1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Vali Bey’in ziyareti
Vali Bey’in ziyareti

Vali Bey’in ziyareti

Yaklaşık 30 yıldan beri, bu kentte gazetecilik yapıyorum. Üstelik, öyle sıradan gazeteci hiç olmadım. Çok genç yaşlardan itibaren Kocaeli yerel basınında zirvedeki gazetenin yöneticisi, başy

A+A-

Yaklaşık 30 yıldan beri, bu kentte gazetecilik yapıyorum. Üstelik, öyle sıradan gazeteci hiç olmadım. Çok genç yaşlardan itibaren Kocaeli yerel basınında zirvedeki gazetenin yöneticisi, başyazarı olarak çalışma imkanı buldum.

Bu nedenle, benim istediğimden çok daha geniş boyutlarda Kocaeli Valileri ile muhatap olmak, görüşmek zorunda kaldım. Vali Ercan Topaca ilimize gelene kadar, Kocaeli’de görev yapan valilerin hepsi yaş olarak benden büyüktü. Bazı valilerle öyle samimi olduk ki,  birbirimize hitap ederken, “Bey” sıfatını bile kaldırdık. Benim “Abi “ diye hitap ettiğim valiler vardı.

Ben siyasi tarz olarak her zaman devletçi olmuşumdur. Devletin önemine, devletin ciddiyetine, düzgünlüğüne inanırım. Bu nedenle, siyasetçileri çok sık-ya da yerli yersiz- eleştirsem de, devlet görevlilerine karşı otomatik bir koruma refleksi içinde oldum.

Bunca süre içinde çok vali tanıdım. Benim hiçbir validen, hiçbir talebim olmamıştır. Hatta bana doğrudan, “Başvuru yap, sana silah ruhsatı verelim” diyen Valiler oldu. “İstemem, benim silah taşımaya ihtiyacı yok” demişimdir.

Sayın Topaca’ya kadar olan valilerle ilişkim, hep Valilerin ilimize başlamasından bir süre sonra bana telefon açıp, “İsmet Bey, hele bir makama kadar gel de çay içelim, tanışalım” çağrısı ile başlamıştır. Bugüne kadar hiçbir Kocaeli Valisi’ni, “Aman yeni vali gelmiş,  gideyim, ziyaret edeyim de tanışayım” olmadım. Ama çağırıldığımda, bunu devletin bir çağrısı kabul edip, her defasında gitmişimdir.

Geçmişte, Sayın Nehrozoğlu ile, Sayın Memduh Oğuz ile, Sayın Gökhan Sözer ile çok samimi oldum. Sayın Kemal Önal ile, deprem sonrası Irak’tan gelen 10 milyon dolarlık bağışla depremzede evleri modelini birlikte yaptık.

Valilerle ahbap olmak, yakın olmak, samimi olmak, benim için zaman kaybı olmuştur. Benim valilerden bir talebim olmadı, olmaz. Devletin valilerinin ağzı sıkıdır, bir saat konuşsanız, bir tane manşet haber çıkmaz.  Bu yüzden, Valilerle samimiyet özellikle son yıllarda bana zul gelmeye başladı.

Sayın Topaca ilimizde göreve başladıktan sonra, bir Nihat Ergün’ün basın toplantısına, bir de Sayın Topaca’nın düzenlediği kahvaltılı toplantıya katıldım. Bunlara da katılmasam çok ayıp olacaktı. Özel olarak tanışmaya gitmedim. Ama yakın bir zaman içinde “Makama çağırılmayı” bekliyordum. Öyle sanıyorum, benim dışımda ilimizdeki bütün gazeteciler Sayın Vali ile tanışmaya gitmişlerdi.

Çarşamba günü sabah saatlerinde Valilik Özel Kalem’den aradılar. “Sayın Vali sizi ziyaret etmek, bir çayınızı içmek istiyor” dediler.

“Başımızın üstünde yeri var, onur duyarız” dedim. Bir süredir, benim ofisim gazete ana binasında, yazı işlerinin içinde değil. Gazete binasına gittim, küçük süs havuzu önünde oturup, Sayın Vali’yi bekledim. Tam randevu saatinde-10. 30’daydı- Vali Bey geldi. Karşıladım. Giriş katında Ruşen Hakkı ve Ruhan Odabaş ile tanıştırıp, yazı işlerine çıktık.

Metin Karan’ın masasının önünde iki sandalyeye oturduk. Vali Bey, sabah kahvesi istedi. Topaca, öyle peşinde çok sayıda adamla dolaşan Valilerden değil. Baş başa oturduk. Son derece samimi bir görüşme oldu.

Sayın Vali’ye-takıntılı olduğum konulardan biridir- Sapanca yolunu sordum. Su boru hattını taşıması gereken Tüpraş’a 3 Kasım’a kadar süre verdiklerini söyledi, “Müteahhit ile sorunumuz yok. Güzergahtaki yer altı hatları deplase edilsin, yol inşaatı hızlı gidecek. Ama bitmesi sanırım mayısı bulur” dedi. Anladım ki, Sayın Vali’ye bu yolun duble olmasından daha çok Suadiye, Derbent kavşaklarındaki büyük sorun anlatılmamış. Bu konuyu bilmiyor.

Havaalanını sordum. Bakan Ergün’ün bu konuyla yakından ilgilendiğini, Başbakan’ın haberdar olduğunu, askeri yetkililerle sorun bulunmadığını anlattı. Cengiz Topel Havaalanının önümüzdeki yaz kesinlikle sivil ulaşıma açılacağını söyledi.

Vali Topaca, her konuyu açıklıkla sormayı cesaretlendirecek bir hava yaratıyordu. İşletmecinin boşalttığı Tarihi Gar binasının geleceğini sordum, “Alkolsüzleştirecek misiniz?” dedim. Sayın Vali, ilimizin hem kaliteli restaurantlara, hem kaliteli otellere ihtiyaç duyduğunu, iyi bir markanın, güven veren bir işletmecinin gelmesi halinde, Gar tesislerini kiralayacaklarını, alkolle ilgili bir sıkıntılarının olmadığını söyledi. Ama önemli bir ekleme yaptı:

“-Ben oraya gittim, baktım. Valilik olarak bizim rahat bir çalışma yerine ihtiyacımız var. Eski Gar Tesislerini valilik için ikinci bir makam yapabiliriz” dedi. Bu konuyu Bakan Ergün’e de açmış, danışmış,. Şakayla karışık Ergün, “Benim de şöyle rahat bir makama ihtiyacım var. Yer müsaitse bana da yap” diyerek, onay vermiş. Benim anladığım kadarıyla, eski Gar Tesisleri yakında Kocaeli Valiliğinin çalışma makamı olacak.

KYÖD baskını konusunu açtım. Sayın Topaca çok samimi açıklamalar yaptı. O gece evde çalıştığını, çok yüksek sesli müzikten rahatsız olduğunu anlattı, “Gece saat 23. 00’e kadar bekledim. Ben sesin nereden geldiğini bilmiyorum. KYÖD’ün statüsünden de haberim yok. Konutun kapısındaki polisleri aradım, şu müzik sesi ile ilgilenilsin. Polisi arayın, nereden geldiğine baksınlar dedim. Hafta içi gündü. Ertesi gün insanlar işe, çocuklar okula gidecek. Saat 23. 00’de susturulsun istedim” dedi.

Topaca, “Polisler sesin KYÖD’den geldiğini belirlemiş. Aslında terasa çıkılmadan önce, yarım saat kadar dernek yönetim odasında tartışma yaşanmış. Oraya giden polisler, çok beyefendi, iyi niyetli insanlardı. Rutin olarak ruhsat, canlı müzik izni sormuşlar. Hiç biri yok. Bir de insanlar gelip, kafa tutmuşlar. Polislerin yüzüne baka baka, valiye, emniyet müdürüne sövmüşler. Polisler de çıkıp, müziği susturmuş. Ben aslında müzik kesilip, 10 ncu Yıl Marşı’nı duyunca, bu işte bir tuhaflık olduğunu anladım. Ama hiçbir art niyet yoktu. KYÖD’e özel muamele yoktu. Bu konu kentte tartışılırken, CHP il başkanının beyanlarını yadırgadım” dedi.

Sayın Vali ile sohbet, çok samimi, çok hoş gelişti. Topaca, “Ben işini doğru yapmayana karşı otoriter, disiplinliyimdir. Vali, hükümetin temsilcisidir. Hükümet programını, bakanlık faaliyetlerini uygular. Bu manada hükümetin valisiyim. Benim de siyasi görüşüm var. Ama görevimi yaparken, siyasi görüşüm önemli değildir. Ercan Topaca olarak aman vali kalayım, ben başka bir iş yapamam diye bir kaygım da yok. Herkese eşit mesafedeyim. Ama benimle ilk randevusunda silah ruhsatı isteyen siyasetçilere, ikinci randevuyu biraz geç veriyorsam, bana kızmaları anlamsızdır” dedi.

Vali Topaca ile, gazetenin yazı işlerinde, herkesin ortasındaki sohbet 40 dakika kadar sürdü. Kahveler içildi, Sayın Vali’ye aşağıya kapıya kadar geçirdim. Vedalaşırken durdu, asıl vermek istediği mesajı orada verdi:

“-İsmet Bey, Serdar-Yenidoğan bölgesinde büyük sıkıntı var. Burada yaşanan son olaydan sonra ben de gittim, insanlarla konuştum. Bölge hala gergin. Karakol kurmanın ötesinde bir şeyler yapmamız lazım. Orada tespit ettim ki, bölge insanları, sizi, sizin gazetenizi okuyor, güveniyor, itibar ediyor. Serdar-Yenidoğan bölgesi ile ilgili özel ve önemli projelerimiz var. 10 gün içinde olgunlaşacak. Bunları sizin aracılığınız ile duyurmak isterim”

Memnuniyetle dedim. Onur duyarız, üzerimize düşeni yaparız. Şimdi Sayın Vali’den Serdar-Yenidoğan bölgesi ile ilgili yeni ve özel planını bekliyoruz. Edindiğim izlenim şudur ki, Sayın Topaca ile ilimizde görev yaptığı süre içinde, mesafeli ama, iyi geçineceğiz.

Bu haber toplam 1145 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.