1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tıp Fakültesi Hastanesi'nde neler oluyor-2
Tıp Fakültesi Hastanesi'nde neler oluyor-2

Tıp Fakültesi Hastanesi'nde neler oluyor-2

Geçen Hafta bu köşede “Tıp Fakültesi Hastanesi’nde olan vatandaşa oluyor” diye yazdım, bu hastanede neler oluyor diye sordum. Bu haber gazetemizde ve www.ozgurkocaeli.co

A+A-

Geçen Hafta bu köşede “Tıp Fakültesi Hastanesi’nde olan vatandaşa oluyor” diye yazdım, bu hastanede neler oluyor diye sordum.

Bu haber gazetemizde ve www.ozgurkocaeli.com.tr’de binlerce kişi tarafından okundu, sadece günün değil haftanın en çok okunan, yorum alan haberi oldu.

Bu yazı yayınlandıktan sonra çok sayıda hasta yakını aradı, yeni ihbarlar aldım.

Ayrıca ilginçtir Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden arayanlar, ilginç bilgiler verenler oldu.

Bu sorunun çok önemli olduğunu, kanayan bir yaraya parmak bastığımızı anladım.

Öncelikle kişisel olarak kimseyi hedef almadığımı söylemeliyim. Kimseyle kişisel bir hesabımız olmadığını, olmayacağını tekrar tekrar söylemeliyim.

Kişisel hesaplar gütmek, birilerine çamur at izi kalsın demek bizim tarzımız olamaz, bu ancak tetikçi ve şantajcı gazetecilerin işidir!

Ben sadece toplumsal bir soruna işaret ettim. Binlerce insanın mağduriyetini dile getirdim.

Ve daha da ötesi kamunun zarara uğratıldığı iddialarını üstü kapalı olarak dile getirdim.

Bizim dile getirdiğimiz iddiaları hiçbir dürüst namuslu hekim üzerine almasın.

Onların sorunlarını da dile getireceğiz, yazacağız, onların sorunlarının da takipçisi olacağız.

Bununla birlikte millet mağdur ediliyorsa, kamu zarara uğratılıyorsa bu haberdir.

Kuşkusuz birileri bundan rahatsız olacaktır. Birileri tekerlerine çomak sokulmasına kızacaktır.

Bizi yalan yazmakla itham edecekler, üzerimizde bir baskı kurmak için elinden geleni yapacaklardır.

Ama unutulmasın; gerçek ölümsüzdür. Gerçekleri bu toplum bir gün er ya da geç öğrenecektir!

Bu gerçekler bugün gazete sayfalarına, yarın bilgisayar ekranına, öbür gün ihtiyaç olursa kese kağıdına, duvara bile yazılır!

Yazı yayınlandıktan sonra beni sadece hastalar, hasta yakınları, haber kaynaklarım değil, rakip gazetelerden meslektaşlarım da aradı ve tebrik ettiler.

Bu konuyla ilgili şikayetler bize de geliyor ama kendimiz bile mağdur olsak yazamıyoruz dediler.

Bu konuda yazmamıza izin verilmiyor. Patronlarımız, genel yayın yönetmenlerimiz asla burada yaşananları yazdırmıyor.

“Bize sadece bu insanları övme izni var (!), sen bu konuyu nasıl yazabildin” diyen meslektaşlarım oldu!

Bu kuşkusuz Özgür Kocaeli Gazetesi’nde çalışmanın özgürlüğüdür.

İletişim Fakülteleri’nde ders olarak okutulması gereken bir özgürlük anlayışı vardır bu gazetede.

Patronunuz müdahale etmez, Genel Yayın Yönetmeniniz müdahale etmez.

Fikirlerini söylerler, sizinle aynı doğrultuda düşünmeyebilirler, tartışabilirler ama yazacağınıza asla karışmazlar. Sansür uygulamazlar.

Tekrar Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşananlara dönelim.

Hasta ve hasta yakınları Ünibel’de çok rahat muayene olabildikleri öğretim üyelerine ulaşamıyor.

Bazı hasta yakınları tedavi takiplerinin kesilmiş olduğunu, bazıları ise önceden rahatlıkla muayene olduğu hocasının muayenehane açtığını SMS ile öğrendiğini söyledi.

Bazı hasta yakınları muayene ve tetkik için oldukça yüklü para ödediğini, bazıları ameliyat için üç aydır beklediklerini ama muayenehaneye gidince bir hafta içinde ameliyata alındıklarını söyledi.

Anladım ki hükümetin uyguladığı sağlıkta dönüşüm politikası bizim Tıp Fakültesi Hastanesi’ni gerçekten sıkıntıya sokmuş.

Eğitim ve araştırma merkezi olan Kocaeli Üniversitesi’nde ayrıca muayenehane işi ciddi sorunlar yaratabilir.

Buradan çok ciddi ihbarlar geliyor.

Sağlık Müdürü Dr. Sayın Hasan Aydınlık ile yaptığım görüşmede muayenehanelerin bir kısmının ruhsatları olmadığını öğrendim.

Ruhsatı olan hocalarımıza bir şey demek mümkün değil ruhsatsız yerde nasıl sağlık hizmeti veriliyor, bunu buradan yetkililere soralım!

Geçtiğimiz hafta yazdığım yazıdan sonra Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin tanınmış öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sayın Sadettin Hülagü gazetemize geldi.

Sayın Hülagü birtakım şeyler söyledi. Hükümetin sağlık politikasından rahatsızlığını dile getirdi.

Kuşkusuz hükümetin sağlıkta dönüşüm politikası başlı başına bir yazı konusudur.

Sayın Hülagü’nün söylediklerinden sonra konuyu biraz daha derinlemesine ele aldım.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne birkaç kez daha gittim. Konuyla ilgili daha çok kişiyle görüştüm. Yetkililerle diyalog kurdum. Daha çarpıcı sonuçlara ulaştım!

Önce şu sorunun cevabını aradım; Kocaeli Üniversitesi’nin alanında uzman, saygın, hiçbir şekilde kırıp üzmek istemediğimiz değerli hekimleri çok az mı para alıyordu? Hükümetin bu sağlık politikalarından sonra ellerine çok az mı para geçiyordu? Bu gürültü bu nedenle mi çıkıyordu?

Hocalarımız neden grev yapıyordu?

Niye hasta bakmıyor, insanların kaderini niye asistanlara bırakıyordu?

Yaptığım araştırmalarda klinisyen öğretim üyesi profesör hocalarımızın maaş artı performans” ortalama gelirlerinin 8 bin TL ile 15 bin TL arasında değiştiğini öğrendim. (Eski parayla aylık 8 milyar ve 15 milyar arasında değişiyor)

Bu paraların Türkiye standartlarına göre iyi olmadığını kim iddia edebilir?

Hocalarımız daha çok kazansın, kuşkusuz bu paraları kimse hak etmediklerini söyleyemez!

Ama ya onların muayenehaneden gönderdikleri hastalara düşük maaş ile bakan sağlık personelinin bana telefonda ilettikleri isyanı duymamak olur mu?

Biz devlete mi çalışıyoruz, hocaya mı diye isyan eden yüzlerce sağlık çalışanının çığlığını görmemek olur mu?

Şimdi geçen hafta üstü kapalı olarak değindiğim konuyu biraz açmak istiyorum.

Çünkü yanlış anlaşılmalar oldu. Ben bu yanlış anlaşılmalar ortadan kalksın diye bugün daha açık şeyler yazacağım, daha açık sorular soracağım! Başlıyorum!

Muayenehanesi olan cerrahi dallara mensup hocalarımız ameliyatlarını nerede yapıyorlar?

Yasaya göre bu ameliyatların SGK ile anlaşması olmayan hastanelerde yapılması gerekiyor.

İlimizde SGK ile anlaşması olmayan bir tek hastane var.

Ameliyatlarını o hastanede yapan hocamız var mı?

Yoksa bu ameliyatlar o özel hastanede değil de Tıp Fakültesi Hastanesi’nde mi yapılıyor?

Bu ameliyatlar için Tıp Fakültesi Hastanesi’ne para ödeniyor mu?

Yoksa para doktora mı veriliyor?

Doktora bir para veriliyorsa bunun karşılığında makbuz alınıyor mu?

Yani ortada vergilendirilmemiş bir kazanç var mı?

Para ödenmeden devletin elektriği, suyu, hastanesinin bütün imkanları özel ameliyatlar için mi kullanılıyor?

Kamu zarara uğratılıyor mu?

Muayenehaneden gelenlere ameliyatta öncelik tanınıyor mu?

Muayenehanesi olan cerrah hekimlerin muayenehane kayıtlarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi’nin ameliyat kayıtlarının karşılaştırılması konusunda yetkililer ne düşünüyor?

Bu kayıtlar karşılaştırılırsa ortaya ne gibi sonuçlar çıkar?

Buradan yetkilileri uyarıyor ve göreve davet ediyorum.

Yaşasın bağımsız ve özgür gazetecilik diyorum!

İlker AKŞİT

[email protected]

Bu haber toplam 4808 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.