1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Tramvay kabinlerine birer isim koysak
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Tramvay kabinlerine birer isim koysak

A+A-

İzmit içinde vızır vızır dolaşan tramvay kabinleri çıplak. Sadece kenarında “AKÇARAY” yazıyor.

Adettir, bütün deniz teknelerine, uçaklara isim verilir. 2011 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Karaosmanoğlu, milletvekilleri  Aygün ve Şeker ile birlikte ABD’ye giderken bindiğimiz THY uçağının adının Kocaeli olduğunu görünce ne kadar sevinmiştik.

Tramvay kabinlerine de birer isim verebiliriz. Halen 12 tane tramvay kabini olduğunu biliyorum. 6 tane daha sipariş edilmiş. Belki ileride daha da sayı artacak. Bu kente hizmet etmiş,  ebediyete göçmüş büyüklerin adını verebiliriz.

Örneğin, Osman Gencal,  Necati Gençoğlu, Leyla Atakan, Nazmi Oğuz, Turan Güneş, Nihat Erim, daha pek çok isim olabilir.

İlimizin ilçelerinin ismini verebiliriz. İlçeler bitince Anadolu’daki kentlerde büyük ama belediyesiz yerleşim alanlarının Değirmendere’nin, İhsaniye, Hereke, Suadiye’nin isimlerini verebiliriz.

Tramvay kabinlerine isim vermek, “Kerteriz” koymaktır. Kimi yolcular için hiç önem taşımasa da, pek çok kişi için önemli olabilir.

Eski sporcuların isimlerini koyabiliriz; Avni Kalkavan, Müjdat Afşin ve diğerleri.

Sahil kasabalarımızı koyabiliriz: Kefken, Kerpe, Halıdere, Ulaşlı, Ereğli, Bayramoğlu falan…

Çiçek isimleri, ilimizle özdeşleşmiş isimler verebiliriz: Çınar, Pişmaniye, Çenesuyu, Kartepe, İstavrit, Lüfer gibi.

İzmit’in mahallelerinin adını koyabiliriz: Orhan, Akçakoca, Karabaş, Ömerağa, Bekirdere, M.Alipaşa, Tepecik vs. gibi.

Bir renk olur. Bir işaret, bir güzellik. Belki bir vefa, belki  kentin yabancılarına hatırlatma..Tramvay kabinlerinin üzerine, AKÇARAY yazısının üstüne, yanına yazılabilir. İnsan adı verilmişse, o ismi taşıyan tramvay kabininin içine, o şahsın kim olduğuna dair bir küçük pano asılabilir. Maksat kent olarak bir farklılık yaratmak olsun. Mutlaka böyle yapalım diye değil, düşünelim diye yazıyorum. Başka isimler konusunda öneriler alınabilir. Olaya siyasi açıdan bakmadan, objektif davranarak her tramvaya birer isim verirsek, zamanı geldiğinde veya gerektiğinde hangi kabinden söz ettiğimizi de anlayabiliriz. Tramvaylarda plaka yok, benim gördüğüm kadarıyla otobüslerde olduğu gibi birer numara bile yok. İsim koyalım. Gemiler, vapurlar gibi. Uçaklar gibi ismi olsun tramvay kabinlerinin.

Tramvay hakkında kötü yazı yazmam yasaklanmıştır

Yazının başlığını okuyunca şaşıran okurlarım olabildiğini düşünebiliyorum. İsmet Çiğit’in yazılarını kim nasıl engelleyecek, kim sansür koyacak diye düşünenler vardır. Ben kılıbık bir adamım. Yaptığım işe hiçbir zaman karışmayan, ama zaman zaman fikir veren bir kişinin eşimin talimatları benim için çok önemlidir.

Çok titiz, çok seçici, kolay kolay beğenmeyen bir eşim var. 30 yıl önce beni nasıl beğenmiş de bana varmış hala kimi zaman düşünürüm. Yazılarımı dikkatle okur. Beğendiğini de, beğenmediğini de söyler. Ama elbette ne yazacağıma, nasıl yazacağıma karışmaz, karışamaz.

Geçen gün yorgun argın eve döndüm. Üstümü, başımı değiştirdim, ellerimi yıkadım. Mutfağa girip, akşam yemeğinin hazırlığına yardımcı oluyorum. Karı-koca günün nasıl geçtiği hakkında sohbet ediyoruz. Eşim çarşıya indiğini (Alikahya’da oturuyoruz) dolaştığını, ilk kez çarşıya inmekten gidip gelmekten büyük keyif aldığını anlattı.

Aslında ehliyeti var. Ama İzmit trafiğinde araba kullanmayı reddeder. Cebinde bir Kent Kartı bulunur. Her yere toplu taşıma araçları ile gidip gelir. O gün, “Şu tramvayı bir deneyeyim” demiş. Kavanium’dan Yahya Kaptan’a, Arasta Park önüne gitmiş. Oradan tramvaya binmiş. Yenicuma önüne gelmiş. Çarşıda alışveriş yapmış, kayınvalide, kayınbirader ziyareti falan. Sonra yeniden Yenicuma arkasına inmiş. Tramvaya binmiş,  tekrar Arasta Park önüne gelmiş. Dedi ki bana:

“Bu bunaltıcı sıcakta ilk kez çok keyifle şehre indim, çok keyifle döndüm. Tramvayı çok beğendim. Yapandan Allah razı olsun. Minibüsleri sen pek bilmezsin. Sauna gibi sıcak. Durakta beklerken önünden geçen her minibüse binemiyorsun. Minibüslerin içi sıkışık, bırak oturacak yer bulmayı, ayakta duramıyorsun. Tramvayda bu dertlerin hiç biri yok. Püfür püfür. Rahat. İnsanlar bile minibüsten inip tramvaya binince sanki daha medeni olmuşlar. Çok beğendim. Ne olur tramvay aleyhine artık yazı yazma. Yazacaksan, tramvay yolunun uzatılması, bizim buralara kadar da gelmesi için yazılar yaz.”

Aslında eşim bile bu konuda beni yanlış anlamış veya anlayamamış. Ben hiçbir zaman tramvaya karşı çıkmadım. Çınar ağaçları arasından, Yürüyüş Yolu ortasından geçmesine karşı çıktım. Farklı güzergahların, örneğin İnönü Caddesi’nin tartışılmasını istedim. Tramvay yolu inşaatı sırasında düzensizliğe, baştansavmacılığa, işin gerekenden çok uzun sürmesine ve kenti çok fazla rahatsız etmesine karşı çıktım. İzmit’te doğu-batı yönünde bir şeyler yapmak yerine, önceliğin kuzey-güney yönüne verilmesini önerdim.

Hala aynı noktadayım. Hala öyle düşünüyorum. Ama Otogar-Sekapark arasında olsa da tramvaydan binen herkes memnun. Zaten bu nedenle ilk günden itibaren yolcu taşıma konusundaki hedeflere ulaşıldı. Durduk yerde tramvay aleyhine yazı yazacak değilim. Şimdi bir de evden, asıl büyük patrondan talimat gelmiş durumda. Ama çok fazla da tramvay şarkıları söylememek lazım. Hele okullar açılsın, hele kent yükünü tutsun bakalım. Bu trafikte tramvay nasıl işleyecek. O tramvay Dereli okullarına, Yenimahalle’deki eski Cezaevinin yerinde yapılan okullara kadar bir an önce uzatılmazsa,  Otogar ile eski Seka kapısı arasında gidip gelmekle ne kadar işe yarayacak?

 

 

 

Bu yazı toplam 1755 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum