yıllarda yapılan metal  sektörü, otomobil sektörü lastik sektörü sözleşmeleri bağıtlandığında bir işçinin Dolar olarak yıllık maliyeti ne kadardı?. Bugün ne kadar?..

TL’nin hızlı ve anormal değer kaybetmesiyle birlikte, Türkiye özellikle ihracata yönelik üretim yapan sektörler için çok ucuz iş gücü, çok ucuz emek ülkesi haline geldi. Türkiye’de üretilen bir otomobil, diyelim ki 10 bin Dolar’a Avrupa’ya satılıyordu. Bugün de aynı otomobil, aynı paraya satılıyor. Ama sözleşme yapıldığında o otomobili üreten işçinin yıllık maliyeti diyelim ki 5 bin Dolar’sa, bugün 3 bin Dolar’a düştü.

İşçi bunu bilmiyor mu, sendikası bilmiyor mu?. Elbette biliyorlar. Buna göre pazarlığa oturacaklar, ama işveren önlerine resmi enflasyon oranları ile gelecek. Zaten ülkemizde artık grev yapmak neredeyse mümkün değil.

Sadece ihracat yapan sektörler için değil. Belediyelerde, hizmet sektörlerinde pazarlıklar başlayacak. Sendikanın önüne işverenler, “Yıllık enflasyon % 8. Sana en fazla bu oranda zam veririz” diyecekler.

Oysa yeni yıl ile birlikte et, süt, ekmek, toplu taşıma, aklınıza gelen bütün zorunlu harcamalarda çok ciddi zamlarla karşı karşıya kalacağız. 4 kişilik ailenin açlık sınırı bin 400 TL’ye yükseldi. Yoksulluk sınırı 4 bin TL civarında. TL’deki değer kaybı aslında en fazla gariban emekçileri vuracak. Ama toplu sözleşme pazarlığında işçilerin önüne yine kalın duvarlar çıkacak. Sendikaları hava olsun diye taslaklarda çok yüksek artışlar talep edecek. Son aşamaya gelince, “Ne yapalım grev hakkımız yok. İşsizlik almış başını gidiyor. Hiç değilse işimizi koruyalım” diyerek işverenin verdiği zammı kabul edecekler.

2017 yılı bu açıdan da çok sıkıntılı olacak. Şimdiden hazırlanın.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
7 Yorum