1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Vali, Ceyhan ve Doğan bugün İsmetpaşa’da
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Vali, Ceyhan ve Doğan bugün İsmetpaşa’da

A+A-
Kocaelispor yönetimine ve taraftarlarına bir müjdem var. Bizim grup lideri takımımızın bugün İsmetpaşa Stadında oynayacağı Arnavutköy maçına, il protokolünün en üst kesimi de gelecek.
 
Kocaelispor, bu kentte çok ihmal edildi. Yalnız bırakıldı. Düşsün, yok olsun istendi. Ama biz bir avuç Kocaelispor gönüllüsü takımımızı, bayrağımızı ayakta tuttuk. Amatör kümeye kadar düşsek de bu kentte bir Kocaelispor gerçeği bilindiğini herkese gösterdik. 
Bugün saat 13.30’da başlayacak Kocaelispor-Arnavutköy maçına Vali Hasan Basri Güzeloğlu, AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan da gelecekler. Çok uzun bir aradan sonra, İsmetpaşa Stadının Şeref Tribününde kentin valisi bulunacak. Bu önemli bir aşamadır. Şunu memnuniyetle gördüm ki, AK Partililer artık kendileri açısından Kocaelispor düşmanlığının bir yarar getirmeyeceğini gördüler. 
Bizim de geçmişi biraz unutmamız lazım. Bugün, Kocaelispor taraftarlarının Vali’ye, AK Parti İl Başkanına ve özellikle İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’a özel bir sempati göstermesini, onları biraz onurlandırmasını rica ediyorum. Sevsek de, sevmesek de kabul etmek zorundayız ki, bu kenti ve ülkeyi daha uzun süre AK Parti yönetecek. Ben eminim, çok uzak olmayan bir zaman sonra, Bakan Fikri Işık, Büyükşehir Başkanı Karaosmanoğlu da Kocaelispor maçlarına gelecektir. Bizim derdimiz, bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalı.  AK Partililer, Kocaelispor konusunda hata yaptıklarını anlamaya başladılar. Kocaelispor’a destek veriyormuş gibi gözüken diğer partilerin yetkilileri de emin olun çok samimi değiller. Ne yaptı Saffet Sancaklı?.. Ne yaptı Hidayet Akar, nerede yıllardır Sefa Sirmen?.. Bugün Vali’nin, iktidar partisi il başkanının ve İzmit Belediye Başkanı’nın birlikte Kocaelispor maçına gelecek olması, Yeşil-Siyahlı camianın dik duruşundan kaynaklanan önemli bir kazanımdır. Onları itmek yerine yanımıza çekelim. Kocaelispor’un menfaatleri de bunu gerektiriyor.
Tuzla’yı gördüm, ağzım açık kaldı 
Geçtiğimiz haftalarda bizim 4 ailelik (8 kişi) kafile ile gerçekleştirdiğimiz 2 günlük Bursa seyahatini ballandıra ballandıra anlatmıştım. Bu ekip artık yerleşti. Geçen pazar günü, Ahmet Kobak yine o emektar Mitsubishi minibüsünü aldı, bizleri evden topladı, günü birlik İstanbul Tuzla’ya götürdü. 
Artık Ahmet Kobak’ın minibüsünde herkesin oturma yeri bile belli. Önde şoför Ahmet Kobak’ın yanına, içimizdeki en büyük olan Fikret Efe oturuyor. Şoförün arkasındaki  tek kişilik koltuk Ahmet Küçükörs’ün..O’nun arkasındaki ikili koltukta  Belgin Küçükörs ile Handan Kobak oturuyor. Hani, otobüs veya minibüsle seyahate çıkan gruplarda en haylaz, çaktırmadan sigara içenler en arkaya oturur ya.  Arkadaki üçlü koltuk, Nesrin Abla (Efe), eşim (Ayşen) ve bana ait.. 
Sürücümüz ve organizatör Ahmet Kobak, nostalji olsun diye Tuzla seyahatini otoyoldan değil, D-100’den gerçekleştirdi. Güzel havada Derince-Çiftlik-Hereke derken yaklaşık 1 saat sonra Tuzla’ya vardık. 
Bizim ilimizin sosyete bölgesi Bayramoğlu’na komşu olan Tuzla, öteden beri İstanbul’un elit ailelerinin yazlık sayfiye yeri olarak kullandıkları, çok sayıda villanın, modern sitelerin bulunduğu bir yerleşim alanıdır. Aynı zamanda rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in evi de bilinir. 
İstanbul’un en nezih, en güzel balık lokantalarından biri (Mercan) burada olduğu için, eskiden sıkça giderdim. Uzun süredir Tuzla’ya gitmemişim. Ahmet Kobak, bizi doğruca sahile indirdi. Tuzla Belediyesi de Ak Parti’li.. Sahilde bir marina yapmışlar. O Marinanın çevresinde  bir  AVM.. Biz, Seka Park’ı  sahil düzenlemesi sanıyoruz. Biz bu şehirdeki binaları AVM sanıyoruz. Tuzla Marina’da Via Port düzayak bir AVM alanı yapmış ki, şaşarsınız. Bütün markalar var. Çok geniş bir arazi, her yerinden Venedik usulü dere geçiyor. Su yolu üzerinde 5-10 metre aralıklarla ahşap köprüler. Alanı baştan başa dolaşan su yolu üzerinde gezi amaçlı küçük gondollar. Ağzım açık kaldı. Yapan neler yapıyor. Her sosyal sınıftan, her yaşam biçiminden binlerce insan.. Ortalık cıvıl cıvıl.
Bir saat kadar Via Port’ta kaldık. Alışveriş yapmadık. İzmit markası olan Özsar’ın kuruluşu Alaçatı Muhallebicisi iki büyük dükkan kurmuş. Görünce hoşuma gitti. Kobak, bizi buradan aldı. Tuzla Merkez’e götürdü. İçkili balık lokantaları, içkisiz balık lokantaları yan yana. Kimse kimseye bakmıyor. Biz, sahildeki en salaş görülen, tahta sandalyeler üzerine oturulan küçük-ama alkollü- dükkanı tercih ettik. Balıkhane isimli bir mekan. 8 kişi.. 5’imiz kılıç şiş, 2 kişi istavrit, bir kişi sarıkanat yedi. Her çeşit meze,  bir büyük rakı. 8 kişiye gelen hesap,  450 TL. Sigara içmek serbest. 
Dönüşte hava kararmıştı. Uzun uzun düşündüm. Biz İzmit’i kaybettik. Yanıbaşımızdaki Tuzla’yı görünce bunu daha iyi anladım. Seka Park’ta neden bir tane alkollü mekan yok diye sorduğum zaman, AK Partili dostlar bana kızıyor, “İstediğin her yerde var. Neden Seka Park diye tutturuyorsun” diyor. Bu bir yaşam biçimi. Bir kültür göstergesi. Biz bu şehirde ayrıştık. İçki içenler ile içmeyenler aynı semte bile giremiyorlar. Bizim AVM’lerimiz de, lokantalarımız da herşey çok fazla ticari.. Yanıbaşımızdaki Tuzla, almış yürümüş.. Biz burada marinamız var, AVM’lerimiz var, Seka Parkı’mız var diye kendimizi kandırıyoruz. 
Tavsiye ederim.. Tuzla’ya gidin, şaşıracaksınız. Bir de tanıyorsanız, Ahmet Kobak’a söyleyin, her fırsatta beni gezdirsin. Ben de size anlatayım. 
DP İl Başkanı: “Dayanacağız”
Sağolsunlar; bu kentteki her siyasi görüşen insanın bu gazeteye, bize inancı, güveni ve sempatisi var. Bizim kapılarımız da herkese açık. Geçen gün, Demokrat Parti İl Başkanı Mustafa Nazlıgül yeni binaya nezaket ziyareti yaptı. Sayın Nazlıgül ile ilk kez tanıştık. 
DP İl Başkanına, “Size hem şaşıyor, hem takdir ediyorum. Bu siyasi ortamda, bu kadar umutsuz bir durumda nasıl ayakta kalabiliyorsunuz?” dedim.  Sayın Başkan, “Ülkenin günün birinde bize ihtiyacı olacağını görüyoruz. Elbette işimiz çok zor. Ama direniyoruz” dedi. 
DP, son yıllarda ilimizdeki teşkilatlarında arka arkaya çok değişiklik yapmak zorunda kaldı. Kuşkusuz DP, ülkemizde ve ilimizde en eski, en köklü siyasi misyonlardan biri. Ama  bu partinin pekçok mensubu, hatta bu siyasi misyon sayesinde adam sınıfına girmiş pekçok kişi, kolay yolu tercih edip, iktidar partisine aktılar. Bir avuç insan, DP tabelasını ayakta tutmaya çalışıyor. 7 Haziran’da DP ilimizde 1850 oy almış. 1 Kasım’da biraz daha eksilmiş,  1546 oy almış. İl Başkanı, “Bu tablo bizde yılgınlık yaratmıyor. Hala bu kentte çok yüksek potansiyelimizin bulunduğunu biliyoruz. Kendilerine iktidar partisine atan arkadaşlarımızın yolu açık olsun. Biz bir avuç insan da kalsak, günün birinde bu kentin, bu ülkenin bize ihtiyaç duyacağına inanarak partimizi ayakta tutacağız” dedi. 
Küçük partilerde ısrarla ve inançla siyaset yapan insanları gerçekten her gördüğünüz yerde kutlamak gerekiyor.
DUVAR YAZISI 
Bugün Sayın Vali maça gelecek. 
Kocaelispor’un büyüklüğünü
gösterelim de, bundan sonraki 
her maçta desteğini 
yanımıza alalım. 

Kösem, Hürrem’i döver
Kurtlar Vadisi’ni 3 sezon önce bıraktıktan sonra, televizyonlarda yerli dizi izlemez olmuştum. Kesinlikle sinema filmi fanatiğiyim. Çok fazla film izlerim. Ama yerli dizilerin çok büyük bölümü, bana  boş geliyor. Oyuncular yetersiz, prodüksiyonlar zayıf.. Çok gereksiz yere konuların uzatıldığı, çok değersiz yapımlar ekranları dolduruyor.
Bu sezon, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”a başladım. 2-3 bölüm sonra, bir maçın canlı yayınına rastladı, bıraktım. Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan dönemini anlatan “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin, yeni versiyonu  “Kösem”i heyecanla bekleyenlerdendim. 
Osmanlı tarihine çok meraklıyımdır. Çok okurum. Osmanlı’da Kanuni Sultan Süleyman, elbette en önemli padişahlardan biri. Çok uzun süre tahtta kalmış, yasalar yapmış. Şimdi yeni dizide hayatını izlediğimiz 1 inci Ahmet de, neredeyse Süleyman kadar değerli ve önemlidir. Süleyman ile Ahmet arasında büyük benzerlikler de var. Ahmet de devlet işleriyle çok ilgilenmiş. Üstelik Osmanlı tarihinde, Süleyman’dan sonra bir kadınla resmen evlilik yapan 2 nci Padişah.. Yine Ahmet, Osmanlı hanedanında kardeş katline son veren kişi olarak tanınıyor.
İlk dizide izlemiştik. Hürrem Sultan’ın Süleyman üzerinde büyük etkisi vardı. Şimdi, Kösem Sultan zamanını izliyoruz. Aslında bu dönem, Sarayda pekçok kadının aynı anda güç mücadelesine tanık olmuş. İlerleyen bölümlerde göreceksiniz. Kösem, Hürrem’e rahmet ettirecek. Aynı çağda yaşasalarmış, Kösem, kesin Hürrem’i dövermiş.
1 inci Ahmet dönemi, Sipahilerin, Yeniçeri i’nin sık sık ayaklandığı, saray entrikalarının doruğa çıktığı dönem. Yapımcı Timuçin Savcı (TİMS Prodüksiyon) yine büyük iş yapmış. 1 nci Ahmet için 29 yaşındaki yüzü dizilerde eskitilmemiş Ekin Koç seçimi çok uygun. Kösem Sultan’ı ilerleyen bölümlerde Beren Saat oynayacak.  Mehmet Kurtuluş (Derviş Mustafa) çocuk oyuncu Alihan Türkdemir (1 inci Mustafa), Mete Horozoğlu (Zülfikar Ağa) çok başarılı. Osmanlı elbette bizim atamız. Onlarla övüneceğimiz çok konular var. Ama Muhteşem Yüzyıl dizilerinde de izliyoruz ki- hepsi tarihi gerçeklerdir- Osmanlı’da çok yanlışlar da var. 1 inci Ahmet dönemi çok uzun değil. 14-15 yıl. Sultan için acılarla dolu. Babaannesi ayrı, anası ayrı, karısı ayrı telden çalıyor. Eminim, bu dizi de birkaç sezon devam edecektir. Kösem’in, Hürrem’den daha çok ilgi göreceğine inanıyorum. Çünkü 1 inci Ahmet dönemi, Kanuni Süleyman döneminden çok daha ilginç.
Mahsun’dan “Mucize”
Hep söylüyorum; fena halde film manyağıyımdır. Yerli yabancı, savaşlı aşklı, romantik dramatik ne bulsam izlerim. Pekçok filmi izlerken, kendimi yönetmen koltuğuna oturturum. Planları sayarım. Yönetmenin ne yapmaya çalıştığını anlamak için düşünürüm.
Her gün ortalama iki sinema filmi izlediğimi söyleyebilirim. Bu ülkede haber bülteni izleyeceğinize, yerli dizi izleyeceğinize film seyredin, çok daha iyidir. Bu kadar film hastasıyım da,  hiç beleş film izlemem. Çevremde bilgisayar düşkünü pekçok kişi var. Filmleri ücretsiz indirip, izliyorlar. Hiç yapmadım. Ya sinemaya gider parasını öderim; ya aylık ödentileri olan paralı platformlardan film izlerim. 
Artık kış sezonu geldi. Çarşamba günleri hafta tatilimde, eşimle sinemaya gitmeye bayırız. Hala bu şehirde doğru dürüst bir sinema yok. Ama nasıl olacak?. Doğru dürüst sinema seyircisi de yok. Eşimle Çarşamba günleri gündüz seansında pekçok filmi ikimiz koca salonda başbaşa izlemişizdir. Bu hafta Cem Yılmaz filmine gitmeye niyetlendik. Ama kendimize uygun seans saati bulamadık. Geçenlerde televizyonda yayınlanmış. Önemli bir maçla çakıştığı için ben izleyememiştim, evde kayda almışlar. Mahsun Kırmızıgül’ün Mucize isimli filmi. Evde oturup, onu izleyelim dedik. Mahsun Kırmızıgül malum, 1969 Diyarbakır doğumlu, Zaza kökenli türkücü. Mahsun’un daha önce çektiği  “New York’ta Beş Minare”, “Beyaz Melek”, “Güneş’i Gördüm” isimli filmleri de izlemeye başlarken küçümsemiş, sonra kendimden utanmışım.  
Ama bu son filmi, gerçekten bir Mucize.. Mahsun, Mert Tarak diye bir genç yetenek bulmuş. O’na Güneydoğuda dağ başında bir köyün delisi Aziz rolünü vermiş. Adam Oskar’lık oynamış. Filmde güneydoğudaki dağda bir Zaza köyünün kendine has geleneklerine uygun bütün ritüelleri görebiliyorsunuz. Müthiş bir senaryo.. Müthiş görüntüler.. İnsanı ekrana bağlayan olağanüstü bir konu. İnsanlık dersi.. 
Bir kez daha “Helal olsun Mahsun” dedim. Tavsiye ederim, bir yerden bulun, Mucize’yi izleyin.. Belki Güneydoğu’yu, Zaza kültürünü daha iyi anlar, tanırsınız.
Ercan’da köpekler gelip koklar
Kartepe Belediyesi, ilçedeki muhtarlar için Kıbrıs gezisi düzenlemiş. 25 muhtar, birlikte KKTC’ye uçuyor. İçlerinden Nusretiye Köy Muhtarı Turan Yıldız, Ercan Havaalanından KKTC’ye girmek üzereyken, üstünde 2 gram esrarla yakalanıyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ülkeye uyuşturucu girişi konusunda çok duyarlıdır. Sadece Türkiye’den kalkan uçakların inebildiği Lefkoşe Ercan Havaalanında uçak yolcuları inip, geniş salonda ülkeye giriş için polis kulübeleri önüne geldiğinde salona narkotik polisleri özel eğitilmiş narkotik köpekleri ile girerler. Bir hayli iri ve korkunç görünümlü olan köpekler, ülkeye giriş yapmaya hazırlanan yolcuların arasında serbest bırakılır. O köpekler herkesin üstünü, ayaklarını, çoraplarını koklar. Bizim ülkemizde hala bir-iki gram uyuşturucu ile yakalanmak, eğer satıcı değilseniz ceza gerektirmiyor. Ama pekçok üniversite öğrencisi barındıran, bu nedenle uyuşturucuya karşı çok duyarlı olan KKTC’de ülkeye girerken üzerinde çok az miktarda uyuşturucu bulunan bile, hemen hapse atılır. Ben çok sık KKTC’ye gidip geldiğim için, havaalanında köpekler tarafından uyuşturucu bulunan pekçok kişiyi gördüm. İlimizin Kartepe ilçesinin bir bölgesinde de esrar kullanımı hayli yaygın. Nusretiye Muhtarı Yıldız, 2 gram esrarı ticaret için götürmüş olamaz.  KKTC’ye gidenlerin dikkatli olması lazım. Her halde en fazla bir ay yatıp, döner. Ne diyelim, geçmiş olsun.
Bu yazı toplam 542 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.