1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tuz kokmaya başlamiştir
Tuz kokmaya başlamiştir

Tuz kokmaya başlamiştir

Millet adına karar veren yargının bir kısım kararlarını eleştirir, bir kısım kararların vicdanları yaraladığını, birçok davada da adaletin yavaş işlediğini söyleriz. Bunları yaparken yargını

A+A-

Millet adına karar veren yargının bir kısım kararlarını eleştirir, bir kısım kararların vicdanları yaraladığını, birçok davada da adaletin yavaş işlediğini söyleriz. Bunları yaparken yargının elindeki kanunlara göre karar verdiğini hiç sorgulamayız.

Bugüne kadar yargının sıkıntılarını gündeme taşıyanların seslerine, başta hükümetler olmak üzere herkes kulak tıkamış, yürütmenin başında bulunanlar çıkardıkları kanunlar ile yargıya daha çok egemen olmaya çalışmış, 12 Eylül 2010 tarihindeki halk oylaması ile kabul edilen Anayasa değişikliği ile de bunu gerçekleştirmişlerdir.

Tutukluluk sürelerini belirleyen Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun da yapılan değişiklik sonucunda katiller ve tecavüzcüler dışarıya çıkmaya başlayınca yargının ne hale getirildiği açıkça ortaya çıkmıştır.

Yapılan değişiklik sonucu; haklarında kesin karar verilemeyen, kanunda belirtilen tutukluluk sürelerini dolduran, haklarında isnat edilen suçu işledikleri hukuken olmasa bile vicdanlara göre kesin olan başta Hizbullah ve PKK terör örgütü üyeleri olmak üzere yüzlerce katil ve tecavüzcü serbest bırakılınca herkesin aklı başına gelmiştir.

Hükümete yakın çevrelerin söylediği gibi bu serbest bırakılan kişilerin yargılamaları devam etmektedir. Yargılama sonucunda ceza almaları sonucunda tekrar cezaevlerine konacaklardır. Ancak ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan bu kişilerin cezaları kesinleşince, kendiliğinden gelip teslim olmalarını beklemek fazlaca saflık olur. Yazı yayına hazırlandığı saatlerde serbest bırakılan Hizbullah terör örgütüne mensup 6 kişi ortadan kaybolmuştur.

Onlarca kişiyi işkence ile öldüren Hizbullah terör örgütü üyelerini, birden fazla kişiyi öldüren katilleri ve tecavüzcüleri serbest bırakıp, katiller ve tecavüzcülerin gizli tanıklıkları ile kaçma şüphesi olmayan yazarları ve öğretim üyelerini içerde tutmak hala vicdanları sızlatmaktadır.

İstanbul Beykoz’da 17 Ocak 2000 tarihinde düzenlenen operasyonda öldürülen Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu adına internette açılan sitede Mehmet Emin Çelik imzası ile yayınlanan “Hizbullahi hareketinin hakkının verilmesi, Hizbullah örgütünün geniş halk kitlelerince desteklendiği, herkesin Hizbullah ile yaşamasını öğrenmesi ve Hizbullah örgütüne herkesin saygı duyması” gibi söylemler, bu örgütün geçmişte olduğu gibi devlet veya hükümet tarafından tekrar kullanılacağı izlenimini vermektedir.

31 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemede tutukluluk süreleri suçun şekline göre 2 ile 10 yıl olarak belirlenmişti. AK Parti bunları yaparken, CHP bu tahliyeleri daha geniş kapsamlı olmasına neden olabilecek, bu sürenin 3 yıl olarak belirlenmesi konusunda kanun teklifi hazırlamakta olduğu söylenmektedir.

Şunu hemen belirtmek istiyorum ki, delilden suçluya giden bir düzenlemeyi tüm organları ile oluşturmadan, yargıcın tarafsızlığını sağlamadan, yargının bağımsızlığını Anayasal ve yasal olarak düzenlemeden, fiziki mekânları adil yargılama esaslarına göre düzeltmeden, maddi delil toplamada önemli bir kurum olan Adli Tıp’a gerekli hızı kazandırmadan böyle bir değişiklik, daha çok suçlunun cezasını çekmeden toplum içerisine karışmasına neden olabilir.

Başta Sayın Başbakan ve Adalet Bakanı olmak üzere yasa koyucuların kendi çıkardıkları yasalara göre yargının karar verdiğini unutup, tüm suçu yargıya yüklemeleri ise anlaşılır gibi değildir.

Türk Ceza Kanunu’nda sanık lehine yapılan değişikliklerin yeniden yargılama yükü getirdiği gerçeğini unutan, delil toplamak ile görevli kuruluşların ağır işleyişini göz ardı eden, ağır dosya yüküne rağmen hâkim ve savcı açığını gidermeyen, yeni mahkemeleri kurmayan bu hükümet başta olmak üzere bugüne kadar görev yapan tüm hükümetlerin yargının bu noktaya gelişinde sorumlulukları vardır.

Adalet sistemimizin bu noktaya gelişi, tuzun kokmaya başladığının önemli işaretidir. Bu durumda acil olarak yapılacak olan yargı reformudur. Yama şeklindeki yasal düzenlemeler sonucunda daha da bozulan yargı sistemimiz yamalama yasalar ile düzelmesi mümkün değildir. İnsanların kendi adaletini kendilerinin sağlama noktasına gelmeden yargı reformu yapılmalıdır.

Bu reform seçim sonuna bırakılmayacak kadar önemlidir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.