1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tek Tip İnsan Yetiştirmek
Tek Tip İnsan Yetiştirmek

Tek Tip İnsan Yetiştirmek

AKP’nin demokrasi mücadelesi verdiği düşüncesi, güvenilir değil bence. Nereden çıkarıyorum bunu? Her şey açık seçik ortada. Seçimlerden önce, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent

A+A-

AKP’nin demokrasi mücadelesi verdiği düşüncesi, güvenilir değil bence. Nereden çıkarıyorum bunu? Her şey açık seçik ortada. Seçimlerden önce, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yaptığı bir konuşma var ki bu konuşma herkesin demokrasi adına AKP’yi yeniden değerlendirmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya çıkardı. Tek tip insan yetiştirme meraklısı olduğu anlaşılan Arınç’ın demokrasi özlemi içinde olmadığı kesin. Sıradan bir insan değil kendisi, bulunduğu konumdan anlıyoruz ki her sözüyle AKP’yi temsil ediyor. Anlatacaklarım içinize sinecek mi acaba?

Arınç’ın, seçimlerden önce, Uludağ Üniversitesinde yaptığı konuşmadan söz ediyorum. Kendisi, üniversite hayatındaki en büyük hastalığının cinnet derecesinde kitap okumak olduğunu belirttikten sonra şunları söylüyor: “Çünkü elime gazeteden başka kitap alamaz noktaya geldim. Günlük haberlerde ne var acaba diye gazeteye bakıyorum. Onlar da o kadar çok ki, o kadar değişik şeyler yazıyorlar ki, her birini okurken kitap okuyamıyoruz. Siz biraz gazeteden uzak kalın. Kaldı ki Türkiye’de öyle bir gazete var ki her şey onun içerisinde, onu takip ederseniz zamanla her şey daha iyi anlaşılır. Evet. Yani emin olun, Zaman’a baktığınızda, Zaman’ı okuduğunuzda başka bir şey karıştırmaya gerek kalır mı kalmaz mı diye siz düşünün, ben buradan bir şey söylersem ‘medyadan sorumlu adam ne dedi bakın’ derler sonra. Zaten şimdiden kaptı onlar cümleyi. Değerli kardeşlerim, önce ona bakın, ihtiyaç duyarsanız hepsine bakarsınız.”

Konuşmayı dikkatli incelerseniz, önce Zaman gazetesini öneriyor Arınç, sonra hata yaptığını anlıyor. Tam dönüş de yapamıyor ve şu sözlerle bitiriyor önerisini: “Değerli kardeşlerim, önce ona bakın, ihtiyaç duyarsanız hepsine bakarsınız.” İhtiyaç duyulmayacağını daha önce belirtmiş zaten.

Sayın Arınç! Siz, Zaman gazetesinin ortağı mısınız? Başka gazetelere haksızlık ettiğinizin farkında mısınız?

İran ya da Suudi Arabistan’da bir bakanın “şu gazeteyi okuyun” dediğini duyan veya okuyan varsa beni uyarsın. O ülkelerde bile yoktur böyle bir bakan. Cumhuriyet tarihimizde de “şu gazeteyi okuyun” diyen bir bakan görülmemiştir. 12 Eylül darbecisi Kenan Evren bile insanlara bir gazetenin reklamını yapmamıştır. O günleri iyi bilirim. Totaliter devletlerde bile zor duyulabilen böyle bir öneriyi, seçimlerden önce, AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç’tan duyabiliyorsunuz. İleri demokrasiye böyle mi geçeceğiz Sayın Arınç? Demek ki bizi kandırmaya çalışıyorsunuz demokrasi falan diye.

40 yıldır öğretmenlik yapıyor, derslere giriyorum. Bu 40 yılın 18’inde Kocaeli Üniversitesi öğrencilerine Türk Dili dersi verdim. Demokrasi konusunda AKP ve Bülent Arınç zihniyetiyle o kadar farklı bir çizgideyim ki hangisinin doğru olduğunu siz okurlarıma bırakıyorum. Öğrencilerime hep şunu söyledim: “Hangi gazeteyi sevip okuyorsanız, spor sayfasından başlamayın. O gazetenin köşe yazarlarını mutlaka okuyun. Dört beş saatte yazılan bir yazıyı, siz beş dakikada okuyorsunuz. Ne büyük bir kazanımdır bu. Ayrıca, o yazılar sadece dört beş saatte yazılmamış; bir ömür var arkalarında. Dünyada bu kadar kârlı bir iş yoktur.”

Bülent Arınç ve AKP zihniyetiyle aramdaki farkı gördünüz, değil mi? Üniversite öğrencilerime “Cumhuriyet gazetesi okuyun” diyebilirim. Suç değil bu; Milli Eğitime bağlı okullarda suçtur, ama üniversitelerde değil. Böyle bir yönlendirme yaparsanız, sadece hoş karşılanmazsınız. Demokrasi âşıkları, tek tip insan yetiştirmek istemezler ki böyle bir öneride bulunsunlar. Bilirler ki çok sesliliktir demokrasi.

Vallahi benden söylemesi: Tek tip insan yetiştirmeye çalışanlar, demokrasiden nasibini alamamış olanlardır. Bu zihniyet, ileri demokrasiye değil, sivil diktatörlüğe götürür bizi. Kimse kimseyi kandırmasın…

Yanıldım

12 Haziran genel seçimleri sonrasında, AKP tek başına üçüncü kez iktidar oldu. İki tahminimde yanılmadım, ama daha en önemli olan diğer iki tahminimdeyse yanıldım. AKP’nin birinci parti olacağı ve Anayasa’yı TBMM’de değiştirecek oyu alamayacağı tahminlerim tuttu. Kolay tahminlerdi bunlar. Tutmayan tahminlerim, AKP’nin bu kadar çok oy alamayacağı ve CHP’ninse biraz daha fazla oy alacağı düşüncelerimdi. Dürüstlükle söylemeliyim ki yanıldım.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AKP örgütünü kutluyorum. Ama bir önerim var. Yukarıdaki yazımda da belirttiğim gibi “tek tip insan yetiştirmek” düşüncesi, demokrasiden uzaklaştırır ülkeyi. Bu konuda Arınç gibi düşünen bir AKP, ileri demokrasinin yanına bile yaklaşamaz. Başbakan Erdoğan önümüzdeki günlerde yapacağı bir açıklamada, örtülü de olsa, Arınç gibi düşünmediğini açıklaması gerekir. Bu açıklama yapılmazsa, AKP’nin “tek tip insan yetiştirme” yolunda olduğu kesinleşecektir. Ya demokrasi ya tek tip insan!

Aydın Uysal’dan “İzinli Pazartesi”

Aydın Uysal ve son kitabından söz etmek istiyorum sizlere. Şair, 1984 yılında İzmir’in Kiraz ilçesinde doğmuş. Doğum yılından anlaşılacağı üzere, genç bir şair Aydın Uysal, ama üretken. İki de oyun yazmış: Senden Bir Var, Gökyüzü Mavi. Şiir kitapları: Şiir Yüklü Gemi (2003), İki Damla Gözyaşı Teselli Tutanakları (2008), İzinli Pazartesi (2011). Öykü de yazıyor Uysal.

Şiirlerinin yayımlandığı dergiler: Kum, Kar, Yansıma, İmgelem, BH Edebiyat, Genç Kalemler, Hamak, Gri Edebiyat, Ussuz Edebiyat, Temrin, Mevsimsiz Edebiyat.

Son kitabı İzinli Pazartesi’nde (Kurgu Kültür Merkezi Yayınları, 72 sayfa, Nisan 2011) yer alan şiirlere aşk izleği (teması) hâkim. 12 Eylül, Filistin, Lorca gibi sözcüklere değinmesinden anlıyoruz ki toplumsal sorunlara da duyarlı bir şairle karşı karşıyayız. Yalın, duru bir anlatım var şiirlerinde. Genç yaşta geldiği noktayı önemsiyor, daha nitelikli şiirlere imza atacağını tahmin edebiliyorum. Dilerim yanılmam.

Şairle iletişim kurmak isteyenler, elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Yazımı şairin kitapta yer alan güzel bir şiiriyle noktalamak istiyorum:

Çıplak Gece

sürme dedim yokuş aşağı kalbimi

ufkumu öldürüyorsun

hızla geçme yazdan

sana sakladığım yağmuru iç

önünü göremiyorsun

sis çökmüş bahara

ayakların yalın

güneşi söndürür telaşın

dokunma ışıksız sevdalara

kör olacak üzüm bağı gözlerin

ince giydir geceyi

üşüsün kapımıza dayanan yalnızlık

Aydın UYSAL

Fıkra

Ufak tefek yaşlı bir kadın iki naylon torba taşıyarak caddede yürüyormuş. Torbalardan biri delinmiş ve 20 dolarlıklar uçuşmaya başlamış. Polisin biri kadını durdurmuş:

- Hanımefendi torbadan paralarınız dökülüyor.    - Kahretsin! Uyardığınız için çok sağ olun. Şimdi dönüp toplarım onları.    - Durun bakalım! O kadar para nereden geliyor? Çaldınız mı yoksa?    - Yok canım! Benim bahçe stadyum parkına bakıyor. Orada arada sırada araçlarda parti veriyorlar. O partilerden çıkan adamlar, çoğunlukla benim çiçek tarlalarımı tuvalet olarak kullanıyor. Ben de elektrikli kesiciyle çalıların arkasında bekliyorum. Onlar işlerini görmeye hazırlandığı anda benim kesiciyi çalıştırıp,    - Ya 20 dolar verirsin ya da seninki uçar gider, diyorum.

Polis:    - Vay be! İyi fikirmiş. Peki öbür torbada ne var?    Yaşlı kadın yanıtlamış:    - Hepsi ödemiyor tabii.

Sabo’nun eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Okuduğu rakamı beğenmemiş. Manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine okuduğu rakamı beğenmemiş. Eteğini de çıkarınca, Sabo erken davranıp parayı kendisi atmış:

- Devam edin. Bundan sonrası müessesedendir.

Sağlık

Hızlı yürüyüşün prostat kanseri tedavisine iyi geldiği belirtiliyor. Prostat kanseri teşhisi konan erkeklerin, hastalığın ilerlemesini ve yayılmasını yarıya indirmek için haftada en az üç saat hareketli yürüyüş yapması gerektiği ortaya çıktı. BBC’ye göre, ABD San Francisco California Üniversitesi’nde yürütülen, 60’lı yaşlarında prostat kanseri henüz yayılmaya başlamamış bin 455 erkeğin katıldığı bir araştırma, prostat kanseri teşhisi konan erkeklerin haftada en az üç saat hareketli yürüyüş yapmasının kanserin ilerlemesini ve yayılmasını yarıya indirdiğini gösterdi. Kanser Araştırmaları Dergisi’nin yavaş yürümenin aynı etkiyi sağlamayacağı konusunda uyardığına dikkat çekerek uzmanların “Ancak bulgular dikkatle yorumlanmalıdır. Çünkü en çok yürüyen erkekler aynı zamanda daha genç, zayıf ve sigara içmeyen kişilerdir. Bu da görülen farklılıklardan bazılarını açıklayabilir” dediğine dikkat çekildi.    Prostat Kanseri Derneği araştırma yönetiminin başkanı Dr. Helen Rippon’ın ise sonuçlardan emin olmak için araştırmanın tekrarlanması gerektiğini belirttiği ve prostat kanseri teşhisi konan erkeklere yaşam tarzlarında fiziksel aktiviteye yer vermelerini tavsiye ettiklerini, bunu başarmanın en kolay yolunun da yürümek olduğu kaydedildi. (ANKA)

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 27 Mayıs 2011)

Bu haber toplam 1212 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.