1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Veresiye defteri
Veresiye defteri

Veresiye defteri

Yıl 1915. Aylardan Mayıs... Çanakkale'de kızılca kıyametin koptuğu günler... Vefa Lisesi Fransızca Öğretmeni Ahmet Rıfkı her günkü gibi okuldan içeri girer. Selâm verir ama çocuklar selâmı

A+A-

Yıl 1915. Aylardan Mayıs... Çanakkale'de kızılca kıyametin koptuğu günler... Vefa Lisesi Fransızca Öğretmeni Ahmet Rıfkı her günkü gibi okuldan içeri girer. Selâm verir   ama çocuklar selâmına karşılık vermezler!.. Ahmet Rıfkı şaşırmıştır. Arka sıralarda oturanlardan biri ayağa kalkarak;

"Hocam, mahallemizde eli ayağı tutan ağabeylerimiz Çanakkale'ye gönüllü gittiler, ama siz hâlâ buradasınız! Biz de gitmek istiyoruz, fakat yaşımız tutmuyor, söyler misiniz bize, vatanımız elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar?"

Ahmet Rıfkı bu durum karşısında şaşkındır. Yaşlı gözlerle sınıftan çıkar ve okul idaresine dilekçesini verir. Arkadaşlarıyla, öğrencileriyle vedalaşır, evine gelir. Ahmet Rıfkı'nın hayattaki tek varlığı yaşlı annesi Ayşe hanımdır ve Şehzadebaşı semtindeki evlerinde birlikte oturmaktadırlar. Durumu annesine anlatır, ondan hakkını helâl etmesini ister. Ardından mahallenin bakkalı, gün görmüş bir zat olan Selâhattin Adil Efendiye uğrar ve şöyle der: "Selâhaddin Amca, Allahın izniyle vatanın bağrına saplanmış olan düşman hançerini çıkartmaya gidiyorum. Senden isteğim, anamı iaşesiz bırakma! Kısmetse dönüşte borcumu öderim!"

Ahmet Rıfkı çeşitli cephelerde savaşa katılır. 19 Aralık 1915 günü de şehit olur... Annesi Ayşe hanım oğlunun şehitlik haberini alır. Çok üzülmesine karşın, inançlı bir kadın   olduğundan olayı olgunlukla karşılar. Yapabileceği bir şey de yoktur zaten.

Olayın şokunu atlatan Ayşe hanımın aklına, veresiye yiyecek aldığı bakkal gelir. Gider ve; "Yedi aydır senden veresiye alırız, borcumuzu verelim de oğlum borçlu yatmasın!" der. Selâhaddin Efendi şöyle cevap verir; "Ayşe Hanım, sen okuma yazma bilmezsin, okuma bilen bir yakınını getir de hesabı o çıkarsın!"  Bunun üzerine Ayşe Hanım, komşusunun kızı Gülşah'la birlikte yeniden gelir dükkâna. Selâhaddin Adil Efendi, "Ahmet Rıfkı" bölümünü açarak veresiye defterini Gülşah'ın önüne koyar! Gülşah bir süre bakar sayfaya ve onlara veresiye defterindeki kırmızı harflerle yazılmış satırları gösterir. O satırlarda şunlar yazmaktadır;

"Bu hesap Ahmet Rıfkı'nın kanıyla ödenmiştir, vesselam!"…

Bu yazıyı neden yazdım, ne anlatmaya çalıştım değil mi?

Geldiğimiz günlere şöyle bir bakın. Türkiye’nin düşürüldüğü durumu birazcık da olsa, tarafsız gözle, hiçbir partinin etkisinde kalmadan inceleyin. Gördüklerinizi ondan sonra bağdaştırmaya çalışın yazdıklarımla…

Günümüz insanını; o günlerin Ahmet Rıfkı öğretmeniyle, bakkal Selahaddin’iyle kıyaslayın…

Yine mi olmadı?

Boş verin öyleyse! Ben de bir şey söylememiştim zaten!..

Bu haber toplam 1090 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.