• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kocaeli 12 °C

Unutmadık, unutmayacağız..

Sevcan TAMER
Bu  hafta  deprem  haftası.. Aradan  16  yıl  değil,  16  bin   yılda  geçse  yaşadığımız  bu  büyük  felaket  konuşulacaktır..Ha  unutanlar  olmayacak mı.?  Olacaktır  tabi ki,  ama  emin  olunuz ki  bu  yüzyılın  felaketi   asla  unutulmayacak,  unutturulmayacaktır.. “Unutmak”  gibi  bir  lüksümüzün söz  konusu  olması  veya  bu  olaya  böyle  bakılması  dahi  çok  büyük  aymazlık bence.. Bazı  devasal  yapıya  bürünen  toplumsal  realiteleri  unutmak  isteyen,  ne  yapsanız da  unutuyor  zaten..  Eh  o  zaman  kalan  sağlar,  çıkar  derdi  olmayanlar  ve  ileriyi  görme  yeteneği  kazanmış  devlet  yetkilileriyle  yetinerek,  unutturmamaya  çalışacağız..Bir  gün  gelecek..Mutlaka ki  biz,  yani  felaketin   canlı  tanıkları  olmayacağız.. Ancak  deprem  felaketinde  hayatını  kaybeden  binlerce  insanın  ailesel  geleceği  o  gün  saygıyla  kaybettikleri  büyüklerine  dualar  okuyup,  onları  ve  o  acı  dolu  geceyi  hatırlayacaklardır..
  Bu  gün  gibi  hatırlıyorum.. 17  Ağustos.. Çok  sıcak  bir  yaz  gecesi..Günlerden  Pazartesiydi.
Çok  kişinin  sıcaktan  uyku  uyuması   mümkün  olmadığı   o  gece,  saat  tam  03.02’de,  birden  yer  yerinden  oynadı.. Adeta  binlerce  canavar  yerin  altında  korkunç  sesleriyle  bağırarak,  yer  yüzünü  yıkıp  deviriyorlardı.. Anlayamadık  önce  deprem  olduğunu.. Çoğumuzsa  kıyamet  koptu  zannettik..Ve, bitmek  bilmeyen  saniyeler  sonucu  anladık ki  bu  bir  “DEPREM” di..  Çok  ama  çok  can  kaybettik..Herkesin  bir  hikayesi  oldu  anlatacağınız..  Aylarca  bunu  konuştuk..Ağladık,  kahrettik.. Devlete  küstük..Yalnız  bırakıldık.. O  halimizle  dahi  soyulduk,  oyuna  geldik..Dolandırıcılar  doldurdu  her  yanımızı..16  yıl  geçti  aradan.. Bu  hayati  konuyla  ilgili  fazla  bir  gelişme  oldu mu.? Deseniz.. Üzülerek  söyleyeceğim  tek  söz..” Ne  gezer “.. Sadece  o  gün  bir  haftalık  bebek  olan  kardeşimin  oğlu  Can  Ulusoy  gerçekten  gelişti..Koca  bir  delikanlı  oldu..Hasarlı  evlerde de  gelişmeler  var  tabii.. Evlerin  bir  kısmı  onarılarak,  makyajlandı  ve  kiraya  verildi.. Yeni  kurbanlar  Allah’a  emanet..Ya  boş  kalan  arsalar.?  Yerlerine,  yine  düşüncesizce,  plansız  ve  projesiz  yapılan   koca  koca  binalar  çıktı  ortaya..  Peki  ben  sizlere  bir  soru  sormak  istiyorum.. Bu  klişeleşmiş  bir  soru  olabilir.. Ancak  kaç  kişi  bunun  farkında  acaba.?  1999  yılında  yaşadığımız  deprem  felaketi de  dahil  olmak  üzere,  kaybettiğimiz  binlerce  insanımız  depremden mi  öldüler  dersiniz.? Deprem,  bir  doğa  olayı  değil mi.?  Hele de  bizim  ülkemizin  büyük  bir  deprem   kuşağında  olduğunu  bilmeyen  var mı.?  Yok..Her  şey  tamam,  demek ki..  Eee,  neden  o  zaman  bu  deprem  katliamı.?  Neden  başka  büyük  ülkeler  meydana  gelen  devasal  depremlerde  çok  az  can  kaybı  yaşıyor.?  Ülkemizdeyse, o  koca  lüks  binalar  binlerce  canın  katili  olmadı mı.?  Demek ki  kaybettiğimiz  canların  tek  sorumlusu  “DEPREM”  değil.. Ben  İzmit  dışındayım  biliyorsunuz.. O  nedenle  17  Ağustos  anma  törenlerinde  bulunamadım.. Ama  bulunduğum  ilçede de  yüzlerce  insan  canından  oldu.. Alt  komşum  Nurten  hanımla  kederli  bir  sohbet  yaparız  her  yıl  dönümünde.. Çünkü  kendisi  Veli  Göçer  depremzedelerinden..Saatlerce  enkazda  kalmış.. Ve  o  yıkımlardan  kurtulan  bir  kaç  kişiden  biri.. Her  yıl  gözleri  yaşlarla  dolu  anlatır  bana  yaşadıklarını..Eski  bir  sahne  ve  tiyatro  sanatçısı  Nurten  hanım..Güçlü  bir  İstanbul  kadını.. Yaşadığı  maddi  ve  manevi  tüm  acılara  rağmen  ağlamakta  zor  geliyor  ona..Bana  “ Sevcancığım, bir  anda  kulakları  sağır  edecek  bir  gürültü  duyduk. Gerisini  bilmiyorum. Enkazın  içinde  kalmışım. Eşim  birikimini  Çınarcık  Kocadere’ deki  o  güzel  binaya  yatırdı. Veli  Göçer  bize  allaya  pullaya  sattı  o  evi. Tam  4  kattan  oluşan  6 siteydi.   Anacım  hepsi  birden  çöktü. 240  kişi  o  anda  öldü. Bizim  kaderimizde  yaşamak  varmış. Hamdolsun  sağ  kaldık  kızım  ve  torunumla.  Eşim  evde  değildi. Ancak  felaketi  duyduktan  bir  kaç  gün  sonra  onu da  kalp  krizinden  kaybettim. Dayanamadı  kalbi  yaşadıklarımıza. Sonradan  gidip  bakmışlar. Yıkılan  enkaz  kumlarının  içi   deniz  mahsulleriyle  doluymuş. Kumu  denizden  almış  ahlaksızlar. Bu  yapılır mı  üç  beş  kuruş  kazanmak  için  Allah  aşkına” sözleriyle  yakınıp  duruyor.. Eh  artık  fazla  söze  ne  hacet  demişler.. Gerisini de  varın  siz  bir  düşünün. Ve  bir  kez  daha  soruyorum.. Geleceği  görmek  için  müneccim  olmaya  gerek  var mı.? .  
Bu yazı toplam 238 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37