• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 15 °C

VEFAT EDEN DİN KARDEŞLERİMİZE KARŞI SON GÖREVLERİMİZ

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Cenazeyi teşyi etmek: Cenazeyi teşyî etmek, yani arkasından mezara kadar gitmekte büyük sevap vardır. Ölen kimseyi bu ebedî yolculuğunda yalnız bırakmamak ve mezara kadar da olsa ona arkadaşlık yapmak bir vefa borcudur. Ölen bir Müslümana karşı hürmet ve saygının göstergesi olarak cenaze omuzlar üstüne alınarak kabre götürülür. Bu davranış İslam’ın insana verdiği değeri gösterir. Ancak mezarlıkların şehir dışında ve uzak yerlerde olması halinde, cenazenin arabayla taşınmasında bir mahzur yoktur.
Cenaze vakar içinde izlenmeli, cenaze ve üzüntü ortamına uygun düşecek şekilde davranmalı, gerekmedikçe konuşmamalıdır. Yapılacak iş, dua etmek, tefekkür ve tezekkür etmektir. Bu bakımdan uygunsuz şekilde davranmak, son zamanlarda görüldüğü gibi, cenazeyi alkışlamak ciddiyetsizlik olmak bir yana, ölüye ve ölü sahiplerine saygısızlıktır ve İslâm dininin öngördüğü edep ölçüsünün dışındadır. (İslam İlmihali, DİB. Yay. C. I, sh. 366) Cenaze hizmetlerinin yaşayanlara yönelik amaçlarından biri ölümü hatırlamak, ahiret âlemini düşünmek ve ibret almaktır. Hatta bu maksadı ihlâl edeceği endişesiyle cenazeyi teşyî ederken yüksek sesle Kur’an okumak, tekbir getirmek ve zikir yapmak bile bazı âlimlerce hoş karşılanmamıştır. (İslam Ans. TDV. Yay. C. 7, Sh. 357)  
Cenazenindefni ve sonrasındaki görevler: Cenaze kıble tarafından yavaşça kabre indirilir, yüzü kıble tarafına gelecek şekilde sağ tarafı üzerine yatırılır. Cenazeyi kabre koyan kişiler bu esnada, “Bismillâh ve alâ milleti Resûlillah” (Allah’ın adıyla ve Allah’ın elçisinin dini üzere) derler. Lahdin üzeri tahta, kerpiç veya benzeri malzemelerle kapatıldıktan sonra üstü toprakla örtülür. 
Cenaze defnedildikten sonra hemen dağılmayıp kısa bir süre daha beklenir ve Kur’an (genellikle Yâsin, Mülk, Vâkıa, İhlâs, Felak ve Nâssûreleri, sonra Fatiha ile Bakara suresinin ilk beş ayeti) okunur, ardından dua edilir. Mezar başında ölüye dua edilmesi Peygamber Efendimizin hem tavsiyesi hem de uygulamasıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), bir cenaze gömüldükten sonra hemen dönmez, bir müddet ölünün kabri başında bekler ve şöyle buyururdu: “Kardeşiniz için yüce Allah’tan mağfiret isteyiniz ve kendisine sükûnet vermesini dileyiniz. O şimdi sorguya çekilmektedir.” (Ebu Dâvûd, Cenâiz, 67-69)

Cenaze yakınlarına taziyede bulunmak: Ölen din kardeşimize karşı son vazifelerimizi yaptıktan sonra onun geride kalan ailesine ve yakınlarına karşı da bir takım görevlerimiz vardır. Bunlardan birisi ölenin yakınlarına taziyede bulunmak, yani, “Allah sabırlar versin. Başınız sağ olsun. Allah geride kalanlara ömür versin” gibi teselli edici ve rahatlatıcı sözler söyleyerek acılarını paylaşmaktır. Uygun olan taziyenin cenaze defnedildikten sonra üç gün içerisinde ve bir defa yapılmasıdır. Taziyenin tekrarlanması ve uzun süre yapılması ölü yakınlarının üzüntüsünü yeniler. Taziyede bulunmanın sevabı pek büyüktür. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Başına felaket gelen kimseye taziyede bulunan kimseye musibete uğrayanın sevabı kadar sevap verilir.”(İbnMâce, Cenâiz, 56; Tirmizî, Cenâiz, 71)
Cenaze evi halkına yemek vermek: Diğer bir görev de cenaze çıkan evin halkına yakın komşu ve akrabalarının yemek vermesidir. Cenaze sahipleri üzüntüleriyle meşgul oldukları için yemek yapmaya müsait değildir, hatta yemek yemeyi bile düşünemezler. Bu yüzden onlara hem yemek temin etmek, hem de yedirmek diğer Müslümanlar üzerine düşen bir görevdir. Hz. Peygamber (s.a.s.), Hz. Cafer (r.a.)’in şehit haberi geldiği zaman; “Cafer ailesi için yemek yapın! Çünkü onlara, onları meşgul eden (haber) geldi!”  buyurmuştur. (Tirmizî, Cenâiz, 21; Ebu Dâvûd, Cenâiz, 30)
Akraba ve komşuların ilk üç gün içerisinde yemek hazırlayıp cenaze evine götürmeleri müstehaptır. Bu uygulama ülkemizde yaygın olarak yapılan güzel âdetlerdendir. Cenaze sahiplerinin yemek, helva vb. yiyecekler hazırlayıp başkalarına ikramda bulunması ise İslam âlimleri tarafından uygun görülmemiştir. 
Ölülerimizi hayırla yâd etmek: Ahirete göç eden din kardeşlerimizi hayırla yâd etmek, onlar için Allah’tan af ve mağfiret dilemek, onların güzel hallerini söyleyip kötülüklerini söylemekten sakınmak da onlara karşı olan vazifelerimizdendir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu konuda şu tavsiyede bulunmuştur: “Ölülerinizi, iyilikleriyle yâd edin, kötülüklerini dile getirmeyin.”(Tirmizî, Cenâiz, 34) Kur’an-ı Kerim’de de mü’minlerin, ahirete göç eden din kardeşleri için dua ettiklerini ve onlar için mağfiret talebinde bulunduklarını haber verilmektedir: “Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla...”(Haşr, 59/10)
Müslüman olarak ölen din kardeşlerimize olan -cenazeyi yıkamak, kefenlemek, namazını kılmak, cenazeyi takip etmek ve defnetmek gibi- görevlerimizi yerine getirmekle onlara karşı olan kardeşlik ve vefa borcumuzu ödemiş oluruz. Budavranışımızaynı zamanda bizlere ölümü ve ahireti hatırlatarak, muhasebe yapmamıza ve ölümden sonrası için hazırlanmamıza da vesile olur.
Mehmet Sönmezoğlu Kocaeli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü
Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37