1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Terör, tarihten ne ister?
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Terör, tarihten ne ister?

A+A-

Dünyanın nefretini kazanan ve bütün dünyanın düşman ilan ettiği IŞİD terör örgütü, Irak ve Suriye’de dünya mirası tarihi eserlere zarar vermiş, yakıp, yıkmıştı. 

Ülkemizin baş belası bölücü terör örgütü de hain saldırılarına, bir de tarih tahribatını ekledi. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan, bir süre önce Diyarbakır Barosu Başkanı Elçi’nin yakınlarında şehit edildiği tarihi Kurşunlu Camii de terör örgütü tarafından bombalarla tahrip edilmiş. 

Bir terör örgütü, tarihi eserlere neden saldırır?.. Diyarbakır’daki Kurşunlu Camii, bölgedeki en önemli tarihi miraslardan biriydi. Bombalar atılmış, yakılmış. İtfaiye, can güvenliği olmadığı için müdahale edememiş. Camide bulunan tarihi kitaplar da yanmış.. Yazık, terör örgütü, bir de bölgedeki tarihi eserleri yok etmeye kalkarsa, o bölge halkına da ihanet etmiş olmayacak mı?

DUVAR YAZISI 

Bakan, “Türkiye’de ekmek 

zammı yok” diyor.. Bizim 

şehrimiz Avrupa’ya bağlandı da

bizim mi haberimiz yok? 

İnsanlık kalitesi ile ilgili 

112 Acil Sağlık hizmeti, bizim ülkemizde sağlık alanında gerçek bir devrimdir. Geçmişte, Allah korusun acil bir ambulans ihtiyacınız olsa, hangi telefonu arayacağınızı bilmezdiniz. Diyelim ki, bir numara bulup aradınız, saatlerce ambulans beklerdiniz. 

Şimdi (112) var. Acil ambulans ihtiyacı olduğunda  (112)’yi arıyorsunuz. Kentin neresinde olursanız olun, birkaç dakika içinde ambulans geliyor.  112 sadece ambulans servisi değil. Aynı zamanda acil kurtarma servisi. Günün birinde herkesin (112)’ye ihtiyacı olabilir. 

İl Sağlık Müdürlüğü geçen gün (112) ile ilgili verileri açıkladı. Bu yılın ilk 11 aylık döneminde 112 Acil hattına 1 milyon 361 bin çağrı gelmiş. Bunların sadece 91.664’ü gerçek.  (112)’ye 11 ay içinde ilimizde gelen 1 milyon 249 bin çağrı ise sahte. Canı sıkılan, kafayı bulan, kendini yalnız hisseden telefona sarılıyor. En kolay, en bilinen numara (112). Hemen arıyor. Geyik muhabbetine. Oysa 112 hayat kurtarmak için var. Gereksiz meşgul edilmemesi lazım.  Akrabanı ara, sevgilini ara, arkadaşını ara, ya da rastgele bir numara çevir, şansını ara.  Ama insanlar 112’yi arıyor, meşgul ediyor. Belki de bir hayatı riske atıyor. Yakında, 112 sadece Acil Yardım hattı olmaktan çıkacak. İtfaiye, Polis imdat, Jandarma falan bütün ihbar hatları 112'den aranacak. Rahat bırakmak lazım bu servisi.. Meşgul etmemek lazım. Tabii bu da insanlık kalitesi ile ilgili bir durum.

10 yaş genç olsaydı

Malum, CHP kurultay sürecine girdi.16-17 Ocak’ta büyük kurultay yapılacak. Baykal’ın devrilişinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu, CHP için bir umut gibi görünmüştü. Ama olmadı, tutmadı. Kılıçdaroğlu, CHP’nin oylarını bir türlü % 25’in üzerine bile çıkartamadı.

Şimdi Kılıçdaroğlu’nun durumu tartışılıyor. Kurultayda karşısına rakipler çıkacak. Ama Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkacak rakiplerin de öyle Türkiye’ye yeni bir heyecan getireceğini, CHP’nin ufkuna açabileceğini, CHP’nin oylarına yeni oylar getireceğini beklemek hayal gibi duruyor. 

Geçen sabah Sefa Sirmen, gazetenin yeni binasını ziyarete geldi. Bir süre sohbet ettik. Ağzımdan şu sözler döküldü:

“- Ah Başkanım, 10 yaş genç olsaydınız. Şimdi bu ortamda, CHP Genel Başkanlığı’na en çok siz yakışırdınız.” 

Güldü Sirmen.. Kendisi her fırsatta açık açık ifade ediyor. “Artık hiçbir siyasi göreve talip değilim” diyor. Sirmen,  2002 yılında CHP’nin aldığı ağır seçim yenilgisinin ardından Baykal’ın durumu tartışılırken,  İzmit Büyükşehir Belediye Başkanıyken biraz da gaza gelmiş, önce milletvekili olup, ardından CHP Genel Başkanlığına aday olmuştu. 1989’da İzmit Belediye Başkanı seçilmişti. Henüz 13 yıllık belediye başkanıydı. Ama kısa sürede İzmit’in de, Sirmen’in de adı popüler olmuştu. Sirmen’in CHP Genel Başkan adaylığı da az ses getirmedi. Heyecan yarattı. Elbette Baykal gibi biri karşısında o dönem bir küçük kentin Belediye Başkanının CHP Genel Başkanı seçilmesi mümkün değildi.

Sirmen, 5 Aralık 1955 doğumludur. İzmit Belediye Başkanı seçildiğinde 34, CHP Genel Başkanlığına aday olduğunda 47 yaşındaydı. Şimdi, 60.. Yaşlı değil. Maşallah gayet sağlıklı.  Üstelik, 2002’de o yapı içinde Baykal’ı devirmek çok zordu. Şimdi, 16-17 Ocak kurultayında sağlam bir aday çıksa, Kılıçdaroğlu’nu silip süpürebilir. 

Sirmen, İzmit’te üç kez Belediye Başkanlığı, bir kez milletvekilliği seçimi kazandı. 2002’de CHP Genel Başkanlığı seçimini kaybetti.  2004’de partisi İstanbul Büyükşehir adayı gösterdi, CHP oylarını arttırdı ama, Topbaş’a karşı kaybetti. 2009’da Kocaeli Büyükşehir Başkan adayı oldu, Karaosmanoğlu’na karşı kaybetti. Son olarak 2014’de İzmit adayıydı, kaybetti. Siyasette dostluğu da, ihaneti de gördü. Hep affeden, hep bağışlayan oldu. Bulunduğu hiçbir görevde partizanlık yapmadı. Kimseye kin beslemedi.

Ziyareti sırasında sohbet ederken “Siyasetten kopmayın” dedim. Sirmen, “Ben istesem de kopamıyorum” dedi. Devam etti: 

“-Bundan sonra, partimin büyümesi, CHP’de iyi insanların, partiyi büyütecek insanların görev alması için elimden geleni yapacağım. Daha doğrusu, bu partide partiye fayda getirmeyecek kişilerin bir yerlere gelmesini engellemek için gücümü kullanacağım. Benim kişisel hiçbir siyasi beklentim yok. 2014’de İzmit Belediye Başkanlığını kazansaydım, bugün bu kentteki bütün siyasetin rengi değişik olurdu. Partinin durumu farklı olurdu. Elbette siyasetin içinde var olmaya devam edeceğim.”

Sirmen, CHP’nin ilimizde devam eden kongreler süreciyle de ilgili. Kendisi, Gölcük’ten il delegesi seçildi.  İzmit İlçe Başkanı seçilen Küçükkaya ile, Selman Yıldırım’ı başarılı buluyor. Cengiz Sarıbay’ın il başkanlığını destekliyor. Anladığım kadarıyla, il kongresinde 22 kurultay delegesinden biri olmak için talep ve ısrarı olmayacak. Ama kurultay delegeliğini yazarlarsa, bunu da onurlu bir görev kabul edecek. CHP’deki Genel Başkanlık yarışı için de şunları söyledi:

“- Partinin genel başkanlarının kurultayda devrilmesini sevmiyorum. Artık kurultaylarda kendi içimizde yarışma lüksümüz kalmadı. Çünkü, parti kaybediyor. Bölünüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi yerine bir aday çıkartıp, desteklemesi olabilir. Ama böyle bir şey olmayacaksa, Kılıçdaroğlu ile devam etmek, iki yıllık dönemde partiyi derleyip toparlamak daha doğru bir yol olabilir.” 

Sefa Sirmen, ÖZGÜR KOCAELİ’nin kuruluşundan beri vardır. 2001 yılında bu gazeteyi yeniden kurmaya karar verdiğimizde kararımızı ilk paylaştığımız kişiydi. Çok desteğini, gerçek dostluğunu gördük. Yeni binayı gezdirdim. Çalışan arkadaşların büyük bölümü, zaten Sirmen’in tanıdıkları. Genç arkadaşlara, hatta İzmitli olmayan stajyerlere sordum, “Elini sıktığınız adamı tanıyor musunuz?”. Hepsi, “Sefa Sirmen’i kim tanımaz” dedi. Sirmen’le el sıkışan herkesin yüzü otomatik olarak gülüyor. 

Binayı çok beğendi.  ÖZGÜR KOCAELİ’nin nasıl kurulduğunu bilenlerin başında gelir.. Bu günlere gelişinden gurur duyduğunu gözlerinde hissettim. 

Şöyle bir düşünün: CHP’nin Genel Başkanı Sefa Sirmen; MHP’nin Genel Başkanı Meral Akşener.. İzmit’te hepimiz  göğsümüzü gere gere dolaşmaz mıydık?

SİRMEN’LE BİRLİKTE

Kocaeli siyasetinin hala en önemli isimlerinin başında gelen Sefa Sirmen, önceki sabah gazetemizin yeni binasını ziyarete geldi. Sefa Sirmen’i ağırlamak, benim için de önemli bir onurdu.

Fırıncı da haklı, vatandaş da 

Kocaeli bir kez daha ekmek fiyatı ile ilgili polemikler üzerinde kafa yoruyor. 

Ben bu şehirde ekmek fiyatıyla, özellikle Ramazan aylarında pide fiyatı ile çok mücadele ettim. Bütün fırıncılar bana düşman oldu. Fırıncılar Odası Başkanı Ali Sarı’yı tanıdım, samimiyetine inandım. 

1 Aralık’ta İzmit’te 250 gramlık ekmek 1.25 TL’ye satılmaya başlandı. Şu anda, Türkiye’de en pahalı ekmeği bu şehir yiyor.. 

Pekiyi, bu şehirde fırıncı  büyük para mı kazanıyor?.. Hayır.. Bu şehirde çok önceki yıllardan itibaren ekmek konusunda çok yanlış politikalar izlendi. 

Şehrimize Karadeniz bölgesinden göç eden, elinde biraz sermayesi olan her yeni hemşerimiz bir ekmek fırını atı. Bu şehre 150-200 ekmek fırını yeterdi, ama bugün 500-600 tane fırın var. Kaliteli ekmek üretiliyor.  Ama fırın çok, fırın başına üretilen ve satılan ekmek az. Bu nedenle fırıncı kazanamıyor.

Tabii bu tablo vatandaşın sorunu değil.. Zamanında  bu şehirde yerel yönetim Halk Ekmek Fabrikası kurmuş olsa, bu kadar çok fırına ruhsat verilmese, bugün  bizim şehrimizde  ekmek fiyatı konusunda bu kadar kavga olmazdı.

Bizim fırıncılar, karşılarında hiç itiraz görmeden, “Biz 36 aydır ekmek fiyatına zam yapmadık” diyerek 1 Aralık’ta yüzde 25 zammı koydular. 250 Gramlık ekmek 1 TL’den 1.25 TL’ye çıktı. Aslında AK Parti’nin, yerel yönetimlerin fırıncılar üzerinde büyük etkisi var. Fırıncı daha önce zam yapacaktı. Zam, belki yüzde 5-10 arasında kalacaktı. 7 Haziran seçimi var diye yaptırmadılar. Sora 1 Kasım’da seçim var diye yine fırıncıları durdurdular. Fırıncı da 1 Kasım’dan sonra, zammı köküne kadar yaptı. 

Tabii, aslında ekmek fiyatı tartışmasını, Tarım Bakanı Çelik alevlendirdi. Bakan, “Buğday fiyatı artmadı. Un fiyatı artmadı. Ekmek zammı olmaz” dedi. Ama Bakan bunu söylemeden günler önce bu şehirde ekmek fiyatına yüzde 25 zam yapılmıştı.

Bakın bu şehirde her şey pahalıdır. Toplu taşıma ücreti pahalıdır. Ama Türkiye’de en fazla beleş yolcu be şehrin toplu taşıma araçlarında seyahat eder. Ekmek pahalıdır. Yine bu kentte Vali’nin, Belediye Başkanlarının, muhtarların “Bu fakirdir” dediği binlerce kişiye, fırıncı ücretsiz ekmek vermek zorundadır. 

Ekmek zammına CHP karşı çıkabilir. Çünkü, CHP’li fırıncı yoktur.  Ama dikkat edin,  AK Parti ve MHP’liler laf söyleyemez. Çünkü fırıncıların büyük bölümü AK Partili, bir kısmı da MHP’lidir. 

Kocaeli’nin çelişkisi çoktur. Bu şehirde toplu taşıma pahalıdır. Çünkü, toplu taşımada beleşçi çoktur. Yerel yönetim toplu taşımada neredeyse hiç yoktur. 

Ekmekte durum aynıdır. Çok fırın vardır, kamunun Halk Ekmek tesisi yoktur. Çok kişiye fırıncı bedava ekmek vermek zorundadır. İşte bu nedenle, bu şehirde  1 km.’lik toplu taşıma 2.10 TL, 2150 gramlık ekmek 1.25 TL’dir.. 

Siz istediğiniz kadar bağırın. Bu şehrin siyasi yapısı böyle olduktan sonra, fırıncının, minibüsçünün, pazarcının sözünün üzerine kimse söz söyleyemez. 

Fenerbahçe rahat, Beşiktaş zor

Bu gece Avrupa Ligi’nde iki büyük Türk takımı gruplarındaki son maçlarına çıkıyorlar. Salı gecesi G.Saray ite kaka Kazak rakibi ile berabere kalıp, grubu 3 ncü bitirdi, Avrupa Ligi’nde son 32 takım arasına girdi. Bu gece de F.Bahçe ve Beşiktaş’ın üst tura çıkmasını dileyeceğiz.

Fenerbahçe, saat 20.00’de İstanbul’da Celtic ile oynayacak. İskoç takımı grup sonuncusu ve hiçbir iddiası yok. F.Bahçe berabere bile kalsa, grupta ilk 2’ye girecek ve üst tura çıkacak. Maç, açık kanalda yayınlanmıyor. Gece yarısından sonra TRT banttan verecek. Fenerbahçe’nin bu gece güle oynaya bir üst tura çıkmasını bekleyebiliriz.

Beşiktaş’ın durumu ilginç. (H) Grubunda halen lider. Oynadığı 5 maçta hiç yenilgisi yok. Bu akşam saat 22.05’de Portekiz’de Sporting Lizbon ile oynayacak. Bu maçtan puan alamazsa, çok büyük olasılıkla elenecek, Avrupa’ya veda edecek. Yıllar önce Sporting Lizbon’un sahanda Kocaelispor’u izlemiştim. Lizbon’daki o stat Sporting’in rakipleri için tam bir cehennem. Sporting de çok güçlü bir takım. Onlar da üst tura çıkmak için kazanmak zorunda. Maçı TRT yayınlayacak. Beşiktaşlılar için gerçekten zor bir gece olacak.

Bu yazı toplam 495 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.