• BIST 89.891
  • Altın 144,926
  • Dolar 3,6212
  • Euro 3,9105
  • Kocaeli 17 °C

Türkiye ekonomiyi konuşmalı

İsmet ÇİĞİT
Koşar adım çok önemli bir genel seçime gidiyoruz. 
Ülke gündeminde  “Başkanlık sistemi”, “Yeni Anayasa”,  “Barış süreci”, “Suriye meselesi”, “İç güvenlik yasası” gibi konular var. Liderler, her fırsatta bunları tartışıyor. 
Bir de insanların günlük yaşamını çok yakından ilgilendiren ekonomik gidişat var.. 
Aslında, Türkiye’nin önünde çok önemli bir fırsat açılmıştı. Dünyada petrolün varil fiyatı 100 Dolar’dan 46 Dolar’a kadar inmişti. Türkiye’nin cari açığının en önemli gerekçesi olan enerji ithalatında yük birden bire müthiş ölçüde azalmıştı. 
Ama Türkiye için çarklar birden bire tersine dönmeye başladı. 6 sıfırını atarak değerli hale getirdiğimiz TL, birden bire paraşütsüz düşüşe geçti. Çok değil, 2 yıl önce  “Bu ekonomik gidişattaki başarı sayesinde 1 TL 1 Dolar olabilir mi?” diye düşünüyorduk. Şimdilerde Dolar  2.50 TL’yi aştı, ne zaman 3 TL’yi görecek diye kaygıyla bekliyoruz.
……..
Hiç kuşkusuz, ekonomideki, para piyasalarındaki kurdaki değişikliklerin yegane nedeni iç politika değil.  Bütün dünyada Dolar değer kazanıyor. Bütün dünya, ABD Merkez Bankası’nın ağzının içine bakıyor. Ama bizdeki tahribat, dünya ortalamasının çok üzerinde.
Bakın, sebze-meyve fiyatları fırladı gitti. En bol zamanında balık fiyatları uçtu. Et fiyatı, süt ve süt ürünleri fiyatları eskiden yüksek enflasyon dönemindeki gibi her gün yükselen etiketlerle vatandaşa ulaşıyor. 
İnsanların gelirleri artmadı. Emekli, memur, işçi maaşlarına yapılan en yüksek zammın oranı yüzde 3’ler civarında. Dünyada akaryakıt fiyatları düşmeye başlayınca, Türkiye’de de benzin, mazot fiyatları düşmüştü. Ham petrol fiyatlarında önemli değişiklik yok. Ama TL değer yitirdiği için, birkaç ay önce yapılan indirimler geri alınmaya başlandı. Türkiye’de benzin, mazot perakende satış fiyatları, neredeyse ham petrolün varilinin 100 Dolar olduğu düzeye geri geldi. 
……..
Türkiye’nin bunları konuşması lazım. Ne oluyor, nereye gidiyoruz. Dar gelirli halka kömür dağıtmak, makarna dağıtmakla bu derinleşmeye başlayan yoksulluğa çözüm getirebilir miyiz?.. Bu ülke bu hızla ekonomide kan kaybetmeye devam ederse, insanlar evlerine ekmek götüremezlerse, “İç güvenlik yasası” ile geniş kitlelerin tepkileri ne kadar durdurulabilir. 
Türkiye’de son aylarda yaşanan, TL’nin çok hızlı değer kaybına neden olan gelişmelerin ana sebeplerinden biri olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarla faiz indirimi istemesi ve söylemleri ile Merkez Bankası’nın güvenilirliğine zarar vermesi gösteriliyor. Geçen gün, Türkiye’nin çok değerli, çok iyi yetişmiş ekonomistlerinden birine gidişatı sordum. Bana şunları anlattı:
“- Bazıları, Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası üzerindeki baskısını, cahilce bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Halbuki öyle değil. Cumhurbaşkanı, seçim yaklaşırken popülist bir tavrı benimsedi.  2002 yılında Türkiye’de hane halkının harcanabilir gelirinin, bankalara olan borcuna oranı yüzde 2-3 civarındaydı. İnkar edemeyiz.. AKP iktidarı döneminde bolluk yaşandı. İnsanlar, beyaz eşya, yeni televizyonlar, araba satın aldı.  Ama insanlar harcamalarda böylesine açılırken, aslında bu alışverişleri gelirleri artmadan yaptılar. Bankalara borçlandılar.  2002 yılında yüzde 2-3 seviyesinde olan hane halkının harcanabilir gelirinin banka borçlarına oranı, günümüzde yüzde 60’a çıktı. İnsanlar bankalara borçlu. Şimdi Cumhurbaşkanı faiz indirilsin dedikçe., bu insanlar kendilerine yarayacağını düşünüp, Cumhurbaşkanını takdir ediyorlar. Yapılan, siyasi popülizimdir.”
Aynı değerli ekonomist, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tavrına, Ekonomi Bakanı Zeybekci’nin çanak tuttuğunu, Merkez Bankası’nın itibarsızlaştırılarak ekonomin bu ciddi kayıplara sürüklendiğini anlattı, şöyle devam etti:
“- Herkes kabul etmek zorundadır ki, Türkiye’nin en değerli ekonomist siyasetçisi Ali Babacan’dır. Babacan, çok parlak bir zeka, bütün dünyanın takdir ettiği çok başarılı bir ekonomisttir. Babacan, ekonominin siyasi popülizmi kaldırmayacağını da çok iyi bilir. Dikkat edin, Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Babacan da Cumhurbaşkanının faizle ilgili söylemlerine direniyor, karşı çıkıyor. Aslında Türkiye’nin ekonomisi, tamamen Babacan tarafından yönetilse, bu sıkıntılar olmaz.”
……….
Gerekçeleri bir tarafa. Ortada bir vaka var..  Türkiye ekonomisi  ciddi bir bunalım tünelinden geçiyor.. Fatura halka çıkıyor. Kim bilir bu Dolar’daki hızlı yükselişten kimler neler kazandı. Ama halk kaybediyor.  Dünyada Ham Petrol fiyatları yarı yarışa düşmüşken, Türkiye’de benzin, mazot ucuzlayamıyor. Sebze, meyve, balık, et, peynir, yağ  halkın bütün temel  gereksinimlerinin fiyatları her gün yükseliyor.. 
Yakında Ramazan gelecek. Görün bakın yiyecek fiyatları, ekmek, pide fiyatı nerelere çıkacak. Önümüzdeki Kurban Bayramı’nın ardından et fiyatı 100 TL’ye merdiven dayarsa, kimse şaşırmayacak.  Ve Türkiye bunları konuşamıyor.  Cumhurbaşkanı Merkez Bankası’na indirin şu faizi diye bağırdıkça,  toplumun üzerindeki tahribat, yüksek faizin neden olacağı tahribattan daha büyük oluyor. Muhalefet ne diyor: Hiç..  Popülizmden korktukları için, “Faiz düşürmek yanlıştır” diyebilen bile yok.. 
Bir güvence Ali Babacan.. Hala sakin, hala mütevazı ve hala sadece inandığı, bildiği gerçekleri konuşuyor. Ama 7 Haziran’dan sonra artık Babacan da olmayacak. 3 dönem millletvekilliği sınırına takılıyor ve  aday da olamayacak.. 
Düşünün, yeni Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan tam yetkili Cumhurbaşkanı ve yanında  Babacan gibi çok değerli bir ekonomi yöneticisi de yok.. 
Allah sonumuzu hayırlı etsin.. 
Bu yazı toplam 273 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37