1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Vefatının 74 ncü yılında akif ve…
Vefatının 74 ncü yılında akif ve…

Vefatının 74 ncü yılında akif ve…

İstiklâl marşımızın büyük şairi merhum Akif, yıllar önce “Hâlâ mı Boğuşmak?” başlığıyla yazdığı satırlarda, ”birbirinize de girmeyin ki, maneviyâtınız sarsılmasın, devletiniz gitmesin. ”

A+A-

İstiklâl marşımızın büyük şairi merhum Akif,  yıllar önce “Hâlâ mı Boğuşmak?” başlığıyla yazdığı satırlarda, ”birbirinize de girmeyin ki, maneviyâtınız sarsılmasın, devletiniz gitmesin. ” demiş. Biz de bugün merhumun satırlarından ibret levhaları ile yazarak hem merhumu analım,  hem ruhaniyetini memnun edelim ve hem de başta nefsim olmak üzere alınması gereken dersi alalım istedik. İstedik, çünkü en küçüğünden en büyük hizmet kadrosuna kendi içindeki çelişkilerle meşgul. “İzzet-i nefsim” diyenler çok da, umumun menfaati söz konusu olduğunda zıkkım çıksın nefsin izzetine diyen az. Vakıf’ı Dernek’i öyle, Yerel yönetimi öyle,  Merkezi öyle. Öyleyse bazı ibret tablolarına gerek var demektir.   Hem vefatının 74 ncü yılında şairimizi o güzel satırlarıyla anmak sanırım anlamlı olur.  Birbirimize karşı her zamankinden daha mütevazı,  daha halim-selim, daha şefik ve rahim olmamız gerektiği halde, fitnelerin, fesatların ve farklılıkların öne çıkarılmaya çalışıldığı bir süreçte faydalı olur inşallah. Olmalı da. Çünkü birlikte başarma ve bir arada mutlu yaşama,  ancak birbirimize karşı daha mütevazi, daha halim-selim, daha şefik ve rahim olmakla mümkün olacak. Ancak nedendir bilinmez bazıları sürekli sertleşme yanlısı gibi.  Bakın merhum nasıl başlamış “Hâlâ mı Boğuşmak?” şiirine: Sen! Ben! Desin efrâd,  aradan vahdeti kaldır;

Mâzilere in, mahşer-i edvârı bütün gez:Milletler için kıyamet o zamandır. Kânûn-i İlâhî, göreceksin ki, değişmez:  Şirin ilerleyen bölümünde, “Birlikten eser yok bizdeki bir avuç halkın içinde! Post kapmak için kavgaların hepsi nihayet; Hâlâ mı boğuşmak? Bu ne gaflet, ne rezalet!” diyor merhum. Demek her sıkıntılı ve zor dönemin sorunuymuş kendi içimizde fitne-fesad. Demek şer ittifaklar her devir ve dönemde bu yolu deniyorlarmış!. Öyleyse ders çıkarmak gerekmez mi yıllardır tekrarlanan bu oyundan! Gerekir gerekir de, ders çıkaranımız ya az, yada ders çıkaranların sesi çıkarmıyor çıkması gerektiği tonda.  O zaman da tabi, bağıranlar-çağıranlar, çığlıklarıyla ortalığı velveleye veren ayrıkotları her yanı kaplamış görünüyor.

Sayın Başbakan,  son zamanlarda ortaya atılan ‘iki dil’ ve ‘özerklik’ taleplerine  Akif’imizin Milli Mücadele Yıllarında Kastamonu  Nasrullah Camii’nde yapmış olduğu tarihî vaazdan alıntılarla cevap verirken ayni zamanda bazılarına ciddi bir hatırlatmada bulunuyor.  Aslında o bazıları böyle bir vaaz ve içeriğinden haberdar mıdır tartışılır ya. Mekan ve konu pek ilgilerini çekmez de. Neyse, biz yine de hatırlamış olmalarını ümit edelim. Bir de biz hatırlatalım o tarihî vaaz’dan alıntılarla tezyin edilmiş konuşmayla Akif’imiz o vaaz’ında söylediklerini. Akif,  ” Ey cemaat,  diye başlıyor, gözünüzü açınız, ibret alınız.  Bizim senelerden beri kanımızı emen,  iliğimizi kurutan dahilî meseleler yok mu? Havran meselesi, Şam meselesi, Yemen meselesi, Kürdistan meselesi, Arnavutluk meselesi. Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış meselelerdir. ” Diyor tarihi vaaz’ında. Gerek Akif’in bu vaazının ve gerekse sayın Başbakan’ın bu konuşmasının okunması aktarılmasından faydalı olacaktır. Hem tarihi hatırlamayı,  hem de günümüz meselelerini tarihî hakikatlerle mukayeseyi netice verecektir Tavsiye olunur.

Bu haber toplam 820 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.