1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Turgut Özal kabri başında anıldı
Turgut Özal kabri başında anıldı

Turgut Özal kabri başında anıldı

Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, ölümünün 20. yılında İstanbul'daki kabri başında anıldı. Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin organizasyonuyla, Turgut Özal için Türkiye'nin dört bir

A+A-

Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, ölümünün 20. yılında İstanbul'daki kabri başında anıldı. Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin organizasyonuyla, Turgut Özal için Türkiye'nin dört bir yanında okunan Hatm-i Şerifler için dua edildi. Cumhurbaşkanlığı'nı temsilen Özal'ın kabrine çelenk konulmasıyla başlayan törende Özal ailesi, dönemin bürokratları ve iş adamları da hazır bulundu.

Turgut Özal, 1993 yılının Haziran ayında Ankara'da rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Ölümünün üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen spekülasyonlar bitmek bilmedi. Zehirlendiğine dair iddialar sonrasında kabri açılan Özal'dan alınan numuneler Adli Tıp Kurumu'nda incelendi ancak kesin bir sonuca ulaşılamadı.

Topkapı'da bulunan Anıtmezar'da yapılan resmi tören ile Özal, ölümünün 20. yıldönümünde bir kez daha rahmetle anıldı. Tören, kabre Cumhurbaşkanlığı çelenginin konuşmasıyla başladı. Semra Özal, rahatsızlığı nedeniyle tören alanına özel bir sistemle çalışan asansör ile geldi.Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen tarafından konulan çelengin ardından saygı duruşunda bulunuldu. Törene merhum Cumhurbaşkanı Özal'ın eşi Semra Özal, dönemin bürokratları, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, askeri yetkililer, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği Başkanı Galip Demirel, Dernek Başkan Vekili Saffet Arıkan Bedük, Turgut Özal'ın oğlu Efe, gelini Sinem, torunu Serra Özal ile vatandaşlar katıldı.

Özal'ın torunu minik Serra, annesiyle birlikte kabir başına gelerek çiçek bıraktı ve dedesi için dua etti. Törenin ardından protokol üyeleri Semra Özal ve diğer aile fertlerine taziyelerini iletti.

'MUHALİFLERİ BİLE ONUN BÜYÜK BİR LİDER OLDUĞUNU BUGÜN KABUL EDİYOR'

Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği Başkanı Galip Demirel, Özal'ın ölümünün üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen hala unutulmamasını, hayatta iken yaptığı çalışmalara ve duruşuna bağladı. Türkiye'yi geri kalmışlıktan kurtaran en büyük liderlerden birinin Özal olduğunu belirten Demirel, "Bugün, yaşadığı zamanlarda ona muhalif olanlar bile bu gerçeği kabul ediyorlar. Bizim Cumhurbaşkanımız,Başbakanımız gerçekten demokrasiyi, düşünce serbestiyesini ayrım yapmadan dört eğilimi birleştiren, insanları bir araya getiren, ayrılığı ortadan kaldırılan büyük bir liderdi. Onu rahmetle anıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Özal döneminin bürokratlarından Saffet Arıkan Bedük ise taşıdığı vasıflar dikkate alındığında Özal'ın tam anlamıyla bir lider olduğunu söyledi. Liderliğinin altında kendini yetiştirmesi ve dünyadaki gelişmeleri takip etmesi bulunduğunu anlatan Bedük, "Hem dünyadaki gelişimi takip edip kendi ülkesinde uygulamak için proje ortaya koyan, ekibini hazırlayan, vatandaşı kendisine karşı itimat duygusu içine sokan bir kişiydi. O Türkiye'nin önünü açan bir liderdi. O Türk milletine inanan, güvenen bir kişiydi." dedi.

Turgut Özal'ın oğlu Efe Özal, basın mensuplarının sorularına verdiği cevapta, babasını her sene daha fazla özlediğini söyledi. Kamuoyunda babasıyla ilgili iddialar hakkında konuşmak istemediğini belirten Özal, kendisinin daha önce mezarın açılmasına da karşı olduğunu belirtti. Özal, soruşturma ile ilgili iddianamenin kabul edilmesiyle ilgili yorum yapmak ve konuşmak istemediğini de sözlerine ekledi.

"Özal'ın ölümüyle ilgili meclis araştırma komisyonu kurulmalı"

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti. Özal döneminin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın, "Özal kalp krizinden öldü; şöyle öldü, böyle öldü" diyenlere olayın böyle olmadığı; bir bakıma Özal'a kurulan komplonun aydınlığa çıkması bakımından çok olumlu karşıladığını söyledi. İddianamenin kabülünün ardından Özal'ın ölümüyle ilgili meclis araştırma komisyonunun kurulmasının şart olduğunu vurguladı.

Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) konuşan Şıvgın, Özal'ın ölümünün aydınlatılması noktasında yoğun bir gayret ve hareketlilik olduğunu belirtti. Bu sürecin sonunda Özal'ın ölümünün aydınlatılması açısından bu gayrette bulunanlara, katkısı olan herkese teşekkür eden Şıvgın, hukuki bir süreç olduğunu ve bu sürecin tamamlanması gerektiğini kaydetti.

İddianamenin kabülünü "Özal, kalp krizinden öldü; şöyle öldü, böyle öldü" diyenlere olayın böyle olmadığı; bir bakıma Özal'a kurulan komplonun aydınlığa çıkması bakımından çok olumlu karşıladığını ifade eden Şıvgın, şöyle devam etti: "Ama olayın daha başka tarafları olduğunu düşünüyorum. Umarım o taraflara da giderler. Suikast girişiminin aydınlatılması, uçağın havada infilak edecek noktada olmasının aydınlatılması gerekiyor. Bir teşebbüs değil birden fazla teşebbüs var. Bu teşebbüslerin tek tek aydınlatılması gerekiyor. Yeni alınmış bir uçak, havada çalışmadı, durdu. Havaalanından kalktıktan kısa bir süre sonra arızalar hissediyorlar. Uçak geri dönüyor. Eğer geri dönmemiş olsa havada infilak etmesi söz konusuymuş. Verilen raporlar öyle. Özal'ın ölümünü ilk şüpheli bulan kişi benim. Ölümünün aydınlatılması sürecinde önemli bir adım olarak görüyorum. Yeterli görmüyorum. Ama sonuçlanacak birşey değil. Daha geniş araştırmalar yapılmalı."

İddianamenin sadece emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanmasıyla ilgili ise savcının takdiri olduğunu dile getiren Şıvgın, savcının diğer boyutları da araştıracağını düşündüğünü söyledi. Özal'ın ölümüyle ilgili meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini anlatan Şıvgın, iddianamenin kabülünden sonra bunun şart olduğunu vurguladı.

Pakdemirli: Özal'ın zehirlenerek öldürüldüğüne inanıyorum

ANAP’ın eski bakanlarından Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğüne inandığını söyledi. Pakdemirli, "İlk dönemde bunların komplo olduğunu düşünüyordum. Ama daha sonraları yaşananları görünce ve Türkiye’de bazı şeyler ortaya çıkınca yüzde 90 ihtimalle öldürüldüğüne inandım." dedi.

Eski Bakanlardan Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Moral FM’de Selahaddin Kocaaslan’ın sunduğu Sabah Gündemi programında 'Özal’ın Mirası' adıyla kitaplaştırdığı anılarını, merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı ve şüpheli ölümünü anlattı. Pakdemirli, bugün gelinen noktada Özal'ın ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianamenin kabul edilmesi ve geçmişte yaşadığı süreçleri şöyle anlattı:

“Ben işin başında normal bir vefat olduğunu düşünmüşdüm. Zaten by-pass geçirmişti. Yorulmuştu. Sonradan olan olaylar o komplo denilen şeyleri düşünmeme neden oldu. Bugün bana sorsanız; yüzde 90 ihtimalle Özal’ın hayatına son verildi diye düşünüyorum. Devlet Denetleme Kurulu Raporu’nda karartılmış yerler vardı. Şimdi anlıyoruz ki o karartılmış yerlerde 40 gün önceden başlamış yavaş yavaş zehirlenme deniyor. Mutfakta hizmet eden 2 insan ortadan kayboluyor. Süleyman Bey’in çok agresif olarak Cumhurbaşkanı’na saldırıları var. Bunlar hep bir etken olmuştur. Zehirlenme bir seviyeye gelmiş ve hayatını kaybetmiştir. Ama yüzde 90 ihtimalle Özal’ın öldürüldüğüne inandım. Ama o gün herkes sanki kabullendi. Basın öyle manşetler attı ki; Özal abimiz vefat etti dedik.”

ANAP, ÖZAL’I HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI

Özal’ın Cumhurbaşkanı olduktan sonra hayal kırıklığına uğradığını belirten Pakdemirli, ANAP’ın halinden hiç memnun olmadığını söyledi. “Kendi partisi farklı davrandı. Onun fikirlerine danışmadı ve yanlış şeyler yaptı.” ifadesini kullanan Pakdemirli, bu konuda Özal ile aralarında geçen diyalogu şöyle anlattı: “Ben cumhurbaşkanlığından ayrılıp partinin başına geçeğim, dedi. Ben karşı çıktım. Dedim ki; siz şimdi ayrılsanız seçilmezsiniz. Partinin delege yapısı değişti. Sanırım söylediklerimi test etti. Sonra farklı bir parti kurayım, dedi. O noktaya geldi. Buna da az kalmıştı ama emri hak vasıl oldu.”

İSTİŞAREYİ ÇOK İYİ KULLANIRDI

Özal’ın çalışma hayatında istişareye çok önem verdiğinin altını çizen Ekrem Pakdemirli, “Arkadaşları ile tartışır, onları dinler, sonra kendi fikrini söyler. En sonunda güzel ve doğru bulduğu fikirleri destekler, şu bu konuda güzel bir fikir, derdi. En sonunda karar verirdi. Çevresinde aldığı kararlarla birçok kişiyi ikna ederdi. Bu tonton ve güleç hali insanımıza hoş geldi. Cumhurbaşkanının alnı secdeye gelir, Çankaya’da Cuma namazı kılardı. Ortalama bir insan bunu görünce halk benimsedi. Büyük talihsizliği muhalefetin üzerine giderek yıpratmaya çalışması oldu.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.