1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Üniversite’nin seçimi
Üniversite’nin seçimi

Üniversite’nin seçimi

Personel sayısı ile, bütçesiyle, hizmet sunduğu insan sayısı ve en önemlisi potansiyeli ve değeri ile bu kentin tartışmasız en büyük kurumu Kocaeli Üniversitesi’dir. 21 Ekim Perşembe günü Ko

A+A-

Personel sayısı ile, bütçesiyle, hizmet sunduğu insan sayısı ve en önemlisi potansiyeli ve değeri ile bu kentin tartışmasız en büyük kurumu Kocaeli Üniversitesi’dir.

21 Ekim Perşembe günü Kocaeli Üniversitesi’nde Rektörlük seçimi var. Aslında bu seçim, biraz şeklen bir seçim. Çünkü, Üniversiteler’de Rektörler ne yazık ki ülkemizde seçimle belirlenmiyor.

Perşembe günü Kocaeli Üniversitesi’ndeki seçimlerde en yüksek oyu alan aday Rektör olacak, 4 yıl bu görevi sürdürecek diye bir kural yok. En yüksek oy alan adayı, YÖK eleyebilir. Ya da YÖK’ün Çankaya’ya sunacağı üç isim içinde yer alsa bile, Cumhurbaşkanı başkasını atayabilir.

Buna rağmen 21 Ekim’deki seçim önemli. Bu seçimde en çok oy alan adayın- özellikle bu aday diğer rakiplerine önemli oranda fark yapmışsa- YÖK’ten geçmesi, ardından Cumhurbaşkanı tarafından Rektör olarak atanması, artık kentin ve Üniversite’nin namusu haline gelir ki,  seçim aşamasından sonraki süreci, bu kentte herkesin dikkatle takip etmesi gerekir.

………….

Ben Kocaeli Üniversitesi mezunuyum. Aslında, 1976 yılında Yıldız Üniversitesi Kadıköy Mühendislik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünü kazandım.

O sıralarda, Kocaeli Üniversitesi yoktu. Yıldız Üniversitesi’ne bağlı KDMMA (Kocaeli Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi) vardı. Bir yıl hergün İstanbul’a gidip geldim. Ama Kadıköy Acıbadem mevkiindeki okulda,  hiç ders göremedim. Hergün kavga çıkar, boykot olur, okul kapanırdı. 1977 yılında Yıldız Üniversitesi’ne bağlı olduğu için, rahatlıkla KDMMA’ne yatay geçiş yaptım.

1992 yılında Kocaeli Üniversitesi kurulduğunda, tembel öğrenci olduğum için, hala okulu bitirememiştim. Kocaeli Üniversitesi’ndeki ilk rektörlük seçiminden beri öğrenci ve gazeteci olarak ister istemez bir miktar bu seçim mücadelesine bulaşmak zorunda kaldım.

Kesinlikle söyleyebilirim ki, aslında en sakin seçim, bu yılki seçimlerdir. Önceki seçimlerde, hele hele 2006 yılındaki son seçimler öncesinde Üniversite içinde büyük çalkantılar yaşanmıştı. Sadece Üniversite değil, adeta kent seçime bulaşmış, herkes taraf olmuştu. İnternet ortamında olsun, üniversite içinde veya dışında olsun her ortamda, adaylar ve yandaşları arasında çok sert bir mücadele yaşanmış, herkes birbiri hakkında dedikodu üretmiş, çirkin iddialar uluorta konuşulmuş, çok kalp kırılmış, Üniversite de bundan zarar görmüştü.

Bu kez öyle bir durum yok. Bence, Üniversite’nin seçimine, bu seçimde oy kullanacak akademisyenler dışında kimsenin karışmaması da gerekiyor. Bize, kente, kentin medyasına, siyasetine, kent kamuoyuna düşen görev, seçimden çıkacak sonuca saygı duymak olmalı, bununla sınırlı kalmalıdır.

2006’daki seçimlerde ister istemez ben de açık taraf olmuştum. O sıralar hayatta olan, ancak iki dönemlik görev süresi dolduğu için yeniden aday olamayan  değerli bilim adamı, merhum Prof. Dr. Baki Komsuoğlu’nun ardından eşi Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu’nun aday çıkmasını şık bulmadığımı çok açık biçimde yazmıştım. Ama Sezer Hanım, karşısındaki çok sert ve geniş muhalefete rağmen, 2006 seçimlerinde, bugünkünden çok daha güçlü, atak ve istekli adaylar karşısında uzak denebilecek arayla seçimi kazanmış, daha sonra da dönemin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından eşinden boşalan KOÜ Rektörlüğü görevine atanmıştı.

Aradan geçen 4 yıllık süre içinde, Sezer Hanım’a haksızlık yaptığımı, Rektör Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu’nun aslında benim görmek istediğim halinden çok farklı, çok değerli ve önemli bir insan olduğunu anladım, tanıdım.

Perşembe günkü seçim için ortaya çıkan 4 aday var. Mevcut Rektör Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu. Geçen dönem de aday olan, Sezer Hanım’la çok büyük bir yarışa giren ve aslında kendisine yönelik çok çirkin kampanyalara rağmen, beklenenden yüksek oy alan yine Tıp Doktoru değerli bilim adamı Prof. Dr. Faik Budak. Mühendislik fakültesinden-ki aynı bölümde, aynı dönemde öğrenciymişiz- Prof. Dr. Nurettin Abut.. Ortaya aday olarak erken çıkan, ama çok sakin kampanya yürüten, İktisat bölümünden Prof. Dr. Recep Tarı.

Perşembe günü KOÜ’ye ait Derbent Uygulama Oteli’nde, kara tahtaya bu 4 isim yazılacak. Yasaya göre, YÖK’e 6 adayın adını bildirmek gerekiyor. Bu nedenle, 4 aday dışında iki isim daha önerilecek. Ama bu sonradan eklenecek 2 isim, aslında fiilen yarışın içinde olmayacak.

212’si Tıp Fakültesi’nden toplam 789 akademisyenin oy hakkı var. Bunların bir kısmı görevli olarak yurt dışında, bir kısmı askerdeymiş. Perşembe günü çok önemli ameliyatı bulunan, ya da Türkiye’nin veya dünyanın herhangi bir yerinde çok önemli toplantılarda bulunması gereken öğretim görevlileri de var. 750 civarında akademisyenin oy kullanması bekleniyor. Seçmenler, kara tahtada ismi yazılı 6 adaydan birinin adını, kendilerine verilen küçük kağıda kalemle yazacak, oy kavanozuna atacaklar.

……..

Bu süreçte, çok saygı duyduğum Prof. Dr. Faik Budak ile bir kez görüştüm. 2006 seçimleri öncesinde Faik Hoca ile neredeyse hergün görüşüyor, ya da konuşuyorduk. Faik Hoca yine iddialı. Yine elinden gelen çabayı gösteriyor. Ama 4 yıl önceki gibi büyük bir kavganın içinde değil. Mevcut Rektör Sezer Hanım’ı yine çok eleştiriyor. Kendi yönetimindeki KOÜ’nün çok daha fazla kentle bütünleşebileceğini, çok daha kendi içinde dingin, bilim üreten bir kurum haline geleceğini söylüyor.

Diğer adaylar Prof. Abut ve Prof. Tarı ile hiç görüşmedim. Ama okuldan bazı hocalarla görüşme fırsatım oldu. Sezer Hoca’ya okul içinde muhalif önemli sayıda öğretim görevlisi var. Neden karşı olduklarını anlattılar. Bana inandırıcı gelmedi.

Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu döneminde KOÜ’nün, bu okulun adeta babası sayılan eşi Baki Hoca döneminden daha hızlı büyüdüğünü düşünüyorum. KOÜ Rektörü olmak, bu kentte kolay iş değil. Sezer Hanım, bütün dengeleri koruyan, Üniversite adına devletin ve kentin her kademesinde temas yapabilen başarılı bir yönetici. Döneminde KOÜ’nün daha fazla bilim ve araştırmaya yöneldiği, bu konuda Türkiye’nin en öndeki üniversitelerinden biri haline geldiği de rakamlarla açıkça görülüyor.

Sezer Hoca, perşembe günkü seçimler konusunda kaygılı değil. Elbette hırslı, yapısında var. Ama 4 yıl önceki kadar agresif, saldırgan değil. 4 yıl içinde verdiği hizmetlerin karşılığını alacağına, oyların en az yüzde 50’sini toplayacağına inanıyor. Oy sıralamasında Mühendislik Fakültesi adayı Prof. Abut’un ikinci sırada yer alacağını düşünüyor. YÖK ve Cumhurbaşkanlığı aşaması için şimdiye kadar hiçbir girişimi olmadığını ama perşembe günkü seçimden beklediği oranda oyla çıkması halinde bir sıkıntı beklemediğini anlattı. Sezer Hanım 60 yaşında. Bir 4 yıl daha Rektör olursa, yasalara göre, bir sonraki dönem aday olamayacak. Üniversitede pek çok kişinin kafasından geçen soruyu, pat diye sordum:

“-Hocam, 4 yıl sonrası için kafanızda bir aday var mı?” sorunun bu şekilde sorulmuş olması, diplomatik üslup gereğiydi. Sorunun açılımının, “Hocam, eşinizden sonra siz rektör oldunuz. Sizden sonra da bir başka Komsuoğlu mu gelecek?” şeklinde tercüme edilebilirdi.

Sezer Hoca, “Kesinlikle aklımda bir isim yok. Ama önümüzdeki 4 yıl içinde, bu büyük kurumda çok değerli insanlar öne çıkabilir. Bu üniversite kendi içinden yeni Rektörler çıkartabilir” dedi.

Perşembe günü benim oy hakkım olsa, 4 yıl önce çok karşı çıktığım Sezer Hocam’a gözüm kapalı oyumu verirdim. Bu seçimden uzak ara birinci çıkmasını umuyor ve bekliyorum. Sonrasında da siyasi tercihlere kurban edilemeyeceğini öngörüyorum.

Belki 4 yıl sonra da hepimiz, “Artık zamanı geldi” diyerek, Faik Hoca için çalışırız.

Bu haber toplam 1737 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.