• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 16 °C

Toplu taşıma araçlarını kimler kullanıyor?

İsmet ÇİĞİT

İlimizde toplu taşıma sistemini hep tartıştık, tartışmaya devam ediyoruz. Tartıştığımız konular genellikle, bazı hatlardaki araç yetersizliği, toplu taşıma araçlarının temizliği, fiyatlar gibi konular.
Oysa çok önemli bir kanı daha var: Bu kentte toplu taşıma araçlarını kimler kullanıyor?.
………
Toplu taşıma işi, özellikle ilimizde çok yıpratıcı, çok yorucu ve gergin bir iş. Geçmişte bazı hatlarda minibüsçüler arasında yaşanan kavgaları, beyzbol sopalı, silahlı saldırıları hatırlarsınız. Bu şehirde yollar tıkalı.  Minibüsü yolcu dolu şoförler büyük stres yaşıyorlar. Sektörde kazanç bir hayli düşük. Eskiden minibüslerde muavin vardı. Şoför, yolcuyla pek fazla muhatap olmazdı. Şimdi muavinsiz sistemde şoför hem arabayı kullanacak, trafikle boğuşacak, hem de arabasındaki yolcuların kaprisleriyle,  kartlarını okutup okutmamasıyla ilgilenecek.
Zor iş, çelik gibi sinir, demir gibi yürek gerektiren bir iş.
Cuma günü çok acı ve ibretlik bir olay yaşandı. İzmit-Arslanbey hattında sefer yapan halk otobüsünün şoförü, yolda bir meslektaşı ile sert tartışmaya girmişti. Sinirleri belli ki bozulmuştu. 62 yaşındaki deneyimli şoför Ali Osman Kaçar aynı zamanda kalp hastasıydı. Öfkeli şekilde yoluna devam etti. Ancak,   Çuhane yolu üzerinde, kalbi strese, yorgunluğa dayanamadı. Direksiyon başında şoför kalp krizi geçirince, minibüs kontrolden çıktı. Yol kenarındaki direğe çarptı, devrildi.
Çok büyük felaket olabilirdi. Devrilen minibüsteki 10 yolcu yaralı kurtuldu. Kalp krizi geçiren şoför, hastaneye yetiştirildi ama, kurtarılamadı. 
Bu olayı çok önemsemek zorundayız. Sormak zorundayız: Bizim şehrimizde toplu taşıma araçlarını kimler kullanıyor?.. Sektörde karlılık çok düşük seviyelere indiği için minibüs sahipleri, profesyonel şoförle çalışmak yerine araçlarını kendileri kullanmaya başladılar. İlimizde belediye otobüsleri ile birlikte, toplu taşıma sisteminde 2500’den fazla araç çalışıyor. Yukarıda da anlatmaya çalıştım. Çok stresli, çok zor ve kazancı düşük bir iş.. 
Çılgın gibi araba kullanan genç şoförler var..
En küçük olumsuzlukta sinirlenen, parlayan yaşlı şoförler var. Toplu taşıma sektöründe her gün yüzlerce insanın hayatını teslim ettiği bu şoförlerin mutlaka çok dikkatli seçilmesi gerekiyor. Sağlık kontrollerinin eksiksiz yapılması, hepsinin mutlaka psikolojik testlerden geçirilmesi gerekiyor. Bütün bunların bu şehirde dikkate alındığını hiç sanmıyorum. 

Helal olsun Dilek Hanım 
Bir gazeteci olarak, demokrasiyle yönetildiği, hukuk devleti olduğu iddia edilen ülkemizde, iki önemli gazetecinin haber yaptıkları için, bu haber iktidarı rahatsız ettiği için hapis cezasına çarptırılmasından büyük bir üzüntü duyuyorum. 
Ama ülkem adına daha büyük üzüntüm, Cuma günü İstanbul’da Adliye binası önünde Gazeteci Can Dündar’ın, kendisine “Ülkenin ve iktidarın namusunu korumayı vazife edinmiş” bir kişi tarafından silahlı saldırıya uğramış olmasınadır. Türkiye nasıl bu hallere geldi, bu ülke nereye gidiyor diye büyük kaygı içindeyim. 
Can Dündar’a yönelik silahlı saldırı, kameralar çekimdeyken gerçekleşti. Her açıdan olayı tekrar tekrar izleme imkanı bulduk. Can Dündar, kendisine yönelen tabancayı ve bu tabancanın ateşlendiğini görünce,  kendisini önce o sırada röportaj yapan NTV muhabirinin arkasına saklıyor. Sonra, hızla oradan uzaklaşmaya çalışıyor. Elbette, çok insani bir davranış., Herkes aynı şekilde davranırdı. Ama o sırada orada bulunan Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar, kocasına silah doğrultup, ateş eden saldırganın üzerine atlıyor.  Yakasına, koluna yapışıyor. Adamı götürüp, polise teslim ediyor. 
Görüntüleri izleyince, Can Dündar’ın eşi Dilek Hanım’ı çok takdir ettim. Günümüzde her gazeteci eşinin bu denli cesur olmasında yarar var.

Konya’da bugün seçim olsa?
“Kör ölür, badem gözlü olur” diye bir söz vardır. Bu sözün, tam da bizim toplumumuz için söylendiğini düşünürüm. Başarılı insanlara görev başındayken, ya da hayattayken çok fazla sahip çıkmayız. Ama öldükleri, ya da görevden ayrılmak zorunda kaldıklarında yere göğe koyamayız. 
Şimdilerde Başbakanlık görevinden ayrılacağını açıklayan Ahmet Davutoğlu bu duyguları yaşıyor. Davutoğlu, 20 aylık Başbakanlık döneminde başarılı oldu. Çok çalışkan bir siyasetçi görüntüsü verdi. Bu şekilde görevi bırakmak zorunda kalışı da kuşkusuz pekçok kişiyi üzdü, rahatsız etti.
Davutoğlu, Konyalı. Konya halkı da kendisini çok seviyor. Cuma günü Başbakanlık’tan ayrılacağını açıkladıktan sonra gittiği memleketinde olağanüstü ilgi ile karşılandı. Ağlayanlar, kendilerini paralayanlar vardı. Davutoğlu’nu Konya’da gösterilen olağanüstü ilgi ve sevgiyi görünce düşündüm. Bugün bir seçim olsa, acaba Konya’dan nasıl sonuç çıkardı?.
Konya, geçmişte Milli Görüş partilerinin kalesiydi. Günümüzde AK Parti’ye en büyük desteği veren kentlerden biri. 
7 Haziran seçimlerinde Konya’da AK Parti % 65.5, MHP % 16.5, CHP % 9.7 o almış. 7 Haziran’da Konya’dan seçilen 14 milletvekilliğinden 11’ini Ak Parti, 2’sini MHP, 1’ini CHP kazanmış. 
1 Kasım seçimlerinde AK Parti’nin oyları  % 74.5’a yükseliyor, MHP  % 11.5’a geriliyor, CHP yerinde sayıyor. 1 Kasım seçimlerinde Konya’dan seçilen 14 milletvekilinden 12’sini AK Parti, 1’er tanesini CHP ve MHP kazanıyor. 
Davutoğlu istifa etmek zorunda kaldığı için, Konyalı kırgın, üzgün. Pekiyi bugün seçim olsa ne olur. Bence,  Tayyip Erdoğan’ın partisinin oyları yüzde 60’ın altına, çıkarttığı milletvekili sayısı 10’un altına inmez. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu milletin bu özelliklerini çok iyi biliyor. Bu nedenle, radikal kararlar almaktan hiç çekinmiyor.

Başkanlık referandumu kaçınılmaz 
Bütün gelişmeler, bütün söylemler ortada. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çok kararlı. Türkiye, Başkanlık sistemine geçer mi, geçmez mi bilemem ama, bu konuda, bu yıl içinde bir referanduma gidileceği artık çok açık biçimde görülüyor. 
Erdoğan,  “Başkanlık sistemi acil ihtiyaç. Ben kendim için istemiyorum” diyor. Partisine, “Anaya değişikliği taslağını biran önce hazırlayın,. Bu işi biran önce bitirelim” talimatı veriyor. Belli ki Türkiye’de bu sistem değişikliği konusunda halkın kesin tavrı ortaya çıkmadan hiçbir başka işe bakılamayacak. 
Bir şekilde ve kesinlikle bu yıl içinde Referandum’a gidilecek. Ben pekçok kez bu konudaki görüşümü yazdım. Alt yapısı, denetim mekanizmaları iyi hazırlanmış bir Başkanlık Sistemi’nden korkulmaması gerektiğini düşünüyorum. Hele hele “Başkanlık sistemine geçilirse, Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına rakip bulamayız. Erdoğan’dan başkası Başkan seçilemez” kaygısıyla bu değişime direnmeyi anlamsız buluyorum. 
Türkiye’deki parlamenter sistemin çok iyi işlediğini söyleyemeyiz. Dünyadaki örneklerine baktığımızda Başkanlık Sistemi için de  “Bu diktatörlük rejimidir” demek haksızlıktır. Türkiye bu işi deneyecek. En azından halka bu konu sorulacak. Halkın yarısından fazlası  “Evet” derse, Başkanlık Sistemine geçilecek.
Bu tartışmayı, bu tartışmanın yarattığı karmaşayı ortadan kaldırmak lazım. Çünkü bu konuyu halletmeden başka hiçbir şeye bakamayacağız. Belli ki, MHP de destek verecek, Meclis’te Anayasa değişikliği için “Referandum aralığında” bir oy çıkacak. Olsun bitsin bu iş biran önce.  Referandum tarihi ortaya çıksın. Ağustos mu, eylül mü.. Türkiye bilsin. Halk son sözü söylesin.. 
Herşeye ve tüm yaşanmışlıklara rağmen, bu milletin sağduyusuna güvenmek gerekiyor. Başkanlık sistemi referandumu gittiğinde, hiçbir sonucun garantisi yoktur. Millet istiyorsa, istemeyenler de bu sonuca saygı duymaya mecburdur. Bu şekilde, yani “Güçlü Cumhurbaşkanı, zayıf profilli Başbakan” sistemiyle yola devam etmenin Türkiye için çok büyük sıkıntılar getireceğine inanıyorum. Üstelik bütün milletin ve dünyanın gözü önünde mevcut anayasayı bu kadar fazla ayaklar altına alıyor olmak da ülkenin geleceği için hiç hayırlı değildir. 

Avrupa Birliği’ni unutalım 
Ben, saf arkadaşınız, neredeyse inanmaya başlamıştım. Ahmet Davutoğlu Başbakanlığındaki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti son aylarda çok başarılı çalışmalar yapmış, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki buzlar erimişti. Haziran’da olmasa bile, bu yıl içinde Türk Vatandaşları için Avrupa Vizesi’nin kalkacağı,  bir-iki yıl içinde Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin gerçekleşeceğini düşünmeye başlamıştım. Avrupa Komisyonu’nun son raporu da çok olumluydu. 
Ama artık bu umutların tamamen bittiğini görebiliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan açık açık AB’ye restini çekti, “Sen yoluna, ben yoluma” dedi. Belki de Başbakan Davutoğlu’nu istifaya götüren en önemli nedenlerden biri bu AB konusuydu. Davutoğlu,  Avrupa’nın Suriyeli mülteciler konusundaki korkularını da çok iyi kullanarak, Türkiye’nin tam üyeliği konusunda önemli adımlar atılmasını sağlamıştı.
Avrupa Birliği yolu, Atatürk’ün gösterdiği yoldu. Türkiye’nin demokrasisi, huzuru, istikrarı, ekonomik gelişimi, hukuk devleti olması konusunda mutlaka sahiplenmemiz gereken bir yoldu. Ama Cumhurbaşkanı köprüleri attı. Türk vatandaşları için vizenin kalkması, AB’ye tam üyelik, artık ulaşılması çok güç bir hayal haline geldi. 
Giderek Avrupa’dan kopan, giderek Doğu’ya Katar’a, Suudi Arabistan’a daha fazla yanaşan ve ne yazık ki her fırsatta öncelikle kendi çıkarlarını düşünen ABD’ye sırtını dayayan bir ülke durumuna geleceğimizden korkuyorum.
Bu haberleri okudukça içim sızlıyor
Açıklamalar, bence 22 Mayıs’tan sonra Başbakanlık için en kuvvetli aday olan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’dan.  Türkiye, hava yolu ulaşımı alanında rekor üstüne rekor kırıyormuş. 
Bakan Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’’de aktif 55 havalimanı var.  Her gün havalimanlarından 416 bin yolcu geçiyormuş. Türkiye’de bu yıl 200 milyon kişinin havayolu kullanması bekleniyormuş. 
55 havaalanı.. Kastamonu, Batman, Yüksekova dahil, 54 tanesi  aktif.. Bir bizim Cengiz Topel garip.. THY, rekorlara uçuyor. Dünyanın en hızlı büyüyen havayolu şirketi oluyor. Yeni uçaklar alıyor. Dünyanın her yerine uçuyor.
Bir tek,  Cengiz Topel’i görmezlikten geliyor. Hala bizim havaalanımızdan aksak köstek sadece Trabzon uçuşları var. Binali Yıldırım yeni dönemde Başbakan olursa,  ilimizdeki AK Partililerin ısrarla üzerine gitmesini, Cengiz Topel’i hatırlatmasını bekliyorum. Türkiye’de sivil havacılık bu kadar hızla gelişirken, bizim şehrimizin bu konuda bu kadar mahzun bırakılmasını içime sindiremiyorum. 

Londra’nın Müslüman Başkanı 
İngiltere’de yerel seçimler yapıldı. Ülkenin başkenti Londra’da Belediye Başkanlığı için birbirinden çok farklı iki aday yarıştı. 
Biri, Başbakan Cameron’un partisi Muhafazakar Parti’nin adayı, ülkenin en zengin, en varlıklı kişilerinden olan Zac Goldsmith. Diğeri, Pakistan göçmeni kamyon şoförü bir baba ile, terzi bir annenin oğlu olan Pakistan asıllı Müslüman Sadık Khan. Muhalefetteki İşçi Partisi’nin adayı olan Sadık Khan Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 
Hani hep deriz ya, Avrupalılar Müslümanlara ön yargılı bakıyor, düşman görüyor diye. Londra’daki seçimlerde Pakistan kökenli Müslüman aday oyların yüzde 45’ini aldı. Milyarder Hıristiyan aday ise, yüzde 35’te kaldı. Avrupa’da bazı ön yargılar olabilir. Ama hepsinin önünde demokrasi var.

Evlerin musluğundan bira akan şehir
Dün Milliyet Gazetesi’nin sürmanşetinde bir haber vadı. Belçika’nın Brugge kentinde belediye, yeni bir boru hattı döşemeye başlamış. Şehrin içme suyu hattının yanına döşenen yeni boru hattından,  fıçı bira akacak, evlerin musluklarından bardaklara bira doldurulabilecekmiş.
Tabii, su gibi, gaz gibi sayacı olacak. Kim çeşmeden ne kadar bira alır da tüketirse, o kadar para ödeyecek. Brugge Belediyesi,  bira boru hattını, şehrin içinden çıkılmaz hale gelen trafik sorununa bir çözüm olarak düşünmüş.. Sadece içki almak için evlerinden çıkıp, özel araçları ile trafiğe giren insan sayısının bu şekilde azaltılması planlanıyormuş. 
Bizim şehrimizde trafik sorununu azaltmak adına böyle bir öneri getirseniz, her halde Cumhuriyet çocuk Parkı meydanında ibret-i alem için bir darağacı kurar, sizi sallandırırlardı. 

Bu yazı toplam 2409 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37