1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Töre cinayetleri ve eğitim
Töre cinayetleri ve eğitim

Töre cinayetleri ve eğitim

Birkaç gün önce,vahim bir '' töre cinayeti '' ile yüreklerimiz burkuldu, ruhlarımız sarsıldı. Süryani kökenli bir kızcağız, Müslüman bir gençle evlenmiş. Düğünden 10 gün sonra, kızın abisi

A+A-

Birkaç gün önce,vahim bir '' töre cinayeti '' ile yüreklerimiz burkuldu, ruhlarımız sarsıldı.

Süryani kökenli bir kızcağız, Müslüman bir gençle evlenmiş. Düğünden 10 gün sonra, kızın abisi tarafından öldürülmüşlerdi.

Gerekçe, Süryani ailenin Müslüman gence kız vermek istememesiydi. Mardinli bu ailenin ''töre cinayeti '' ne rıza gösterdiğine dair net bir bilgi yok, ama , netice itibariyle ortada böyle bir '' acı vak-a '' mevcut. Cinayeti itiraf eden ağabey '' töre '' ye özellikle vurgu yapmakta.

Konunun sosyolojik boyutu üzerinde durmak gerek.

'' Din değiştirenin cezalandırılması ''nı genelde Hristiyan dünyası hep Müslümanlara atfen yorumlamışlardır. Sonuçta da ' İslamofobik '' saplantıların sahibi oluyorlar. Bu sakat mantığın, her dinin fanatiklerinin ve özellikle  "ataerkil'' yaşam biçiminin sonucu olduğu, bu son olayla bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Anadolu'da farklı dinlerden gençlerin sevdaları bazen destan, bazen efsane olarak hep anlatılagelmiştir.

"Töre cinayetleri" konusunda ilginç araştırmalar da yapılmıştır.

Örneğin, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahsen Şirin, ''... son 5 yılda töre ve namus yüzünden 1. 091 cinayet işlendiği''ne işaret etmektedir.

Töre cinayetlerinin en çok işlendiği kentleri Dr. Şirin şöyle sıralıyor:

-Gaziantep

-Diyarbakır

-Kastamonu

-Artvin

-Denizli

-Hatay

Bölgeler bazında Güneydoğu ve Ege töre cinayetleri yoğunda öne çıkmaktaymış.

Namus cinayeti veya töre cinayeti olarak tanımlanan cinayetlerin, toplumda kendilerine biçilmiş rollerin veya kişiye, topluma, yöreye ve zamana göre değişen ahlaki normların dışına çıktığı var sayılan kız çocuklarına ve kadınlara yöneltilen şiddet türü olduğunu belirten Prof. Dr. Şirin, "ülkemizde alt sınıfların değer yargıları, kentte dahi olsa kırsal toplumun kültüründen kopmamıştır. Bu cinayetleri işleyenler, çoğu kez toplum tarafından birer katil değil, namusunu temizleyen biri olarak değerlendirilmektedir. Bir kader kurbanı, şerefini kurtaran bir kahraman rolünde topluma dönmektedirler, cezalarını çekince..."

Yani, Cahiliye Devri'nde Araplar arasında kızlarını diri diri gömmek ne ise, bu töre cinayetleri o vahşetin günümüzdeki farklı bir versiyonu.

İsveçliler bu tür cinayetlerin psikolojik ve sosyolojik temellerini araştırdığına göre, konu onlarında canını ve vicdanını bir hayli acıtmış olmalı.

Gazeteci Ramazan Kerpeten'in 03. 02. 2010 tarihli haberinde; İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı ile görüştürdüğü İsveçlilere, değerli hocamızın şunları söylediği ifade ediliyor:

''Böyle bir cinayet kesinlikle tasvip edilemez ve Kur'an 'da da bunun kesinlikle yeri yoktur.''

İş dönüp dolaşıyor yine ''eğitim'' noktasında düğümleniyor.

Evet, her sorun gibi bu da bir eğitim sorunu.

Hala okur-yazar olmayanların bulunduğu bir toplumun sorunu!..

Bu vesile ile ''Süryani töresi'' ne kurban giden her iki gencimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sevda,aşk....

İnsanoğlunun doğasında var.

Saygı duyulması gerek.

Yazımızı ta 16. Yüzyıl'dan, Fuzuli'nin iki beyiti ile noktalayalım:

''Mecnun ile bir mekteb-i aşk içre okuduk,

Ben Mushaf'ı hatmettim, o leyli'de kaldı.'

''Mende Mecnun'dan füzün aşıklık isti'dadı var,

Aşık-ı sadık menem, Mecnun'un ancak adı var.''

(Mekteb-i aşk: Sevda okulu /Mushaf: Kur'an / Leyli: Leyla / Füzün:Fazla/ İstidad:Yetecek, arzu /Aşık-ı sadık:Gerçek sevgili).

Bu haber toplam 718 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.