1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tıp Fakültesi'nde hocalar çok rahatsız
Tıp Fakültesi'nde hocalar çok rahatsız

Tıp Fakültesi'nde hocalar çok rahatsız

AKP iktidarı sekiz yıllık dönemde özellikle sağlık alanında önemli atılımlar yapılmasını sağladı. Sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki insanlar çok daha kaliteli sağlık hizmetine çok daha

A+A-

AKP iktidarı sekiz yıllık dönemde özellikle sağlık alanında önemli atılımlar yapılmasını sağladı. Sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki insanlar çok daha kaliteli sağlık hizmetine çok daha kolay ulaşır hâle geldiler. Yeşil kart sahibi, yoksul insanlar daha önce akıllarından bile geçiremedikleri sağlık hizmetlerine kavuştular.

Hiç para vermeden ya da çok cüzi miktarlar karşılığında ilacınızı alabiliyor, tetkikleri yaptırıyor, muayene olabiliyorsunuz.

Bunların hepsini alkışlamak gerekiyor.

Ama Sağlık Bakanı Recep Akdağ, son zamanlarda inat ve ısrarla Tıp Fakültelerine, bu fakültelerdeki değerli hekimlerin gelirlerine göz koydu. Yeni kurallar kondu, yeni yasal düzenlemeler yapıldı. Şimdi bütün Tıp Fakülteleri'nde çok büyük tepki var.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, bizim kentimizde sağlık hizmetlerinin çıtasını yükseltmişti. Kendi alanlarında sadece Türkiye ölçeğinde değil, dünya çapında çok önemli hekimler KOÜ'de görev yapıyor. Çok sıradan insanlar, yoksul insanlar bile, kendi alanlarının çok değerli hocalarına, profesörlerine ulaşabiliyor, muayene, tedavi, ameliyat olabiliyorlardı.

Vatandaşın yararına işleyen sisteme çomak sokuldu. Profesörlerin, değerli hocaların gelirlerinin neredeyse üçte ikisi tırpanlandı. Unibel gibi İzmit için çok önemli bir sağlık kurumu kapandı. Tıp Fakültesi'ndeki profesörlerin aylık gelirlerinde 8-10 bin TL gerileme oldu. Çalışma alanları kısıtlandı.

Hayatının çok büyük bölümünü eğitimle geçirmiş, dünya çapında değerli uzman hâline gelmiş hocaların aylık 3-5 bin TL maaş karşılığında yoğun mesai vermesini bekleyemezsiniz. Nitekim şu anda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Tıp Fakültesi'nde profesör unvanına yükselmiş hocalar hastalara bakmıyorlar. Profesörün bilgi birikimiyle tedavisine başlanmış hasta ortada kaldı. Büyük hasta yükü sadece asistanların omuzuna binince yığılmalar oldu. 10 yıl önceki fotoğrafa geri döndük. Hasta insanlar çare arayışı için kuyrukta bekleşiyor. Büyük huzursuzluk, büyük tepki var.

Bu yeni uygulama nedeniyle, pek çok değerli tıp adamının Üniversite'den ayrılması, özel hastanelere geçmesi ya da kendilerine muayenehane açması gündemde. Tıp Fakültelerini dağıtıyorlar.

Anlamsız bir restleşme yaşanıyor. Düzen bir kez bozulduğunda geriye dönüşü çok güç olacak.

Sağlık alanında önemli işlere imza atan AKP iktidarının bu gerçeği kısa zaman içersinde görmesini, hocalarla inatlaşmaktan vazgeçip, vatandaşın yararına adım atmasını umuyorum…

Bakalım Kaddafi yıkılacak mı?

Tunus'ta başlayıp, Mısır'da devam eden ve on yıllardır ülkelerini demir yumrukla yöneten diktatörlerin yıkılmasına neden olan halk ayaklanmalarının, bölgedeki benzer yönetimlere sahip Müslüman ülkelere sıçrayacağı biliniyor ve görülüyordu.

Nitekim pek çok ülkede bu türden ayaklanmalar var. Yemen, Bahreyn, Ürdün gibi küçük ülkelerdekiler pek ses getirmiyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bütün halkın zengin ve rahat olduğu ülkelerde de böylesi hareketler beklenmiyor.

Bu aşamada dünyada herkesin ne yapacaklarını merak ettiği iki ülke var: İran ve Libya...

Mollaların yönetimindeki İran İslam Cumhuriyeti binlerce yıllık Pers Uygarlığının varisi. 75 milyon civarında nüfusuyla her zaman göz önünde bir ülke olmuştur. İran Halkı gerçekten söz sahibi olacağı bir yönetim şeklini gün gelecek yakalayacaktır.

Libya ise aslında küçük bir ülke. Çoğunluğu çöl olan geniş toprakları var. Ama nüfusu 6 milyon civarında. Bu çöl ülkesinin önemi 42 yıllık diktatörü Kaddafi’den kaynaklanıyor.

Kaddafi 1969 yılında Albay rütbesiyle Kral’ı yıkıp Libya’da yönetimi ele geçirdikten sonra dünyadaki egemen güçlere kafa tuttu. Ülkesindeki yahudilerin mal varlığına el koydu. Petrol gelirini ulusallaştırdı. Önce Arap Birliği’ni sonra Afrika Birliği’ni kurmak için çaba gösterdi. Her fırsatta ABD’ye kafa tuttu.

ABD özellikle 80’li yıllarda “Söz dinlemez Bedevi” diye adlandırdığı Kaddafi’yi devirmek için çok çaba harcadı. Ama ne içerden ne dışarıdan yaptığı girişimler başarıya ulaşmadı.

Şimdi “Yıkılmaz” olarak gözüken Kaddafi’ye karşı da halkının bir bölümü ayaklandı.

Tunus’ta, Mısır’da yaşanan olaylar, gerçekleşen değişim mutlaka çok çarpıcı. Tüm bölgeyi, Arap dünyasını derinden etkileyecek nitelikte. Ama eğer bu dalga Libya’ya kadar uzanıp Kaddafi’yi de devirecek kadar güçlü ise önümüzdeki 10-15 yıl boyunca Kuzey Afrika, Arap Yarımadası ve Orta-Doğu’da dinmek bilmeyen olaylar yaşanacak demektir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.