1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Türkiye böyle olmamalıydı
Türkiye böyle olmamalıydı

Türkiye böyle olmamalıydı

Cumartesi gecesi de erken yattım.. Beşiktaş-Bursa maçı bitti, uyudum.. Pazar gününe de sabahın köründe başladım.

A+A-

Kandil sabahı, Peygamberimizin doğum günü.. Soğuk ama pırıl pırıl güneş var.. İnsülin iğnemi kendime vurmadan önce, televizyonu açtım.. 

Dünyam karardı.. Beşiktaş-Bursa maçının bitiminden bir süre sonra İstanbul’da iki bomba patlamış. Biri, bizim gençliğimizde adı Mithatpaşa Stadı olan, sonra İnönü Stadı adını alan, şimdilerde Vodafone Arena denilen  muhteşem stadın “Beleştepe” olarak bilinen kesiminde, diğeri hemen üst tarafta Maçka Parkı içinde iki bomba patlamış.. Hep bildiğimiz yerler.. Çok gelip geçtiğimiz yerler.. 

Ölü sayısı, bu yazı yazılırken 29’du. Bir kısmı ağır 150’den fazla yaralı.. 

Aslında sayı 1 olmuş, 100 olmuş olayın vahametini değiştirmez.. 

Soru şudur: Türkiye neden bu hale geldi?.. Bütün bu olup bitenleri, “Türkiye çok güçlendi. Türkiye dünyanın lideri oluyor. Bunu çekemeyenler, Türkiye’ye diz çöktürmek istiyor” gibi sürekli tekrarlanan görüşlerle izah edemeyiz.. 

Bomba İstanbul’da, Türkiye’nin göbeğinde patlıyor. Bir gece önce yurt genelinde, “Huzur Operasyonu” yapılmış. Her yer, herkes didik didik aranmış.. Zaten Türkiye, terör saldırıları nedeniyle alarmda. Biz bu tür haberleri, Ortadoğu’da duyardık. Lübnan’da, Filistin’de, Irak, Suriye’den gelirdi bu haberler.. Nasıl bir belanın içindeyiz.. Elbette birlikte olacağız. Dik olacağız, diri olacağız. Kendimize, devletimize güveneceğiz. Bizi sindirmek, korkutmak, yılgınlığa düşürmek istiyorlar. Elbette bu oyuna gelmeyeceğiz.

Ama dün, insanlar evlerinden çıkamadılar. Bayraklar yarıya indirildi. Hepimizin üzerinde çok büyük bir yük, hepimizin yüreğinde çok derin bir yara oluştu. 

Bunları yapanların, yaptıranların Allah belasını versin.. PKK olabilir, DAEŞ olabilir.. FETÖ’nün uzantıları olabilir.. Saldırı kimden gelmiş olursa olsun, hedef aynıdır. Bizi yıldırmak ve diz çöktürmek.. Elbette bu oyuna gelmeyeceğiz. Ama dünyada Türkiye’nin bütün imajı değişti. Turist gelmiyor.. Türkiye gözden düşüyor. Türkiye, dünyada artık bir Ortadoğu ülkesi gibi gözüküyor. “Savaş uçaklarımız şu kadar hedefi bombaladı, şu kadar terörist etkisiz hale getirildi” açıklamaları sorununu çözmüyor.

Türkiye böyle olmamalıydı. Türkiye bu acıları yaşamamalıydı. Doğru teşhisi koymak zorundayız: Neden böyle olduk?.. Nasıl bu ülkeyi eski, mutlu, güzel ve güvenli günlerine geri döndürebiliriz?

Bir de başkanlık görelim 

Aslında bütün bu yaşananların, 7 Haziran 2015’deki genel seçimlerin ardından yaşanmış olması gerekirdi. 7 Haziran’daki seçimlerde AK Parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememişti. O dönemlerdeki yazılarım ortadadır. Ben hep, seçimde çıkan tablonun değerlendirilmesi gerektiğini savundum. Koalisyon kurulmalıydı. AK Parti-CHP-MHP’den oluşacak büyük bir koalisyon olmasını çok istedim. Belki de Türkiye bu günleri görmez, yaşamazdı. Üçlü büyük koalisyon olmadı. AK Parti-CHP, AK Parti-MHP Koalisyonu olabilirdi. Bu da olmadı.

7 Haziran sonrası AK Parti-MHP Koalisyonu kurulmuş olsa, bu anayasa değişikliği önerileri o zaman gündeme gelse, Türkiye zaman kaybetmezdi. Üstelik demokrasi açısından her şey çok daha şık olurdu. 

Şimdi, 21 maddelik Anayasa Değişikliği Teklifi, Meclis’e verildi. Teklifi AK Parti ile MHP birlikte uzlaşarak hazırladılar. Parlamenter sistemin kötü olduğuna inanmıyorum. Parlamenter sistem içinde

zaman zaman ülkelerin, “koalisyon hükümetleri” ile yönetilmek zorunda kalmasının da bir sakınca olduğuna inanmıyorum. Tam tersine, belki de Türkiye gibi ülkelerde tek parti iktidarları yerine, koalisyonlar çok daha iyi işler yapabilir. Bizim tarihimizde tek parti iktidarlarının da koalisyonların da iyi ve kötü örnekleri vardır. 

Ancak, Başkanlık Sistemi’ne de karşı değilim. Demokrasi korunuyorsa, özgürlükler, hukukun bağımsızlığı korunuyorsa, Başkanlık Sistemi’nin de doğru olabileceğine inanıyorum. Şimdi sürece girdik. Anayasa teklifi Meclis’te 330’un üzerinde oyla kabul edilir. Referandum, ilkbaharda yapılır. Tablo ortada. Referandumdan da % 60 seviyesinde evet çıkacaktır. Başkanlık seçimi ve beraberinde 600 milletvekilinin seçileceği genel seçim için tarih 3 Kasım 2019 olarak belirlendi. Belki daha öne çekmek gerekebilir. Ama en geç 3 Kasım 2019’da seçim yapılır ve Recep Tayyip Erdoğan, istediği bütün yetkilerle donanmış Cumhurbaşkanı seçilir. 

Ne çok fazla iyimser, ne çok fazla kötümserim. Başkanlık Sistemi’ne, milletvekillerinin liderlerinden bağımsız olabileceği, “dar bölge” sistemi ile birlikte geçilmiş olsa, bu düzenlemeyi en hararetle savunan kişilerden biri olabilirdim. 

Ülkemizin insan malzemesi, ülkemizin demokrasi anlayışı, ülkemiz insanlarının genel eğilimi ortada. Umutsuz olmamak lazım. Bu süreçleri yaşamamız gerekiyordu. Keşke, 7 Haziran 2015 itibariyle bütün bu işleri başlayıp, bitirmiş olsaydık. 3 Kasım 2019’a kadar iki arada bir derede kalacak olmaktan çekiniyorum. Türkiye büyük ülkedir. Türkiye büyük devlettir. Bize uymayan, bizim beğenmediğimiz kimi eğilimler görünüyor olsa da, her işin nihayetinde bu millet hep doğruyu yapan millettir.. Başkanlık sistemini de görüp, denemek zorundaydık. Görecek ve deneyeceğiz. Umarım, ülkemiz için, çocuklarımızın geleceği için her şey en azından bugünkünden daha iyi olur. 

Orduevi’ni başka yere taşımalıyız 

“İzmit’in en önemli sorunu nedir?” diye sorulduğunda, herhalde hepimiz aynı yanıtı veririz: “Trafik”.. 

İzmit trafiği açısından sorunlu pek çok bölge, nokta var. En sorunlu noktalardan biri de hiç kuşkusuz D-100 İzmit geçişindeki SEKA Tüneli üzeri. Yapılırken gecikti diye çok bağırıp çağırdık ama bugün o SEKA Tüneli olmasa, herhalde sıkıntı daha da büyük olacaktı.

Yine de SEKA Tüneli, bu bölgedeki sıkıntıyı çözmeye yetmedi. Tünelin üzerine her yönden trafik geliyor. Bu bölgedeki sıkıntı, D-100’ün çok büyük bölümünü etkiliyor. Bu bölgedeki sıkıntı, İzmit içinde İnönü Caddesi’nin tıkanmasına neden oluyor. Her yönden araç geliyor SEKA Tüneli üzerine. Ya da gelmeye çalışıyor, hala çok zor geliyor. Akşam saatlerinde İnönü Caddesi tıkanıyor. Köseköy’e kadar D-100 tıkanıyor. 

SEKA Tüneli bölgesinde geniş bir kavşak yapabilsek, bu sorunları büyük ölçüde çözmüş olacağız. Aslında yıllar önce, Doğu Kışla arazisi Büyükşehir Belediyesi’ne devredilirken, bu bölgede bulunan İzmit Orduevi de protokolde yer almıştı. Büyükşehir Belediyesi, bugün boş duran, pazarcılar Kadıköy Mahallesi’ndeki Kapalı Pazar Yeri’ni beğenmediği için pazarcılara tahsisi konusunda söz verilen Doğu Kışla Parkı’nın boşluğuna yeni Orduevi yapacak, mevcut Orduevi yıkılacaktı. Protokolün bu bölümü uygulanmadı. Oysa, biliyorum ki, askeri kesim de yeni bir orduevi yapılması karşılığında mevcut orduevini vermeye hazır. 

Düşünün, SEKA Tüneli karşısındaki Orduevi yıkılmış. Burada geniş bir kavşak yapılmış. Şehir içinden gelen araçlar D-100’e rahatça çıkabiliyor. SEKA Park alanına, batı kavşağına araçlar rahatça girebiliyor, çıkabiliyor. O bölgedeki sorunu çözersek, İzmit trafiğindeki en önemli sorunlardan birini çözmüş

oluruz. Mevcut Orduevi’nin yıkılması, yeni bir orduevi binası yapılması konusunu kentin gündeminde tutmak ve ciddi biçimde tartışmak gerekiyor. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
6 Yorum