1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. YA  OLDUĞUN  GİBİ  GÖRÜN,   YA  GÖRÜNDÜĞÜN  GİBİ  OL…
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

YA  OLDUĞUN  GİBİ  GÖRÜN,   YA  GÖRÜNDÜĞÜN  GİBİ  OL…

A+A-

Daha  acımızın  etkisiyle  yanıp  tutuşurken  yeni  bir  acıyla  kavruldu  gönlüm..  14  fidan..              

Göçüp  gitti  ömrünün  baharında.. Fidanların  ikisi  bu  ilin  toprağından.. Off.. Şehidim,  aslanım  burada  yatıyor.. Yok.. Durmuyor,  doymuyor  hain  canavarlar.. Pes mi  edecek  bu  yüce  millet.. Öyle mi  sanıyorlar  acaba.. Aptallar..Aklınıza  şaşarım  sizin.. Bu  milleti  yedi  düvel  dize  getirememiş.   Bir  evladını  şehit  veren  ardından  diğer yavrusunu  asker  etmiş.. Kanlı  göz  yaşı  dökerken “Vatan Sağ  olsun” sözleriyle  bağrına  taş  basmış.. Ama kimseden korkmamış,  vatanından vaz  geçmemiş.. Yine  aynı  filmi  görüyor  toplumumuz..Çok  yakındır.. Bu  kutsal  vatana  uzanan  eller  kırılacak,  diller  kesilecektir.. Türk  ayranı  iyice  kabardı,  bardaktan  taşmak  üzere  biline.. Bunca  sıkıntı  arasında  beni  ve  benim  gibi  düşünenleri  teselli  eden  Mevlana  Celalettin  Rumi Hz.  adına  yapılan  o  güzel,  duygulu  anma  törenleri  oldu.. Semazenlerin  huzur  dolu  gösterilerini  izlerken  yine  her zaman ki  gibi  kafamızı  dağıtmak  adına  Mevlana’nın  hayatına  azıcık  göz  atmak  geldi  içimden.. Ve  tabiî ki  sonrada  sizlerle  paylaşmak.. Çünkü  şu  günlerde  Mevlana  Celalettin  Rumi  nin  bakış  açısına  o  kadar  çok  ihtiyacımız  var ki.. 
     Mevlana  Celaleddin – i  Rumi..  30  Eylül  1207.. Tam  741  yıl  önce,  bu  günkü  Afganistan  sınırları  içinde  yer  alan  Horasan’da,  babası  Bahaeddin  Veled  ile  Mümine  hatunun  kıymetli  yavruları  olarak   dünyaya  teşrif  ettiler..
   1225  yılında  Karaman’ da,  Gevher  Hatun  ile  evlendi.. 3  Mayıs  1228  yılında  davet  edildiği  Konya’ya  merasimler  eşliğinde  gitti  ve  oraya  yerleşti..
  Ve,  17  Aralık  1273  yılında, bir  Pazar  günü  akşam  üstü,  Hakkın  Rahmetine  kavuştu..
Kendisi  ölüm  gününe,  düğün  günü  manasına  gelen “ Şeb-i  Arus ”  olsun diye  vasiyet  etti.
Yani  “ Şeb-i  Aruz “ Hz.  Mevlana’ nın  ölüm  gününün  hatırası  olarak   07 – 17  Aralık  tarihleri  arasında  yapılan  merasimdir.. 
 Evet  sevgili  okurlarım.. Bu  yıl da  tüm  heyecan  ve  coşkuyla anıldı  Hz. Mevlana’mız.. Hem  ilimizde,  hem de  tüm  sevenlerince,  dünyada.. 
   Mevlana  adının  anlamı=  Efendimiz..  Rumi =  Anadolu  anlamında  söylenirdi.. Yani  “Anadolu  Efendisi”.. adını  ona  halkı  takmıştı..   
  Öyle  ayrıcalıklı  bir  insandı ki,  manevi  aşk  onu  yaktı,  kavurdu.. Aşk  ateşiyle  Allah’a  sığındı.. Dünyevi  ne  varsa  onu  hiç,  ama  hiç  etkilemedi.. Maddeyse  aklına  bile  gelmedi..
Ve  insanların  doymazlığına  baktıkça  kahroldu.. Kahroldukça  güzel  sözlerle  veya  şiirlerle  seslendi  topluma.. Hepsini,  tüm  insanları  çağırdı,  davet  etti  dergahına.. “ Gel  dedi,  gel.. Ne  olursan  ol  ama  gel “.. Sonra  “Bazen  Diyorum ki “ Ne  Olacak  Söyle  Gitsin” sonra  diyorum ki “Söyleyince  Ne  Olacak,  Sus  Bitsin”…dedi..
İnsanların   hırslarına  şahit  oldu,  üzüldü.. Ve  dedi ki “ Hırsı  Bırak,  kendini  boş  yere  harcama.!!  Şu  Toprak  Altında  Çırakta  Bir,  Ustada”..  
  Bir  elini  göğe  açtı,  bir  elini  toprağa..  Döndü,  döndü,  döndü…Yaratana  bıraktı, bedenini,    beynini.. Sembolik  olarak,  kainatın  oluşumunu, insanın  alemde  dirilişini,  Yüce  Yaratıcıya  olan  aşk  ile  harekete  geçişini,  yönelişini  ifade  etti.. Yani  adeta  manevi  aleme  yolculuktu  bu  (SEMA).. Dedi ki “ Mademki  varlığın  manası  Aşk tır.. Aşkın  en  ileri  noktası  olan  Allah  Aşkı  ve  muhabbeti.. Her şeyin  üzerinde  değere  sahiptir.. Ben  daima  oradayım.. 
Hz.  Mevlana,  büyük  bir  devlet  adamı, din  bilgini, filozof,  iyi  bir  ulama  idi.. Söylediği  her  sözde derin  bir  mana  ve  gerçeklik  vardı.. Mısralarında,  aşk  ateşinin  yakıcılığı  daima  ön  plana  çıkardı.. Ve  derdi ki “ Ben  hem  aşık,  hem  maşukum.. Ben  hem  aynayım,  hem  güzelliğim.. Hem de  güzelliği  seyreden”.. Allah’ın  nurunu,  ışığını  insanlığa  yaymaya,  doğruluğu,  dürüstlüğü  yaşam  kuralı  olarak  en  öne  çıkartmaya  ömrünün  sonuna  kadar  sürdürdü.. Nasihatler,  öğütler  etti.. Vasiyetler  bıraktı.. Şiirleri  ozanlara  rehber  oldu..  Ama  insanlık  ne  denli  aldı  nasibini,  tartışılır.. Hele de  dilden  dile  dolaşan  7  öğüdü  vardı ki  
   .Sevgide  Güneş  gibi  ol,
   .Dostluk  ve  kardeşlikte  Akarsu  gibi  ol,
   .Hataları  örtmede  gece  gibi  ol,
   .Öfkede  Ölü  gibi  ol,
   .Tevazuda  Toprak  gibi  ol,
    Her  ne  olursan  ol..
   .Ya  olduğun  gibi  görün,
   .Ya  göründüğün  gibi  ol…
Ve  çok  mütevazi  bir  yaşamı  vardı.. Çünkü  Allah’tan  başka  kimseden  beklediği   hiç  bir  şey  yoktu ki.. İstediği  tek  şey  Aşk ta  bütünleşmek.. Bir  ses,  bir  nefes.. 
Ve,   zaten “ Biz  olana “ Elhamdülillah” – Olmayana da  “ Eyvallah”  demesini  biliriz,  derdi..
  Evet  efendim.. “ Mevlana  Celalettin  Rumi “  hakkında  anlatılacak  o  kadar  çok  şey  var ki, hangi  yönünden  söz  edeceğimi  bilemiyorum.. Başta da  dediğim  gibi  bu  yıl ki  anma  törenlerini  yine  İzmit  Belediyesi  mükemmel  organizelerle  izlettirdi.. Ben  uzayan  soğuk  algınlığım  nedeniyle  bu  programlara  katılamadım  ancak  TV 41 den  canlı izledim..                   Bu  tür  coşkulu  programlarla  İnsanlığı,  İnsan  olmayı  ve  Aşkı  bize  hatırlatanlara  binlerce  teşekkürler.. Evet,  Mevlana  Celalettin  Rumi’ yi  anmanın  en  faydalı  yanı da  bu  bence..         
 
               

Bu yazı toplam 2081 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum