1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Utanç Müzesi'nde bir anne
Utanç Müzesi'nde bir anne

Utanç Müzesi'nde bir anne

Bir insan için en büyük acının, evlat acısı olduğu söylenir. Ölüm, her insan için kaçınılmaz bir son. İnsanlar, evlatlarını çok genç yaşlarda, henüz doyamadan çeşitli nedenlerle kaybedebilir. Kaza olur

A+A-

Bir insan için en büyük acının, evlat acısı olduğu söylenir. Ölüm, her insan için kaçınılmaz bir son. İnsanlar, evlatlarını çok genç yaşlarda, henüz doyamadan çeşitli nedenlerle kaybedebilir. Kaza olur, savaş olur, hastalık olur...

Bir de evladınızı devletin öldürmesini, sağlıklıyken idam edilmesini düşünün. Devrimci 78'liler isimli dernek, 12 Eylül'ün yıldönümü nedeniyle İstanbul'da “Utanç Müzesi” isimli bir sergi açtı. Utanç Müzesi'nde 12 Eylül döneminin acı anıları sergileniyor.

12 Eylül askeri darbesinin ardından Türkiye'de 650 bin kişi gözaltına alındı. Askerin yasalarına göre, insanlar 90 gün sorgusuz sualsiz, hiç kimse ile görüştürülmeden gözaltında tutulabiliyordu. İşkence vardı. İnsanlık onuruna aykırı her türlü muamele vardı. Mahkemelerde hukuka aykırı idam kararları alındı. Cuntacılar “Asmayalım da, besleyelim mi” zihniyetinde olduğu için bu kararlar apar topar infaz edildi. O yıllarda 50 kişinin hayatı darağacında son buldu. İdam edilenlerin 18'i sol örgüt davalarından, 8'i ise sağ örgüt davalarından yargılanmıştı. 23'ü diğer suçlardan, 1'i ise Ermeni Terör Örgütü Asala davasında yargılanan hükümlüydü.

Anne Aysel Yukarıgöz, ziyarete gittiği Utanç Müzesi'nde, 29 Ocak 1983 tarihinde İzmit Cezaevinde idam kararı infaz edilen oğlu Ramazan Yukarıgöz için hazırlanan bölüme gelince gözleri dolmuş, fenalaşmış.

29 Ocak 1983 tarihinde İzmit cezaevinde sol örgüt davalarında yargılanan Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan, Mehmet Kambur ile Ramazan Yukarıgöz için idam kararları infaz edilmiş. O gece, Aysel Hanım'ın evinin kapısını çalmışlar, oğlunun idam edildiğini tebliğ etmişler. Oğlunun idam öncesi annesine yazdığı son mektup Devrimci 78'liler Federasyonu'nun çabalarıyla ancak 2009 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan alınıp annesine teslim edilebilmiş.

Acılı anne, devletin idam ederek yanından aldığı oğlunun giysilerini, anılarını da 31 yıl sonra görüyor. “Onları asanlar yargılanmadan ölmeyeceğim” diyor.

Türkiye için 12 Eylül 1980 darbesi, tarihe düşen büyük bir utançtı. Ama aradan geçen 31 yıl boyunca, bu darbenin hesabının sorulmaması, o üç yıllık dönemde yapılan haksızlıkların hesabının sorulmaması, sorumluların yargılanmaması çok daha büyük bir ayıp olarak devam ediyor…

İlkokulların önündeki minibüsleri sayın

İlköğretim okulları ile orta dereceli okullarda yeni eğitim yılı gelecek hafta, 19 Eylül'de başlayacak. Ancak dün ilköğretim okullarına yeni adım atan 1 nci sınıf öğrencileri için ders yılı başladı.

Çok açık bir kural var: Her aile, çocuğunu kendi ikamet ettiği mahalledeki en yakın ilköğretim okuluna göndermek zorunda. Ama bizim şehrimizde bu kural yıllardır uygulanmıyor. Torpille, sahte belgelerle, okul derneğine yapılan yüklü bağışlarla, isteyen aile, çocuğunu istediği okula yazdırabiliyor.

İçinde bulunduğumuz hafta boyunca, İzmit şehir merkezindeki okulların (Ulugazi, 50 nci Yıl, Hızır Reis) önüne gidip, yetkililer tespit yapmalı. Ara sınıflardaki öğrenciler için fazla bir şey söyleyemezsiniz. Çocuk okula başlarken aile o bölgede oturuyor, sonra taşınmış olabilir. Ama bu bir hafta sadece 1 nci sınıflar okula gelecek. Bakın bakalım kaç çocuk, kaç minibüsle başka yerlerden şehir merkezindeki okullara taşınıyor.

Kurallar uygulanmak için konulur. Ama özellikle İzmit'te pek çok kural hiçe sayılıyor. Bu nedenle bu kentte eğitim de çürük, trafik de bozuk.

Pet şişe tartışması...

Fatih Altaylı’nın Haber Türk gazetesindeki yazısı önemli bir tartışma başlattı. Altaylı çok önemli bir tıp profesörünün pet şişelerden içtiğimiz suların sigaradan daha ciddi kanser riski oluşturduğunu söylediğini yazmıştı. Dün de aynı gazetede haberin devamı vardı. Yazıyı okuyup telaşlananlar “Cam şişede su satılmıyor ki, ne yapacağız” diye soruyorlardı.

Gerçekten de artık cam şişede su bulmak olanaksız. Bundan 20 yıl önce pet şişe kavramı yoktu. Sonra yavaş yavaş petrol türevi bu ambalaj hayatımıza girdi. En son sadece lokantalarda cam şişeler kalmıştı, artık oradan da kalktı.

Konuyu ortaya atan profesörün söylediğine göre dolum tarihinden itibaren 15 gün sonra pet şişe kimyasal reaksiyona giriyor ve kanser riski oluşturuyor. Büyük damacanalar ise yeniden kullanıldığı için ilk günden itibaren tehlikeli.

Satın aldığımız şişe sularının üzerinde son kullanma tarihi, imalat tarihinden itibaren bir yıl olarak gözüküyor. Ama bu işin uzmanı bir hekim 15 günden fazlasının riskli olduğunu söylüyor.

Sağlık Bakanlığı sigara konusunda çok radikal adımlar atmıştı. Bu pet şişe konusuna da el atması gerekir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.