1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Üslub-u beyan, ayniyle insan
Üslub-u beyan, ayniyle insan

Üslub-u beyan, ayniyle insan

İster edebî açıdan ister toplumsal iletişim kurma açısından bakalım “üslub” her zaman her yerde önemlidir. Kelimeler hassasiyetle seçilmeli, dil doğru kullanılmalı, üslub incitici ve kırıcı

A+A-

İster edebî açıdan ister toplumsal iletişim kurma açısından bakalım “üslub” her zaman  her yerde önemlidir. Kelimeler hassasiyetle seçilmeli, dil doğru kullanılmalı, üslub incitici ve kırıcı değil gönül alıcı olmalı. Bütün bunlar toplumda bahar esintileri nedeni. Haklı bile olsa insan ,sert, kaba ve tahrik edici olmamalı. Eleştiri yada savunma hakkı altında kamufle ettiğimizi zannettiğimiz söz,tavır ve davranışlarımız sırıtabiliyor; ciddî biçimde kırıcı olabiliyoruz  bazen. Kendi içinde barışık huzur toplumu ideali amaç olduğuna göre, biraz daha dikkat diyoruz toplumsal iletişim adına söyleyenlere. Çünkü toplumsal dengelerin normal zamanlardan daha önemli olduğu bazı dönemlerde ( ki böyle bir döneme giriyoruz.)bu durum daha bir önem kazanmakta.

Evet,yine ve bilmem kaçıncı defadır bir kaos ve karmaşanın içine çekilmek isteniyor milletimiz. Ne zaman ileriye doğru bir hamlenin işaretleri belirir,hemen bir yerlerde bir şeyler olmaya başlar, fitne ateşi olanca acımasızlığıyla körüklenir. Ne yazık ki malzeme de buluyor ateşi körüklemek isteyenler. Haksız da değiller kendilerince. Çünkü ateş çemberinin içine çekmek istedikleri insanımız kabiliyetli,ateş çemberine çekmek istedikleri insanımız Lider ve istikrar abidesi bir millet olma özellikleri ile malum. Halbuki kendi içinde barışık huzur toplumu herkes adına huzur, herkes adına nimettir. Öyleyse öncelikle huzur ve sükunu sağlayacak söz, tavır ve davranışlarda bulunmak ve yumuşak üslub kullanmak gerek her türlü tahrike rağmen. Korkuyla ve güç kullanarak oluşturulmaya çalışılan saygı, güçler dengelendiğinde yıkılır. Bu nedenle sevgi ve saygı esas olmalı her türlü iletişimde. Hem sevgi ve saygı kendi içinde barışık huzur toplumunun en sağlam esasıdır.

İnsan ilişkilerinde değişmez kural,” kalbine giremediğiniz insanın beynine de giremezsiniz.”dir. Bu da vurarak ve kırarak olmayacağına göre,”insanın kafasına vurarak değil, kalbine dokunarak” ı ve “ne söylediğin değil,nasıl söylediğin önemli” esasını itiyad edinmeli. Toplumun gerilmeye çalışıldığı dönemlerde,insaf ve iz’anın firasetle buluşmasına ihtiyaç vardır. Bu da büyüklerin güzel öğütlerinin yaşam biçimi haline getirilmesi ile mümkün olacaktır tabi. Güzel bir örnekle;”Üslub-u beyan,  aynıyla insan” diyebiliriz. Ne güzel demiş,”benim,kelam lisanım,gizli bir il! Üslûbum edebe müteşekkil!.” diyen. Eee,bir insanda edebe müteşekkil üslub varsa, o zat’ta daha ne olsun.

Unutulmamalı ki,her kapıdan içeriye nasıl bir anahtarla giriliyorsa,insanların gönlüne de güzel hitap’la girmeli. Aksi takdirde kapı nasıl kırılacaksa karşıdakinin de gönlü kırılacaktır. Anahtarla açılan kapanabilir. Ancak omuzlayarak kırılanın kapanması mümkün olamaz. Şimdi sen, kırmaya mı memursun, imara mı?. Yapmaya,imar ve inşa’ya ise, doğru yöntem ve doğru malzeme, edebe müteşekkil üslubdur. Hele böylesine hassas bir dönemde!.  Öyleyse herkes  biraz daha dikkatli,biraz daha hassasiyetle lütfen.

Bu haber toplam 1299 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.