• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 2 °C

Vicdan ile cüzdan arasında kalmak

İbrahim ELGİN
Bizler bugün birçok şeyin fiyatını biliyoruz ama hiçbir şeyin değerini bilmiyoruz. Bir şeyler arıyoruz ama neyi kaybettiğimizi bilmediğimiz için bulduğumuzu da anlayamıyoruz. Akil insanlardan biri diyor ki “Para ile satın alamayacağınız şeylerinizi asla kaybetmeyin”.Kaybettiğimiz güzel hasletlerimizden bazılarını sayacak olursak mesela ahlak, dostluk, dürüstlük ve mertlik gibi hasletler maalesef bunlar bir yerlerde satılmıyor. Çünkü bunların marketi de yok imalathanesi de, herşey insanın kendinde saklı. Yüce yaratıcı adil davranıp bizleri yaratırken tertemiz güzel huylarla donatarak yaratıyor. Bizler zamanla o güzellikleri kirletmeye ve kendi elimizle yavaş yavaş yok etmeye başlıyoruz. 
           Yaratılıştan verilen bu güzelliklerimizi zaman, zaman ufak menfaatler karşısında satmaktan da çekinmiyoruz. Hayat bir imtihan sahası fakat bu imtihanda herkesin soruları farklı .Aslında sorularımız ne kadar farklı olsa da hayatın içinde bizlere cevapları da verilmiş durumda. Bize sadece bu cevapları yaşam kağıdına yazmak kalıyor. Hepimiz hayatımızı sürdürmemiz için bir işle uğraşıyoruz kimimiz ticaret, kimimiz işçi, kimimiz çiftçi, kimimiz memur,kimimiz siyaset vs. yani herkes kendine göre bir işle meşgul.  
          Yaptığı işte herkes tabii ki başarılı olmakta istiyor. Fakat başarının sadece parada mevkide veya itibarda olduğunu zannediyor. Aslında esas başarı insanın vicdanının rahat olacak bir şekilde yaşamasıdır. Yaşam adeta cambazların ip üzerinde yürümesi gibidir. Sirklerde hepiniz çok seyretmişsinizdir cambazlar ip üzerinde yürürken dengelerini sağlamak için ellerine uzun bir çubuk alırlar.Ancak bu çubuk sayesinde uzun mesafe yürüyebilirler de onun için. Bizlerde hayat yolunda ilerlerken beyin ve kalp dengesini iyi kurabilirsek kazasız belasız bu yolda yürüyebiliriz. 
          Eğer beynimizi bilgi, kalbimizi Allaha iman, sevgi, dostluk, kardeşlik ,şükür, sabır gibi güzel hasletlerle doldurmadığımız sürece hayat dengesini kurmamız çok zor. Bakın Özgecan  kızımızın başına gelen menfur hadisedeki tabloya. Bir insanın hayvandan daha aşağı bir duruma nasıl düştüğünün göstergesidir bu hadise. Bu adam (Pek adam demek içimden gelmiyor ama )o hadiseyi gerçekleştirene kadar aramızda insan sıfatıyla dolaşıyordu. Fakat bir anda ruhundaki canavar harekete geçti ve bu olayı gerçekleştirdi. 
          İşte günümüz insanları bedenlerini en nefis yemeklerle beslerken, maalesef ruhlarını uyuşturucu, içki, şehevi arzular, son model arabalar, villalar, sınırsız eğlenceler, çok para harcamalarla beslemeye çalışıyor. Çünkü insanoğlu sadece yemek içmek ve eğlenmek için yartılmadı. Bu dediklerimi hayvanlar da yapıyor zaten.İnsanın hayvandan bir farkı olmalı.Ama farkımızı farketmek lazım önce. Aslında insanlar içlerindeki huzursuzluğu bunlarla unutmaya çalışıyor. Yani anlayacağınız benzinli arabanın deposuna, mazot dolduruyor. Ondan sonra arabanın motoru yanıyor. Çünkü ruhunun neyle besleneceğinden haberi bile yok. Belki de bir çoğunun bir ruhunun olduğundan bile haberi yok. Eskiden böyle hastalara bakan doktorlara ruh doktoru, hastalara da ruh hastası denirdi. Şimdiler de ise isimlerini değiştirip doktorlara pisikolog, hastalara da  pisikolojik rahatsız diyorlar. Buradan bile ruh denen nesnenin unutulduğunu hemen anlayabilirsiniz . 
          Bunlar bedeni sadece etten ve kemikten yaratılıp öyle ayakta durduğunu zannediyorlar. İnşallah bu menfur olaydan sonra artık bazı şeylerin farkına varırız da  hem okullarımız da, hem de aileler olarak çocuklarımızın beyinlerini sadece dünya bilgileri ile doldurmakla yetinmeyip. Ruhlarını da gerçek Allah inancıyla doldurmayı ihmal etmeyiz. Unutmayın kuşlar bile tek kanatla uçamazken. İnsanlar da  vücudun da ruh ve beden dengesini kuramazsa ayakta durup ilerleyemez. Ha denge dedim de aklıma geldi. Bunlarla birlikte insan kendinde vicdan ve cüzdan dengesini de iyi ayarlaması lazım. Yoksa yaşam yolunda ilerlerken takılıp düşmesi hiçten bile değil. 
          Bakın bu hasletlerin önemine binaen sizlere yaşanmış bir olayı arz edeyim. Londra’da ki bir camiye oradaki müslümanlara hem vaaz vermek, hemde namaz kıldırmak için Türkiye’den bir imam atanır .Bu İmam efendi şehre gitmek için hergün  aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman da aynı şöföre rastlıyormuş. Bir gün bilet alırken şöför yanlışlıkla imama İngiliz parasıyla yirmi kuruş fazla vermiş. İmam yerine oturduğunda parasını sayarken yirmi kuruş fazla verildiğini fark etmiş. Fakat  içinden şimdi bu yirmi kuruşu şöföre geri versem mi? Vermesem mi? Acaba diye düşünmüş. Yahu çok küçük bir para geri vermenin ne anlamı var. Şöförün de zaten umurunda değil, otobüs şirketine yirmi kuruş ne zarar verir ki demiş. Bu parayı Allah’tan gelen bir hediye gibi düşünmüş. 
          Fakat ineceği durağa gelince imam fikrini değiştirip, kendi kendine arkadaş sen hiç utanmıyor musun,  hem müslümansın hem de üstelik imamsın sana yakışır mı helal olmayan bir parayı almak diyerek şöförün yanına gitmiş. Şoför bey yirmi kuruş fazla vermişsiniz buyrun diyerek yirmi kuruşu geri vermiş.. Şoför bey gülümseyerek demiş ki ” Siz caminin yeni imamısınız herhalde? İmam efendi evet demiş. Aslında ben sizi uzun zamandır benim arabama bindiğiniz için takip ediyorum.Hal ve hareketlerinizle çok iyi bir bir insana benziyorsunuz .Sizden islam dininin size yansıttığı bu güzellikleri öğrenmek için ziyaret etmek istiyordum. Bu parayı ben size bilerek fazla verdim. Bakayım ne kadar dürüstsünüz nasıl davranacaksınız diye merak ettim demiş. 
           İmam efendi şoföre para üstünü verdikten sonra arabadan inerken bacakları titremeye başlamış.Arabadan indiğinde tam yere yığılacağı sırada bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış.O anda gözlerinden yaşlar dökülmeye başlamış ve ellerini semaya açarak” Ey Allah’ım az daha dinimi yirmi kuruşa satıyordum” demiş. 
           Dedik ya hayatımızın her anı bir imtihandır diye Nasıl ki okulda öğretmenlerimiz bizleri aniden sözlü imtihana kaldırıp not verebiliyorlarsa, hayat imtihanında da insanlar için böyle ani sözlüler olabiliyor bazen. Eğer beynimiz ve kalbimiz gerçek İslam dininin bize bahsettiği iyi ve güzel hasletlerle beslendiyse bu ani sorulara cevap vermemiz kolay olacaktır.Fakat bahsettiğimiz  bu hasletlerle beslenmediyse işimiz gerçekten zor.Siz bakmayın bazılarının yüksek sesle ben şöyle dürüst adamım, ben böyle delikanlı adamım, benim kalbim herkesten daha temiz dediklerine. Böyle aniden vicdan ile cüzdan arasında kaldıkların da ne yaptıklarını iyi izlemek lazım. Çünkü iyi insanlar kendilerini yüksek sesle pek reklam etmezler. 
            Siz hiç sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü kıymetli malı olan bağırmaz. Domatesçi, zerzevatçı, bağırır ama kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. Aslında düşünen insan bağırmaz. Çünkü insan bağırırken düşünemez. Bakın hayatınızda aniden vereceğiniz kararların ne kadar önemli olduğunu görün. Çünkü büyük yangınlar küçük kıvılcımlardan çıkar derler. Hayat bir kararlar manzumesidir. Duyguların başka aklın bambaşka bir şey söylüyorsa karar vermekte acele etme. Vicdanının sesini iyi dinle. Çünkü duygularınız zaman, zaman sizi yanıltabilir ama vicdanınız asla yanıltmaz. Bu günlükte bu kadarla yetinelim. Haftaya buluşmak dileğiyle. Herkese iyi  pazarlar…
Bu yazı toplam 219 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37