1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tümör ameliyatına 2000 puan, öleni canlandırana 200 puan!
Tümör ameliyatına 2000 puan, öleni canlandırana 200 puan!

Tümör ameliyatına 2000 puan, öleni canlandırana 200 puan!

Diğer pek çok tıp fakültesi hastanesinde olduğu gibi, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan akademisyenler geçen pazartesi günü eylem yaptılar. Kocaeli Üniversitesi

A+A-

Diğer pek çok tıp fakültesi hastanesinde olduğu gibi, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan akademisyenler geçen pazartesi günü eylem yaptılar. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli profesör ve doçentler, Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu “Performansa yönelik puanlama” sistemine tepkilerini ortaya koydular.

Elbette Türkiye’de yargıdan eğitime, insan haklarından sağlığa kadar pek çok konuda reform gerekiyor. Ancak reform demek, tıkır tıkır işleyen bir sistemi bozmak veya devre dışı bırakmak değildir.

Üniversite hastanelerinde uygulanacak tam gün yasasındaki “performans” sistemi, işte tam da böyle bir şey. Ülkenin tartışmasız en iyi, en çok doktor yetiştiren ve en saygın kurumlarından sayılan üniversite hastaneleri, sıradan birer devlet hastanesine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya...

İlk bakışta herkesin daha fazla hizmet alacağı gibi bir anlam çıksa bile, olay tam tersine, farklı bir planın parçası. KOÜ Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Savaş Ceylan, hükümetin üniversite hastanelerini sıradanlaştırıp orta sınıfı özel sektöre kaydırma peşinde olduğunu ileri sürerek, “Tam gün yasası, büyük planın bir parçasıdır. İleride gelirlerimizin büyük kısmını sağlık harcamalarına ayıracağız” diyor. Prof. Dr. Şükrü Hatun da, bu sistemin çalışma barışı ve akademik değerleri olumsuz yönde etkileyeceğini söylüyor.

Performanstan kasıt nedir, onu kimse anlamış değil.

Performansı neye göre ölçeceksiniz?

Konuyu benzer şekilde değerlendiren Mehveş Evin de şunları ifade ediyor: “Efendim bundan böyle doktorun performansı, baktığı hasta sayısına göre belirlenecekmiş. Bir kere neyin performansını, hangi kritere göre ölçüyorsun?

Sanki icra edilen meslek, tıp değil de şirket muhasebesi. İnsanlar hasta değil, birer rakam. Doktorlar uzman değil, küçük esnaf... Bu mudur?

Hayır, değildir. Üniversite hastanelerinde bilimsel araştırmalar yapılır, uzman doktor yetişir. Bu hastanelerde çalışan doktorun başarısını ve buna bağlı olarak maaşını, baktığı hasta sayısı ile ölçemezsiniz.

Eğer bunu yaparsanız, zor ve karmaşık vakalar ister istemez geri plana atılır. Hocalar araştırmaya, bilime vakit ayıramaz. Ve üniversite hastanelerinden özele kaçış hızlanır.

Pamukkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Esat Adıgüzel, performans sistemine dair sıkıntılarını şöyle açıklıyor:

- Performansa göre ücret, tıbbi uygulamaların bilimsel, doğru ve nitelikli olmalarına hiç bakılmaksızın, sadece sayısına göre değerlendirilmesidir. Çünkü, tıbbi tanı ve tedavi yaklaşımlarını parasına göre sınıflıyor.

- Bu uygulamada bütün tıbbi işlemler hastaya sağladığı faydaya göre değil, getirdiği paraya göre değerlendiriliyor.

- Taslaktaki puanlara bakılacak olursa, örneğin bir hastanın kalbindeki tümörü ameliyat eden hekim 2 bin puan alırken, kalbi duran bir hastayı yeniden canlandırıma işlemi için 200 puan veriliyor.

- Bu puanlar neye göre hesaplanmaktadır? Hangi işlemin hasta veya toplum sağlığı açısından daha değerli olduğunun hesabı yapılabilir mi?”

Yani nereden bakarsanız bakın, tehlikeli bir plan var. AKP iktidarının bu ve benzeri tehlikeli planlarını bozmak da Haziran ayındaki seçimde herkesin birinci görevi olmalıdır.

Orada kimse var mı?

Son günlerde merkezi İzmit olan devamlı depremler yaşıyoruz, artçıları dur durak bilmiyor. Deprem öylesine sinsi ki kandillideki sismik aletler bile bunları gösteremiyor!...

Bir tek bunları tarih duyabiliyor ve kara kaplı defterine yazıyor.

İnsanlar zehirleniyorlar, umarsız hastalıkların pençesinde kıvranıyorlar. Denizin yakın bir gelecekte tekrar geri alacağını bile bile sahilleri betonlarla dolduruyorlar.

İzmit’ in orta yerinde ulaşımın çok önemli can damarlarından biri olan Hürriyet caddesinin Atatürk anıtına giden yönü kapatılıyor ve üstüne tarihle alay eder gibi maskaralık timsali bir kapı – yapı yapılıyor.

İzmit’ in oldum olası tarihi sayılacak asırlık olan bu yolun keyfi kapatılması karşısında binlerce yaya ve sürücüler bu çok önemli kent içi yollarının kapatılması karşısında sus pus oluyorlar, özellikle toplu taşımacılar iki kuruşluk zam için ortalığı birbirine katıp kazan kaldırdıkları halde, bu hayati yollarının niçin kapatıldığını sormuyorlar bile!?...

Ve gene aynı yerde 120 yılı aşkın ( Koruma Kurulu sit alanı dışında saymalarına rağmen ) tarihi kimliği ile İzmit’in göz bebeği Saraybahçe çevresini çok rüküş süslü, püslü, ucube projelerle talan ediliyor.

Olanları içimi ürpererek hüzünle izlerken aklıma şunlar geliyor. Hani yaramaz bir çocuğu içi çok değerli antika eşyalarla dolu bir odaya kapatırsanız o odanın ne hale gelebileceğini düşünüyor musunuz?

İşte son artçı depremin acı yıkımı 11 yıllık ışıklı geçmişinde 100’ ü aşkın çeşitli sanat dallarından yapıtlara sergilerle yer vermiş İzmit kültürünün tek onur madalyası (Sanat Galerisi) parkın içinden söküp alınıyor.

Sayın yetkili büyüklerim, sizleri parlak açılış törenlerinde yüzlerinize tebessüm ellerinizde makaslarla kurdeleleri keserken görüyoruz. Ama gene de o büyük Marmara depreminin sembolü olmuş acı seslerle haykırıldığı gibi yineliyorum:

ORADA KİMSE VARMIIIIIIII?...

CEMAL TURGAY

1929 / İZMİT

Bu haber toplam 825 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.