1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Ülkemin geleceğinden şimdi daha çok umutluyum
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Ülkemin geleceğinden şimdi daha çok umutluyum

A+A-

14 Temmuz itibariyle ruh halimi anlatayım.. Elbette FETÖ Çetesi’nin darbe yapacağını falan beklemiyordum. Ama siyasetin üslubundan çok büyük rahatsızlık duyuyor, ülkemin insanlarının giderek daha keskin hatlarla bölünüyor ve birbirine karşı düşmanlaşıyor olmasından kaygı duyuyordum. Giderek özgürlüklerin kısıtlandığını düşünüyordum. Önümüzdeki dönemin çok daha sıkıntılı ve zor geçeceğini, toplumdaki bölünmenin ve zıtlaşmanın başımıza çok işler açabileceğini düşünüyordum.

15 Temmuz gecesi, televizyonları izlerken çok büyük bir kaygıya kapıldım. Yeni bir askeri darbe ile Türkiye’nin bütün geleceğinin kararacağını düşünmeye başlamıştım. Hayatta en çok istediğim şeylerden biri, bir torun sahibi olmak. İki oğlum açısından bu konuda bana umut verecek en küçük bir sinyal söz konusu olmasa da, 15 Temmuz gecesi sanki varmış gibi torunlarımın geleceğinden kaygılandım, hatta belki bu denli yoğun bir torun isteğinden vazgeçtim.

16-17 Temmuz günlerinde hala ortalık karışıktı. İçim bir miktar rahatlamış olsa da başarısız darbe girişiminin yeni uzantıları çıkabileceğinden kaygılıydım.

Bugün itibariyle ise ülkemin geleceğini çok daha parlak görüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, 15 Temmuz gecesi ortaya koyduğu çok net ve çok cesur tavır nedeniyle,  14 Temmuz ve öncesine göre çok daha güzel duygularla takdir ediyorum. Cumhurbaşkanı’nın üslubunda, bu büyük musibetin ardından belirgin bir yumuşama, muhaliflerine karşı daha yakın bir duruş hissediyorum.

Meclis’in tavrı, demokrasi konusundaki kaygılarımı büyük oranda ortadan kaldırdı. Meclis’teki bütün siyasi partilerin demokrasi, özgürlükler ve Cumhuriyet konusunda aynı tavrı birlikte göstermesi bir vatandaş olarak beni çok mutlu ediyor.

Bu kadar büyük bir musibete rağmen, ülkemiz ekonomisinin çok büyük yara almadığını görüyoruz. Tamam, turizm birkaç yıl için belki bitti. TL bir miktar değer kaybetti. Ama ülke ekonomisinde böylesi büyük bir musibete rağmen çarkların döndüğünü görüyoruz.

Şimdi, Silahlı Kuvvetler’in, devletin içindeki hainler, Pensilvanya müritleri temizleniyor. Bu ülkede herkes, siyasi partilerden çok demokrasiye sahip çıkılması gerektiğini görüyor, kabul ediyor.

Ordumuz yeniden yapılacak. Devlet kadroları yeniden yapılanacak. Umuyorum ki, 15 Temmuz gecesi musibet karşısında bir araya gelmeyi, Cumhuriyet için omuz omuza vermeyi başarmış siyaset bundan sonra ülkenin temel sorunlarının çözümünde de çok daha uyumlu çalışacak.

Daha pek çok şeyi alt alta yazabilir, sıralayabiliriz. Çevremde konuşulanlara bakıyorum. Daha önce çok keskin biçimde birbirlerinin siyasi görüş ve tercihlerine karşı düşman gibi duranlar birbirine yakınlaşıyor. Artık muhabbetlerde, “demokrasinin, hukuk devleti olmanın, özgürlüklerin” önemi ortak payda olarak ortaya çıkıyor.

Bütün bu nedenlerle, bugün 14 Temmuz’daki Türkiye tablosuna kıyasla hepimizin gelecek için daha fazla umutlu olmasını gerektirecek bir tablonun bulunduğuna inanıyorum.

Geçen hafta sonu çok karışık, çok belirsizdi. Bugün, Türkiye’nin bir musibetten aldığı derslerle  yenilenmiş haline bakıp, siz de artık biraz neşelenin, biraz umutlanın.. 

İzmit lağım kokuyor

Bu öyle, eski açık çöplük alanından, ya da kentin çevresindeki sorumsuz sanayi kuruluşlarından kaynaklanan koku değil.

Geçtiğimiz yıllarda da sıcak yaz günlerinde aynı sorun yaşanmıştı. Ama geçtiğimiz yıllarda biraz daha lokal, mevzi bir sorundu. Şu günlerde İzmit şehir merkezinde çok geniş bir alan, tam anlamıyla lağım kokuyor. Bu ağır, pis koku İzmit içindeki kanalizasyon ızgaralarından şehre yayılıyor.

Bazı saatlerde çok yoğun, çok rahatsız edici boyutlara ulaşıyor. Sanki İzmit şehir merkezi, koskocaman bir açık umumi tuvalet. İnsanlar burunlarını tıkayarak, ağızlarından nefes almaya çalışarak yürüyor.

Bu tablo İzmit’e hiç yakışmıyor. Belli ki kanalizasyon sistemi ile ilgili ciddi bir sorun var. Eskiden havamız kirliydi. Nefes alıp verirken ciğerlerimize zehir çekiyorduk. Şimdi, insanın midesi bulanıyor. Biran önce İzmit’ten kaçmak, uzaklaşmak istiyor. Daha yaz uzun. Önümüzde çok sıcak günler var. İzmit’i çok rahatsız eden bu soruna mutlaka bir çözüm bulmak gerekiyor.

Çingene palamutu ve yaprakta sardalya

Ulusça çok büyük bir badire atlattık. Allah’a şükürler olsun.. Hayat devam ediyor. Üstelik, hayat çok kısa.. Bu ülkede ve bu kentte sık sık yaşam kalitemizi olumsuz etkileyecek hadiseler yaşıyoruz. Ama bir yandan da hayatın tadını çıkartmak, lezzetlerinin farkına varmak gerekiyor..

Malum, balık av yasağı sezonundayız. Balıkçı tezgahlarında kültür balıkları (Levrek, Çupra), tatlı su balıkları, ithal balıklar (Somon, Uskumru) ile profesyonel teknelerin ava çıkmadığı dönemlerde amatör olta balıkçılarının yakalayıp, mezatlara getirdiği İstavrit, Mezgit gibi balıklar bulunuyor.

Ben haftada en az bir kere balık yemeği alışkanlık edinmiş biriyim. Benim için, “Rakı- balık muhabbetinden kafayı yedi” diyenler bile çıkmıştı. Balık konusuna meraklıyım. Takip ederim.. Aslında av yasağı eylül ayına kadar sürse de Ağustos yaklaşırken, denizler hareketlenir.

Önce Sardalya çıkar. Sardalya, bizim denizlerimizin en lezzetli balıklarından biridir. Ama usta ellerde pişirilmesi, pullarının ayıklanması şarttır. Bu mevsimde Sardalya, asma yaprağına sarılarak ızgarada pişirilir. Sardalya başladı. Üstelik bol, ucuz ve lezzetli. Asma yaprağına sarıp, ustaca pişirecek bir aşçının elinden tavsiye ederim.

Genellikle Ağustos ile birlikte başlayan Çingene Palamutu (küçük Palamut) da bu yıl kendini erken gösterdi. Geçen gün, Karadeniz’de bol miktarda Çingene Palamutu çıkmış. Bu balık bence denizlerin kuzusudur. Yine ızgarada iyi pişirilmesi koşuluyla damağın ve dilin hissedebileceği en nadide lezzetlerden biridir.

Geçen akşam, Çingene Palamutu sezonunu da açtım. Balaban Cevizlik Sitesi’nin Sosyal Tesisi’nde büyük usta, Dursun Usta’nın elinden. Çingene Palamutu’nun böyle erken ve bol çıkması, balıkçıları yaklaşan yeni sezon için de bereket konusunda umutlandırıyor..

Tavsiyemdir, bulduğunuz yerde asma yaprağına sarılı Sardalya veya Izgara Çingene Palamutu yiyin. Yanında demokrasi, özgürlükler ve hukuk devleti şerefine kaldıracağınız bir küçük kadeh rakı da iyi gider.

“Demokrasi şöleni” bekliyorum

Türkiye’yi esir almaya, Cumhuriyet’i yok etmeye yönelik darbe girişiminin üzerinden bir haftayı aşkın süre geçti. İlk andan itibaren Türk Halkı’nın, Türk Siyaseti’nin, Türk Medya’sının bu darbe girişimi karşısında gösterdiği duruş, tarih boyunca anılacak ve hatırlanacak muhteşem bir olaydır.

Cumhurbaşkanı’nın çağrısıyla ilk geceden itibaren,  “Demokrasi Nöbeti’ne” başlayan halk hala meydanlarda. Bütün kentlerde devam eden bu gösterilere, sadece AK Parti sempatizanları katılmıyor. CHP’li, MHP’li, Kürt kökenli vatandaşlar var. Hatta, TKP’liler var.. Bu manzaralar önemlidir.

Bugün İstanbul Taksim’de CHP “Demokrasi ve Cumhuriyet” mitingi düzenliyor. Bu mitingin de bu süreçte son derece önemli olduğuna inanıyorum. CHP Genel Merkezi, AK Parti ve diğer siyasi parti yöneticilerini de davet etmiş. Dün CHP İl Başkanı Sayın Sarıbay ile görüştüm. Sarıbay, AK Parti İl Başkanı Ceyhan ve MHP İl Başkanı Ünlü’yü bizzat arayıp davet etmiş hatta, “İsterseniz birlikte Taksim’e gidelim” demiş..

Bu akşam İstanbul Taksim’deki “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi’nin” bir şölen havasında geçeceğine inanıyorum. İç siyasetin kısır çekişmelerine, suçlamalarına girilmeden, sadece Demokrasi’nin, Cumhuriyet’in, bu vatan toprakları üzerinde birlikte yaşamanın faziletinin vurgulanacağı, inadına insanların şarkı söyleyip, eğleneceği; gerilimden, “İdam gelsin” çığlıklarından uzak, gerçekten demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını ve cumhuriyeti savunan ve öne çıkartan bir miting olmasını diliyorum. 

Nazik vekilden teşekkür ziyareti

15 Temmuz gecesi yaşanan olayın ilk anından itibaren Türk Basını’nın ortaya koyduğu tavır, gerçekten her türlü övgüyü hak ediyordu. Yerel medya da Türk Basını’nın bir parçası. Dedikoduları haber yapanlar, halkı heyecana düşüren yanlış haberleri yaymaya çalışan sözüm ona internet siteleri görüldü. Ama yerel basın da bu kahpe olay karşısında devletin, kent yöneticilerinin yanında yer aldı.

15 Temmuz’dan itibaren,  geçen cuma gününe kadar hiçbir milletvekili, hiçbir belediye başkanı ya da devlet görevlisi tarafından gazeteleri arayıp, “Sizin haliniz nicedir” diye sorun olmamıştı. Cuma günü Kocaeli Milletvekili M. Akif Yılmaz bazı yerel basın kuruluşlarını ziyaret etti.

Yılmaz, çok beyefendi, çok düzgün bir siyasetçi. Daha önce de yazmıştım. 1 Kasım Seçimleri’nde M. Akif Yılmaz’ın Kocaeli Milletvekili seçilmesi, ilimiz siyaseti açısından önemli bir kazanım olmuştur. Yılmaz gazetemizi ziyaret edince, bir süre benim odamda sohbet ettik. Türkiye’nin çok büyük bir badireden kurtulduğunu anlattı. Ama hala ülkenin bazı yerlerinde bazı kurumlara yönelik sabotaj girişimleri konusunda kaygısı vardı, "Uyanık olmalıyız. Birlik olmalıyız” dedi. Perşembe gecesi İzmit’te bazı karışıklıklar olmuş, yanlış tahriklerle halkın askeri birlikler önüne yığılması görülmüştü. Yılmaz, bu tür olaylar karşısında medya sorumluluğunu anlattı. Bize “15 Temmuz gecesinden bu yana devam eden duyarlı tavrınız nedeniyle teşekkür ederim” dedi.

Sonra, gazetenin yazı işleri bölümüne indi. Tek tek iş başında olan bütün arkadaşlarla el sıkıştı, “Sizler de zor ve zahmetli günlerden geçiyorsunuz, çok değerli hizmet veriyorsunuz. Hepinize teşekkür ederim” diyerek arkadaşları onore etti.

Biz gazetecilerin de böyle jestlere ihtiyacı var. Kocaeli Milletvekili M. Akif Yılmaz’ı bu duyarlı yaklaşımı ve tavrı nedeniyle kutluyorum. Diğer siyasetçilere de örnek olmasını diliyorum.

 

Bu yazı toplam 2204 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.