1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Vapur battı!
Vapur battı!

Vapur battı!

İlkokulda okurken (1939) babam beni bir gün İstanbul’a götürmüştü. Uğur Vapuru ile gidecektik. Babamın amacı, bana vapur ile yarışan yunus balıklarını göstermekti. Değirmendere açıklarından..

A+A-

İlkokulda okurken (1939) babam beni bir gün İstanbul’a götürmüştü. Uğur Vapuru ile gidecektik. Babamın amacı, bana vapur ile yarışan yunus balıklarını göstermekti. Değirmendere açıklarından geçerken vapurun burun kısmından eğilip onların hem vapurla hem de kendileriyle yarışmalarını zevk e heyecanla izliyordum. Babam kemerimden ve belimden sıkı sıkı tutmasa onların arasına düşebilirdim.

Bu unutulmaz anı, bir masal gibi, “Bir varmış bir yokmuş”ların arasında saklar, ara sıra yaşarım.

Akşam dönüşümüzü trenle yapacağımız için, Karaköy’den Haydarpaşa’ya gidecek vapura bindik. Tüm girişte, bütün yolcuların görebileceği büyük bir tabelada (İstiap haddi 486 kişidir) yazısını okuyup, merakla babama bunun ne demek olduğunu sordum. “Oğlum, bu vapur ancak 486 yolcu taşıyabilir” dedi. Çocukluk işte, sorasım tuttu. “Peki 500 yolcu alırsa ne olur?...”

-Vapur batar oğlum!...

Son günlerdeki haberler arasında bir bilmece gibi dolaşıyor. Güney Kore’nin paslanmaz çelik üreten fabrikası acaba nereye kurulacaktı?

Eski yıllardan biliyoruz. Böyle haberler manşetlerden verilir, kentte davul zurnayla halka duyurulurdu. Şimdilerde garip bir gizleme sıkıntısı çekiliyor. Tam yerini kimseye uzunca süre duyurmadılar, bir türlü açıklamadılar. Laf aramızda sanki biraz da utanıyorlar gibiydiler.

Gırtlağına kadar fabrikalara batmış Kocaeli bölgesinin bu gidişle değil fabrika yapmak, çiçek ekmek için bir saksılık bile toprağı kalmayacak.

Koskoca Anadolu’nun her yeri fabrika beklerken, neden hep Kocaeli ve Körfez bölgesi?

Yine anılarıma gittim, geldim bir an.

1964 yılı. O günlerin valisi rahmetli Bekir Suphi Aktan, Kocaeli Yıllığı ile çok yakından ilgileniyordu. Ben de yıllığın fotoğraf bölümü ile görevli idim. Vali Aktan, bir gün Karamürsel’e giderken beni de davet etti. Vali Beyin makam aracının arkasında Karamürsel’e doğru yola çıktık. Tam Bahçecik hizasına gelince sol tarafa sapıp Bahçecik sırtlarına doğru ilerlerken yüksek bir yerde arabasından inerek, hayranlıkla Körfezi, İzmit’i izlerken öyle bir etkilendi ki, “Çok nefis bir manzara. İnsan bakmaya doyamıyor. Benim görevim süresince buralara değil fabrika, bir atölye bile kurdurmam.

Ah Sevgili Valim, ah! Ruhun kanatlanıp İzmit’in üstüne gelse de bir görse. O çocukken okuyup anlamadığım “İstihap haddi”nin ne demek olduğunu hepimiz yaşadık ve gördük. Vapur çoktaaan battı.

Demokrat Parti’nin ülkemizi tek başına yönettiği günlerde muhalefetten bir soru gelmişti:

-Hesapsız kitapsız gidiyorsunuz. Bir planınız var mı?

Cevap hemen geldi:

-Bize plan değil, pilav lazım!...

Cemal TURGAY

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.