• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Kocaeli 34 °C

Üzüm hoşafı ile kazanılan zafer

İsmet ÇİĞİT
Bugün 30 Ağustos… 
Bu vatan toprakları üzerinde yaşayan, bu devletin vatandaşlık kimliğine sahip olan herkesin  hiç değilse birkaç dakika oturup, kendisiyle vicdan muhasebesi yapması gereken çok önemli bir gündür bugün.. 
Eskiden 30 Ağustos’lar, Türk Silahlı Kuvvetlerini yağlama-ballama günleriydi. Hele ülkenin askeri darbelerle ya da ara rejimlerle yönetildiği, halkın seçtiği siyasetçilerin hiç kıymet-i harbiyesinin olmadığı dönemlerde, 30 Ağustos’larda kim askere, Türk Silahlı Kuvvetlerine daha fazla yağ çekecek diye herkes birbiriyle yarışırdı. 
Şükürler olsun ki artık öyle değil.. Bu millet, bir demokraside, bir Cumhuriyet’te hiçbir şahsın ya da zümrenin halkın kendisinin üzerinde olamayacağını, hiç kimsenin halka emir, direktif veremeyeceğini kavramaya başladı. 
Demokrasilerde özne halktır.. Ülkeleri, halkın seçtiği  siyasetçiler yönetir.. Halk kimi isterse, kimi tercih ederse, ülkeyi yasalar ve Anayasa sınırları içinde kalarak yönetme görev ve sorumluluğu o kişilerin elindedir. Gün gelir, halk verdiği yetkiyi geri alır, bir başkasına verir.. Asker de,  halkın seçtiği sivil idarecilere bağlıdır.. 
Önemli olan Kışla’ya siyaset sokmamak, Kışla’nın siyasete girmesine, kendi işini bırakıp ülkeyi yönetmesine boyun eğmemektir. 
……….
Türkiye’nin AKP iktidarları döneminde bu açılardan önemli mesafe aldığını kabul ediyor ve bunu takdirle karşılıyorum. Şimdiki gençler bilmiyor; bizim kuşağın ömrünün önemli bölümü askeri yönetimler veya askeri yönetimlerin vesayeti altındaki ara rejim yönetimleri ile geçmiştir. Özellikle gençler iyi bilmelidir ki, en kötü sivil yönetim; en iyi askeri yönetimden çok daha değerlidir. Hiç değilse, sivil yönetimleri günün birinde seçim sandığına giderek değiştirebilirsiniz. Askeri yönetimler, kendi istedikleri zaman giderler.. 
Evet, bugün 30 Ağustos.. Bugün ulusça kendimizle övünme hakkımızın olduğu Cumhuriyet tarihimizdeki en önemli günün yıldönümüdür. 
Tarihimizde pek çok zafer, üzerine destanlar yazılabilecek pek çok büyük askeri başarı vardır. Taa 1071’e, Alparslan’ın Malazgirt’ten Anadolu’ya girişine kadar dönüp baktığımızda,  tarihimizdeki bu büyük zaferler kadar, çok büyük yenilgiler, hüsranlar, çok büyük haksızlıklar da görebilirsiniz.. 
30 Ağustos, topyekün bir ulusun zaferidir.. Osmanlı’nın bittiği, çöktüğü, her açıdan tükendiği bir dönemde, fakir ve bitap düşmüş bir toplumun, vatanı işgal eden emperyalistlere karşı  başlattığı büyük mücadelenin taçlandığı günün zaferidir.. 
Yüce Tanrı’nın bu milleti ne kadar çok sevdiğinin ve kolladığının en güzel örneği, o dönemde bu ulusun önüne Gazi Mustafa Kemal gibi bir önderi çıkartmış olmasından bellidir. 
………..
Silah yok, cephane yok.. 
Uçak yok, tank, top yok.. Vatan topraklarına emperyalistler girmiş, kendi aralarında paylaşmışlar. Ülkede otorite yok. Yönetim yok.. Osmanlı’nın eli kolu bağlanmış.. 
Millet, arka arkaya kaybedilen savaşlarda bitap düşmüş.. Bırakın savaşmayı, ayakta duracak gücü kalmamış.. 
Ama bu milletin bağrından çıkan, bu milletin esir düşmesine  isyan eden bir Gazi Mustafa Kemal var.. Çıkıyor Anadolu’ya örgütlüyor  ulusu.. Hani bir tekerleme son zamanlarda siyasetçilerin ağzından düşmüyor ya:
“-Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Gürcü  hep birlikte bu vatanı kurtardık, kurduk” diyorlar ya.. Tarihimizdeki belki de en doğru değerlendirmelerden biri budur.. 
Bu vatan toprakları üzerinde yaşayan çok farklı ırklardan bütün insanlar, salt vatan sevgisi, özgürlük anlayışı ile bir araya geliyor, Gazi Mustafa Kemal’in etrafında kenetleniyorlar.
Askerin ayağında bırakın botu, çorap yok.. 
Askerin tayını yok.. Orduya bu Kurtuluş Savaşı mücadelesi döneminde genellikle günde iki gün sadece Kuru Üzüm Hoşafı verilebiliyor. Ama o ordu, Başkomutan’ın “Ben size ölmeyi emrediyorum” emrini tereddütsüz kabul ediyor. Tüfeğinde mermisi kalmamış olsa bile, süngüyü takıyor, bile bile ölüme koşarak düşmanın üzerine atılıyor. 
Sonuç; 30 Ağustos 1922’de  bu vatan topraklarını işgal eden emperyalistlerin son kırıntıları, Ege’den denize dökülüyor.. 
……….
Bir büyük destandır Türk ulusunun Kurtuluş Savaşı.. 
Dünyanın görüp görebileceği en büyük kahraman, en ulu önderdir Gazi Mustafa Kemal.. 
Savaşı, 23 Nisan 1920’de kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi kazanmıştır. Türk ulusu kazanmıştır..  
Ayağında çorap, tüfeğinde mermi olmayan, ama yüreğinden iman ve vatan sevgisi fışkıran  çok  erdemli bir ulusun zaferidir 30 Ağustos.. 
Ne terör yıkabilir bizi. Ne  iç ve dış düşmanların entrikaları.. Biz, bu vatan toprakları üzerinde yaşayan bütün bireyler olarak birbirimize et ve tırnak gibi bağlıyız.. 
Hepimizin ortak değeri, Ay yıldızlı, kan kırmızısı bayrağımızdır.. Ülkenin kötü yönetildiği, ülkede sanki birikmiş sorunların hiç çözülemeyeceği gibi bir karamsarlığın hakim olduğu dönemler olabilir.. 
Ama biz, hepimiz kardeşiz.. Bugün girin biraz ruhunuzun derinliklerine.. Biz, savaşmak gerektiği zaman ölümün üzerine yürüyen, ama yüreğinin derinliklerinde her zaman barış ve kardeşlik kavramlarını büyüten  insanlarız.. 
Atalarımız, günde iki öğün kuru üzüm hoşafı ile Kurtuluş Savaşını kazandı, 30 Ağustos 1922’de emperyalistleri denize döktü. Dünyadaki bütün mazlum milletlere örnek, umut oldu.. 
Şimdi bu nesil, Hünkar Beğendi’ye, Saray Sarma’ya teslim olup, boyun mu eğecek?
Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37