1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. Unutmayın hayatın provası yok
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

Unutmayın hayatın provası yok

A+A-
Adamın biri kitapçıya gider ve tezgahtara ”Evin reisi erkektir diye bir kitap varmış bu kitaptan sizde var mı?” diye sorar. Tezgahtar müşteriye birazda gülümseyerek “Maalesef beyefendi biz hikaye kitabı satmıyoruz” der. Kim ne derse desin. Türk aile yapısında erkek egemenliği var gibi görünse de aslında egemenlik kayıtsız şartsız hanımlarındır. Belki erkeklerimiz biraz alınacak ama maalesef gerçek böyle. Bazı zamanlar aslan gibi kükresek de  5-10 dk. sonra hanımların o cazibeli sözlerinden sonra kuzu gibi oluyoruz yalan mı. Zaten yapılan istatistiklere göre de kılıbık erkekler hanımlarının dediğini, emredersin hanım ne demek hemen yaparım dermiş. Kazak erkek de tamam hanım sen merak etme beş dakika sonra hallederiz dermiş. Yani anlaşılan arada sadece beş dakika oynuyor. İşin şaka tarafı ama ne yapalım bazende evliliğin devamı içinde karşılıklı sabır gerekiyor. Evlilik böyle bir şey. Bazen bir gözünü bazen de bir kulağını kapatacaksın. Çünkü başka türlü mutlu olamazsın.  
          Hele birde eşler anne baba ile beraber oturuyorlarsa işler biraz daha zorlaşıyor gibi. Zavallı erkek iki arada bir derede bir tarafta hanım, öbür tarafta anne baba hadi burdan buyur. Garibim ikisi arasında sıkışıp kalıyor. Kime ne dese suç. Onun için denge kurmakta çoğu zaman zorlanıp duruyor. Hele birde hanım anlayışsız ve beceriksizse vay o erkeğin haline. Yandı gülüm keten helva. Hani anlatılır evin gelini hem tembel hem de pek ev işi yapmayı da sevmezmiş. Bir gün yine ev dağınık bir vaziyetteyken evin gelini kanepede uzanmış yatıyor. Kayınpeder ve kayınvalide bu durumdan çok rahatsız olmuşlar. Beraberce gelinlerine bir ders vermeye karar vermişler. 
        Gelin kanepede yatarken kayınvalide de gidip onun karşısındaki kanepeye uzanmış. Kapıdan kayınpeder elinde süpürgeyle içeri girmiş. Başlamış yerleri süpürmeye. Kayınvalide de hemen uzandığı yerden kalkıp, beyinin elinde ki süpürgeyi almaya kalkmış “Bey bu yaşta senin eline hiç süpürge yakışıyor mu? Ver o süpürgeyi bana. Ben varken evi süpürmek sana düşer mi hiç” demiş. Süpürgenin bir ucundan beyi bir ucundan da hanımı tutup çekiştirmeye başlamışlar. “Yok sen süpüreceksin yok ben süpüreceğim” diye. O arada da geline doğru bakıyorlarmış hani kalkar da “Lütfen anne baba bu yaşta sizin elinize hiç süpürge yakışır mı bırakın ben süpürürüm” demesini beklemişler ama nafile. 
       Onlar bekleye dursun gelin hanım kanepenin üzerine uzanmış vaziyette hiç istifini bozmadan kayınpeder ve kayınvalidesini izliyormuş. Yattığı yerden ikisine de seslenip anne baba “Süpürgeyi neden öyle aranızda çekiştirip duruyorsunuz. Buna gerek var. Odayı bir gün biriniz süpürürsünüz, bir günde öbürünüz olur biter” demiş. Pişkinliğin bu kadarına da pes doğrusu değil mi? Hadi gel de bu evde aile reisliği yapta göreyim seni. Öyle ben bu ailenin reisiyim demekle olmuyor bu işler. Hani anlatılır. Aslanla öküz bir gün ormanda karşılaşmışlar. Öküz aslana “Hadi gel felekten bir gün çalalım ormanda biraz dolaşalım”  demiş. Dolaşırlarken bir ara aslan “Geç oldu ben artık eve döneyim” demiş ama . Öküz bırakmamış. 
      “ Yahu sen hani ormanın kralıydın ne oldu. Amma korkaksın.” Diye sitem etmiş. Bu laftan sonra aslanın tepesi atmış. “Bana bak öküz efendi demiş beni evde seninki gibi bir inek beklemiyor. Aslan bekliyor aslan” demiş. Onun için evliliklerin ilk yıllarında herkes aslan olmaya çalışıyor. Aslan olamayan da öküz olmaya mahkum oluyor. Hani derler ya evliliklerin ilk yılında kadın konuşur erkek dinlermiş.  İkinci yılında erkek konuşur kadın dinlermiş. Üçüncü yılında da her  ikisi konuşur komşular dinlermiş. Yani teker teker konuştukları zaman mesele yok da eğer ikisi beraber konuşursa mesele o zaman başlıyor zaten. 
         Hani şimdi kadının tembeli var da erkeğin tembeli yok mu diyebilirsiniz. Hem de o kadar çok ki anlatamam. Kadın iş bulmak için hiçbir çaba göstermeyen eşine öfkeyle çıkışır. “Yaşadığımız hayat tarzından utanıyorum bey “der. Ve devamın da “Kiramızı babam ödüyor, yiyecek masraflarımızı annem karşılıyor, giyecek masraflarımızla kız kardeşim ilgileniyor, arabayı da halam aldı” deyince adam oturduğu koltuktan eşine doğru dönerek “Utanmakta çok haklısın tabii ki hanım” der.” Çünkü erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey göremedik. “ Şimdi böyle bir cevaba kadın ne desin. Demek ki bu hayatta eşler birbirlerine karşı sabırlı olmak, hem de birbirlerini oldukları gibi kabul etmek zorundalar başka çaresi yok. Hadi birbirinize sabredemediniz ayrıldınız diyelim. Yani ikinci defa evleneceğiniz kişinin daha kötü birisi olmayacağının ne garantisi var. O garantisi de yok. O zaman kaderine razı olacaksın. Eldeki serçe daldaki tavuktan iyidir deyip mutlu olmaya bakacaksın. Allah rahmet eylesin sevdiğim bir abimiz gençliğimde bana İbrahim oğlum. Eğer hayatta sevdiğini elde edemezsen, kendini fazla mutsuz etme. Elde ettiğini sevmeye çalış. Hayat mutsuz olunacak kadar uzun değil derdi. Bu güzel nasihatten sonra burada bahsetmeden geçemeyeceğim bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
       Sağolsun İzmit Belediye Başkanımız Dr. Nevzat Doğan’ın ısrarla üzerinde durduğu evlilik okulu yakında İzmit halkının hizmetine sunuluyor. Hakikaten sosyal belediyecilik anlamında çok önemli bir proje. Özellikle evlilik çağına gelmiş olan genç kardeşlerimin bu projeyi destekleyerek hem kendilerinin hem de arkadaşlarının bu okula gitmeleri hususunda gayret göstermelerini ısrarla öneriyorum. Çünkü bu projenin özellikle son yıllarda artan boşanma olaylarının azalmasına çok  katkı sağlayacağına da  inanıyorum. Bu okula gelenlere ders verecek hocalar kendini bu alanda yetiştirmiş uzman kişiler. Okul bitiminde imtihana girip bitirme sertifikası da alacaksınız. Sakın ha şöyle düşünmeyin. Ne olacak yani bu okuldan sertifika alamazsam evlenemez miyim diyebilirsiniz. İnanın yetkimiz olsa aynen öyle yapmak lazım diye düşünüyorum. 
       Bugün bir çok Avrupa ülkesinde var. Ne yani onlardan neyimiz eksik. Çünkü hatırlarsanız senelerce dünya kadar insanımız trafik kazalarında öldükten sonra ehliyet almak için sürücü kurslarından mezun olma mecburiyeti getirildi .Evlilik meselesini ehliyet almaktan daha mı önemsiz sanıyorsunuz. Hiç de öyle değil. Evlilikte ki çıkan problemlerde aileler birbirine giriyor. Kavgalar gürültüler, ölümler oluyor. Çocuklar arada perişan olup gidiyorlar. Mahkemelere dünya kadar iş düşüyor. Bütün bu olanlar ehliyetsiz bir sürücünün verdiği zarardan daha mı az yani. Onun için dostlar hayatın provası yok. Evliliklerimiz dahil her şeyimizi ileride büyük problemlere mahal vermemek için hem ilmi hem de bilinci yapmamız lazım diyor. Herkese iyi pazarlar diliyorum.
Bu yazı toplam 353 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.