1. YAZARLAR

  2. Gülsüm Güney

  3. “TİTLE” INIZ NE? (TAYTILINIZ NE?)
Gülsüm Güney

Gülsüm Güney

Yazarın Tüm Yazıları >

“TİTLE” INIZ NE? (TAYTILINIZ NE?)

A+A-

5 aydır üzerime yapışan, üzerime en çok yakışan, bazen darmadağın eden, bazen ayağa kaldıran, umutsuzluğa düşüren ve umutlandıran, aklımı daima meşgul eden, içimi sevgiyle dolduran, insanın dengesini alt üst eden ve sürekli hamd ettiren bir hal içindeyim. Nedir bu hal?

Bilenler çoktan anladılar.

“Annelik”

 5 aydır idrak etme şansı duyduğum bu duygunun, bazıları tarafından irdeleniyor olması bu ara gündemimde.

Çalışan ve aynı zamanda çocuğuna yetmeye çalışan, çalışmaya ara veren ve çocuğuna yetmeye çalışan, çalışmamayı tercih eden ve yine çocuğuna yetmeye çalışan hangi anneyle konuşsam hep birileri ne kadar da eksik olduklarından bahsediyor.

Bu durumlara çokça şahit olduktan sonra size gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki hiç kimse ama hiç kimse sizin anneliğinizi sorgulayamaz, tartamaz ve sınayamaz. Hatta kendiniz bile bunu yapamazsınız.

Anlatayım: Anne olmak ve iş hayatından uzaklaşmamla birlikte yeni girdiğim ortamlarda, ilk kez karşılaştığım, tanıştığım insanlar: “ne yapıyorsunuz” diye, sorduklarında “annelik yapıyorum” diyorum.

“Hımm…” diyorlar. Bu “hımm” kelimesi kısacık ama pek bir anlam barındırıyor.

Diyor ki karşındaki:

“Tamam, annelik yapıyorsun. Tamam da başka neler var neler? Sen onlardan bahset. Sadece annelik yapıyor olmak zaten senin görevin. Onun dışında neler var?

Bu, “hımm” diyenlere boş boş bakıp geçiyorum. Çünkü öyle istiyorum. (Nokta)

Ama “hımm” ın üzerine cevap alamayıp. Peki, “title”ınız ne? (okunuşuyla: taytılınız ne?) diye soranlar var? Vallahi var.

Hani şu tırnak içindeki “title”.

Yani bilirkişi diyor ki: Ben. Hey gidi ben! Şimdi şurada güzelim Türkçemin içine “title” kelimesini koymuşum, koymuşumda İngilizceyle Türkçeyi harmanlamış bir aydın! olarak sana soru sormuşum. Sen kimsin?

İşte böyle yapanlara, oturup neler yaptığımı anlatmıyorum. Anlatsam anlamazlar. Siz de anlatmayın. Daha kolayı var. Onu da anlamazlar ama en azından kendimi yormuş olmayayım diye çok sevdiğim Hayati İnanç Hoca’nın bir konuşması var onu açıp dinletiyorum.

Eminim sevgili anneler, sizin de çevrenizde bu türlerden çokça vardır. O sebeple Hayati Hoca nasıl anlatıyor birlikte bakalım.

“Hayati İnanç: Bir kaymakam arkadaşım, talebem, yeni bir tayini sonrasında mülaki olduk. Çay sohbet vs. söz ederken laf arasında bizim hanım çalışmıyor dedi. “Çalışmıyor. Nokta.” Ev hanımı da ondan öyle diyor.

3 çocuğu var biliyorum biri de hafif engelli, bakımı da zor.

“Kaymakam bey, sabah bu gömleği siz mi ütülediniz?” dedim.

“Hayır” dedi. Hanım.

Biri kundakta çocuğun altını siz mi aldınız?

Hayır.

Onun büyüğü de özürlüydü galiba kim yedirdi içirdi baktı ona?

Hanım.

Pazar günü çamaşırı kim yıkadı?

Hanım.

Yemekleri kim yapıyor?

Hanım.

Ve sen diyorsun ki;  hanım çalışmıyor.

Çalışan ne yapıyor?

Bu insana sen çalışmıyor diyorsan, en yumuşak tanımlamayla bu “zulümdür”. Ardından, kendine geldi tabi.

“Ne diyeyim hocam?” Dedi.

Sorulduğu zaman hanımın ne yapıyor, ne iş yapıyor? Diyeceksin ki; annelik yapıyor.

Muhatap anlamayabilir. Altını da dolduracaksın “Dünyada bildiğim en ağır işi yapıyor.”

Dünyadaki en ağır işi yapan, bir gün tatili olmayan sevgili hemcinslerim: Hemen şimdi, yaslan arkana derin bir nefes al, nefes ver ve seninle olan, var olan, hatta eksik olan ne varsa sarıl ve kutla. İyiki varsın! Gerisi hikâye.

Sevgiyle…

Bu yazı toplam 1857 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.