1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. UNUTMAYIN KARAKTERİNİZ KADERİNİZDİR
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

UNUTMAYIN KARAKTERİNİZ KADERİNİZDİR

A+A-

    Kurnaz bir tilki bir gün güzel bir bağın yanından geçiyormuş. Fakat bağın her yanı yüksek ve kalın bir duvarla çevriliymiş.  Tilki bağa girmek için duvarın etrafında dolaşmaya başlamış. Dolanırken başını sokabileceği büyüklükte bir delik bulmuş. Delikten bağda yetişen nefis üzümleri görmüş ve ağzı sulanmış. Ne yazık ki delik geçebileceği kadar geniş değilmiş. 
               Kurnaz tilki o zaman ne yapmış? Üç gün boyunca aç kalmış ve o kadar zayıflamış ki bir gün delikten içeri süzülüvermiş. Üç günlük açlıktan sonra bağın içinde tilki doya, doya yemeye başlamış. Ve öncekinden de iri ve şişman hale gelmiş. Derken bağdan dışarı çıkmak istemiş ama gelin ki hey hat delik yine aynı delik geçemeyeceği kadar küçükmüş. 
               Bu sefer ne yapmış? Yine üç gün boyunca aç kalmış ve tekrar delikten dışarı çıkmayı başarmış. Umudu kırılan tilki bağa doğru bakarak şöyle demiş. “Ey bağ ne kadar cazip ve güzel görünüyorsun meyvelerin ne kadar lezzetli ama bana ne yararın var. Sana geldiğim gibi gidiyorum”. İşte durum dünya içinde böyledir. Dünyada güzeldir caziptir ama elimiz boş gelir, boş gideriz. 
                Öyle değil mi dostlar ne kadar zengin olursan ol hepsi mezarın başına kadar gelir ve oradan tekrar geri döner. İnanın zenginlikte tek başına insanı mutlu etmiyor. Çünkü huzur ve mutluluk parayla satın alınabilecek şeyler değil. Bu hayatta bence en önemli şey sevmeyi öğrenmektir. Okullar, notlar, karneler, tezler hepsi sonunda para getirir ama sevmeyi ve hayatı öğretmez. Bir insanı nasıl seveceksin? Kalbini incitmeden nasıl iyi geçineceksin? Bunu sadece hayat okulu öğretir insana. Ha şunu da unutma bu hayat okulunu kimse birincilikle bitiremez. Çünkü bu okul hiç bitmez. Ömür biter ama bir ömrün içinde öğrenilmesi gerekenler tükenmez. 
                 Bizler çoğu zaman tahsille eğitimi de birbirine karıştırıyoruz Bir insanın karakteri yapmış olduğu tahsille değil, ailesinden, arkadaşlarından ve çevresinden almış olduğu ahlaki değerlerle oluşur. Russel Gough "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında diyor ki: "Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı; doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır Eğer karakter gelişmemişse tahsil işe yaramıyor. Unutmayalım; Bu güzel ülkemizde o hain Fetö terör örgütüne üye olup akıllarınca darbe yapmaya kalkanlar, zamanında banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alanlar, vatanı çıkarları uğruna satanlar, Türk halkını hakir görüp aşağılamakla yükseleceklerini zannedenlerin çoğu hep tahsilli bireylerdir". O yüzden Roosevelt demiş ki: "Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela daha kazandırmaktır”
             Bu hayat okulunda okurken size biri şöyle bir soru sorsa. Hayatta mutlu olmak istiyor musun? Diye. Herkes eminim ki hemen benim gibi haykırarak evet diyecektir. Ama ben şunu hissediyorum ki mutluluğun anlamını çoğumuz bilmiyoruz sanırım. Çünkü insanımızın çoğu mutlu olmak değil hep haklı olmak istiyorlar. Başkalarının onu olduğu gibi kabul edip idare etmesini, herkesin onun kontrolü altında olmasını istiyorlar. Sevilmek istiyorlar, kendilerine değer verilmesini istiyorlar. Ama bilmiyorlar ki karşısında ki kişide aynı şeyleri istiyor. 
                Maalesef bugün insanlarımızın çoğu çalışmadan kazanmak rahat yaşamak istiyorlar. Güzel olmak istiyorlar. İstedikleri zaman istedikleri şeyi almak ya da yapmak istiyorlar. Haklarında güzel şeyler söylenmesini istiyorlar ama mutlu olmak istemiyorlar. Size biri çıkıp dese ki elimde sihirli bir değnek var. Sizi dünyanın en çirkin ama en mutlu insanı yapabilirim ya da en güzel ama en mutsuz insanı yapabilirim dese. Hangisini seçersiniz? İnanın bende dahil herkes bu sorunun cevabında zorlanır. 
                  Çünkü insanlarımızın çoğu mutluluğun bir şeyin sonunda ödül olduğuna inanıyorlar. Sanıyorlar ki bir gün istedikleri yerine gelince mutlu olacağım. Hayatta böyle bir şey yok. Yaşamda bir gün diye de bir şey yok. Sadece bugün var. Nasıl mutlu olacaksanız olun ama bugün olun. Ha belki şunu da diyebilirsiniz. Dünyada şuan iç karışıklıklar ve savaşlarda yüzlerce insan ölürken bizim mutlu olmamız nasıl olacak. Evet doğrudur bu ölümler karşısında hem içimiz yanacak hem üzüleceğiz ama yaşamak için dimdik durmak zorundayız çünkü hem İslam dünyasının hem de dünyadaki tüm mazlumların bize ihtiyacı var. Ben bu sözü söylerken bile mutlu oluyorum. Çünkü diyorum ki ne mutlu ki bize dünyada Türkiye ve Türklere güvenip seven milyonlarca insan var. Ama buda nereden geliyor zamanında ecdadımız dünyanın her yerine gidip ulaştıkları her insanın dinine, rengine, milletine bakmadan sadece Allahın yarattığı bir kul olarak bakmışlar ve hem adalet hem de Müslümanlığın sevgi tohumlarını ekmişlerde ondan. Bunu hiç unutmayın.
Herkese iyi pazarlar.     
 

Bu yazı toplam 1177 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.