1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Tramvay işinden artık dönüş yok
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Tramvay işinden artık dönüş yok

A+A-

Çok tartıştık, çok polemik konusu yaptık, inşaatı sırasında çok sıkıntılar çektik.

Ama bugün, İzmit’te tramvayın tuttuğunu ve benimsendiğini açıkça görebiliyoruz. Güzergahını tartışıyoruz. Tekerlekli araçlarla kesişen kavşaklardaki riskleri konuşuyoruz falan. Ama hepimiz  görüyoruz ki, bu kent  çok daha yıllar önce raylı sisteme geçmeliymiş.

Elbette 7 kilometrelik tramvay hattı yaptık diye, Metro hayalinden vazgeçmeyeceğiz. Metro konusunda hiç geri adım atmadan, işleri ağırdan almadan çalışmak lazım. Ama İzmit’teki tramvay hattını da uzatmak, geliştirmek gerekiyor.

Büyükşehir Belediyesi, tramvay hattını şehrin batısı yönünde Kuruçeşme’ye kadar uzatmak için çalışıyor. Hem Cumhuriyet Mahallesi’ndeki, hem Yenimahalle’deki okullara kadar gidilecek.  En geç gelecek eğitim yılına kadar bu işin gerçekleşeceğini sanıyorum.

Bu arada şehrin doğusundan yoğun talep var. Yapımı süren şehir hastanesi’ne, yakında herhalde artık açılacak olan yeni  Stad’a kadar mutlaka tramvayın gitmesi lazım. Bu işlere de sanırım 2019’dan sonra başlanacak. Önümüzdeki seçim döneminde, sadece AK Partililer değil, bütün partilerin adayları eminim, halka “Tramvayı uzatma” konusunda söz ve taahhütte bulunacaktır.

Otogar-Sekapark arasındaki 7 kilometrelik tramvay yolu yapılırken, hedef günde 16 bin yolcu taşımaktı. Büyükşehir fiyatı çok ucuz tuttu. Çok fazla beleşçi de var. Zaten Büyükşehir Belediyesi’nin tramvay konusunda kar etmek, para kazanmak gibi bir derdi yok. Kendisini kurtarsın, yeter gözüyle bakıyorlar ki, hizmetin de böyle olması lazım.

Günde 16 bin kişi taşımak hedeflenip hesaplanırken 6 Eylül günü tramvay ile 24 saatte tam 23.727 kişi seyahat etmiş. Bu önemli bir rakam. Mevcut tramvay yolunun güzergahı, aslında çok uygun değil. En çok Yahya Kaptan Mahallesi’nde oturanların işine yarıyor. Bir de bu işin Derince’den Alikahya’yla uzandığını düşünün.

Kabul etmemiz lazım. Bu kentte şehir içi ulaşımında raylı sistem gerçekten çok gerekiyormuş. Tramvay yolu inşaatı yapılırken çok çile, sıkıntı çeken bölgelerde tramvay çalışmaya başladıktan sonra bir değer artışı olduğunu da kabul etmek zorundayız.

Şimdi yeniden Çiroz zamanı

Yeni balık av sezonunun en büyük süprizi Marmara’dan uskumru çıkıyor olması. Uskumru 40 yıldır yoktu. Küsmüştü, Boğaz’ı, Marmara’yı terk edip gitmişti. Şimdi geriye geldi. Kilosu 20 TL’den uskumru alınabiliyor.

Balıktan anlamayanlar, balık keyfini yaşamayanlar pek bilmez. Uskumru çok özel bir balıktır. Osmanlı sultanlarının balığıdır. Osmanlı mutfağında, Saray mutfağında Uskumru’nun dolması bile yapılırmış.

Uskumrudan bir de çiroz yapılırdı.

…………..

1960’lı 70’li yıllar. Rahmetli babam Dündar Çiğit SESİM Dergisi’ni çıkartıyor. Ofisi Feridun Özbay Sokak’ta. Akşamları birlikte ofisten çıkardık. Ben kısa pantolonlu bir ilkokul çocuğu. Babam, Seka vazife evlerindeki evimizi minibüsle dönmeden önce İstiklal Caddesi’nde çok sevdiği arkadaşı Bayi Haydar’ın büfesine mutlaka uğrardı. İstiklal Caddesi’nde köşede Günenç Lokantası, yarnında Erkan Lokantası, onun yanında meşhun fırın var. Karşılarında Bayi Haydar’ın büfesi. Babam ile Bayi Haydar amca, büfenin arka bölümündeki zulada bir süre otururlardı. Eve gitmeden önce altlık burada yapılırdı. Ben büfenin önünde kasada dururdum. Başımın üzerinden sarkan çiroz’lar. Hakiki uskumru.

Nasıl ki Torik’ten lekarda olursa, uskumrudan da çiroz yapılırdı. İçi temizlenmiş, hafif ateşte tütsünlenmiş uskumru. İpe dizilir, açık havaya kurusun diye asılırdı. Çiroz tam kuruyup, kıvamına gelince balık didiklenir, parçalara ayrılır. Bol  zeytinyağı, bol sirke ve üzerine  yine didiklenmiş bol dereotu.

İşte size çiroz. Mükemmel bir mezedir. 40 yıldır hakiki uskumrudan çiroz yoktu. İthal Norveç uskumrusundan, istavritten çiroz yapanlar vardı ama, hakiki Çiroz’un yerini tutmazdı.

Şimdi uskumru var. Balık ustalarının çiroz için bir miktar ayıracağını, uskumruyu tütsüleyip, kurutmak için iplere dizeceğini düşünüyorum. Birkaç ay sonra elit balık lokantalarında hakiki çiroz bulacağız. Ne keyif ama..

Kaptan Osman’la anılar

Cuma günü gazetenin 1’inci sayfasını bitirmişim. Odamda oturuyor, ertesi gün neler yazacağıma dair düşünüp, kendimce notlar alıyorum.

Odanın kapısından iri kıyım biri girdi, “Abi beni tanıdın mı?” diyor. Tanımam mı… Bizim Kaptan Osman Çakır. Kocaelispor’un bir dönemdeki en önemli, sahaya yüreğini en çok koyan futbolcusu. Yıllar var görmemiştim. Son olarak 6-7 yıl önce can kardeşim Soner Boz ile birlikte en çok döneminde Kocaelispor’un teknik sorumluluğunu üstlendiklerinde bir gece Kozluk’taki evime gelmişlerdi. Neredeyse sabaha kadar “Ne olacak bu Kocaelispor’un hali”ni konuşmuştuk.

Eski günlerden söz ettik Kaptan Osman’la. Büyük oğlunu evlendiriyormuş, davetiye bırakmaya gelmiş. “Abi” dedi. “Bizim dönem farklıydı. Biz maçtan sonra pazartesi günü gazetede sen ne yazacaksın diye çok merak ederdik. Sen hakkımızda iyi şeyler yazmışsan, havaya girerdik. Eleştirmişsen, kendimizi düzeltmeye çalışırdık.”

Gerçekten güzel günlerde o günler. Osiec’ten, Güvenç Kurtar’dan söz ettik. Mahir, Kamil, Ceyhun’un kulaklarını çınlattık. Şöför Hacı Mikro’dan; efsane yönetici Mehmet Efe’den konuştuk. Maç anıları. Benim bütün eski yazılarımın arşivini tutarmış Osman. “Zaman zaman beni övdüğün yazıları çıkartıp okuyorum. Oğullarıma okutuyorum” diye anlattı.

Osman Çakır, sahada yürekli olduğu kadar, saha dışında da düz, dümdüz, kimsenin aleyhinde konuşmayan bir iyi insan. Artık öyle eskisi gibi Kocaelispor muhabbeti falan kalmadı. Osman Çakır’la yarım saatlik sohbet, beni geçmişe götürdü. Çok da iyi oldu.

 

 

Bu yazı toplam 3720 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum