1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Telekomun taşınmazları
Telekomun taşınmazları

Telekomun taşınmazları

Birkaç hafta önce Türk Telekom Şirketi’nin özelleştirilmesinden önce edinilen taşınmazlarının, satış sözleşmesinde satılamaz maddesi bulunmasına rağmen özelleştirme idaresinden Telekom’un

A+A-

Birkaç hafta önce Türk Telekom Şirketi’nin özelleştirilmesinden önce edinilen taşınmazlarının, satış sözleşmesinde satılamaz maddesi bulunmasına rağmen özelleştirme idaresinden Telekom’un işletmesini alan yeni yönetimin sattığını yazmıştım.

Aynı yazıda, Telekom’un yüzde 55 hissesini 21 yıllığına işletme hakkını satın alan Oger Konsorsiyumu sözleşmesinin aksine bu yetkiyi nasıl ve kimden aldığı, satılan taşınmazların piyasa değeri ile satılıp satılmadığı konularının, araştırılmaya değer konular olduğunu belirtmiştim.

Duyarlı bir yurttaşın getirdiği bilgiler ışığında yaptığımız araştırma sonucunda, Kandıra Yolu üzerinde Yassıbağ Mevkii’ndeki kuruma ait 51 dönüm arazinin satışı ile ilgili gerçek bir o kadar da çarpıcı bilgilere ulaştık.

17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen asrın felaketinin yaralarının sarılması ve afet bölgesindeki kurum personeline yardım amaçlı, yine Türkiye genelindeki Telekom personeli arasından toplanan yardım parası ile bu arazinin alınmış olması, satışını çarpıcı kılan birinci olaydır.

Toplanan yardım parası ile Kocaeli Telekom Yönetimi tarafından personele depreme dayanaklı konut yapılmak üzere Kocaeli Milli Emlak Müdürlüğü’nden bu arazi, o zaman ki Telekom Genel Müdürlüğü’nden de olur alınmak suretiyle satın alınmış.

Bu arazinin satışını çarpıcı kılan ikinci olay ise, kapalı zarf açık artırma usulü ile satılan arazinin satış ilanında, ilana çıkan kurumun adı ile ihalenin yapılacağı yerin adresinin açıkça belirtilmemiş olmasıdır.

10 Ekim 2010 tarihinde yapılan ihalede, 860 bin liraya komşu köylerden bir vatandaşa satılan bu arazinin, satış değerinin piyasa değerlerinin yarısına bile ulaşmadığı çevredeki kişiler tarafından da söylenmektedir.

Neresinden bakarsanız bakın bu arazinin satışında birden fazla sakatlık bulunmaktadır. En büyük sakatlık ise Türk Telekom’un yüzde 55 hissesinin işletmesini 21 yıllığına satın alan Oger Firması, sözleşmesinde satılamaz maddesi bulunmasına rağmen bu arazide içinde olmak üzere onlarca taşınmazın satılmasıdır.

Burada dikkatle takip edilmesi gereken bir başka husus ise Kandıra Yolu Yassıbağ Mevkii’nde 516 ve 517 parsellerde bulunan bu taşınmazın tarla vasfında değer tespitinin yapılmış olmasıdır.

Tarla olarak bile değerinin yarısı bir fiyat ile satılan bu taşınmazın konut alanına çevrilmesi durumunda değerinin kat kat artacak olması, üzerinde durulması gereken bir başka husustur.

Değerli okuyucular bu kadar sakatlığın bulunduğu bir işin arka planında siyasetçi, bürokrat ve iş adamı üçgeninin bulunduğu akıllara ister istemez gelmektedir.

Bizden söylemesi…

Dürüst olabilmek

Bugünlerde siyasette ve bürokraside bir yerlere getirilen veya bir yerlere gelmek için aday olan kişilere köşe yazılarında övgüler yağdırılmakta. Bunu yaparken de özellikle kişinin dürüst olduğu vurgulanmaktadır.

Bir kişiyi olumlu gösterebilmek için “insan olan herkes de olması gereken” dürüstlüğünün öne çıkartılmasını doğru bulmuyorum. Ancak toplum öyle bir noktaya getirildi ki, 1980 öncesi işlerinde dürüst olmayanlar parmakla gösterilip toplum tarafından dışlanırken, bugün dürüst olanlar parmakla gösterilmekte, çoğu kişi tarafından da enayi olarak adlandırılmaktadır.

Dürüstlük nitelemesi ortaya atıldığında, 1980 öncesi birlikte görev yaptığım çok yakın dostumun “İki türlü dürüst vardır. Biri gerçekten dürüst diğeri ise çalamadığı için dürüsttür.” Sözlerini hatırlamaktayım.

Memuriyet hayatımda bu sözün doğruluğunu birçok defa yaşayarak gördüm. Adam; kontrol mühendisliği görevinde alabildiğine dürüst, devletin hakkını müteahhide, müteahhidin hakkını devlete yedirtmemiş, daha üst görevlere getirildiğinde ise adeta deveyi hamutu ile götürmüş.

Adam; esnaflık yapmakta iken maliyenin sıkı kontrolü nedeni ile vergi kaçıramamış, piyasa ile rekabet edebilmek çürük mal satmamış, ticaretine hile karıştırmamış, bu nedenle adeta dürüst olmak zorunda kalmış, daha sonra bir şekilde eline fırsat geçince her türlü dalavereyi çevirmekten çekinmemiş.

Bunların dışında bir zamanları bir devlet büyüğümüzün dediği “Benim memurum işini bilir” sözüne sadık kalarak aldığı tek maaş ile hanlar hamamlar sahibi olmuş, sonra da ben dürüsttüm diye ortalarda dolaşmaya başlamış, daha üst görevlere talip olmuş, ne yazık ki birçok kişiyi de inandırmış.

Bir başka örnek ise siyasetçi, bürokrat ve iş adamı müşterek çalışması ile devletin soyulduğu dönemlerde uzun yıllar görevde kalmış, kendisi yapmasa bile yetkisi altındaki usulsüzlüklere görevde kalma karşılığında göz yummuş, sonra da kalkıp dürüst olduğunu çevresine inandırmış. Bu tip kişileri dürüst olarak tanımlamak, gerçekten dürüst insanlara yapılacak en büyük haksızlık olacaktır. Bu nedenle siz siz olun sonradan mahcup olmamak için görmeden denemeden hiç kimseye dürüst sıfatını yakıştırmayın.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.